O kadar laf edeceğinize listeyi versenize!
Bank Asya olayında sorun nerede düğümleniyor?
Sermaye sahiplerinin listesinin BDDK’ya verilmemesinde..
TMSF’nin atadığı isimlerin yönetim kurulunda çalışmaya başlamasından bu yana, üç gün geçti..
Ne zor işmiş, şu listeyi vermek?
Bir bakkal dükkanının bile..
Sahibi kim ise..
Maliye’ye bilgisi verilir.
Bazen ortaklar arasında sıkıntı yaşanır.
O zaman da süre istenir, bilgi verilir.
Bank Asya’da ise.. Kim ortak, belli değil.
Belli değil ki, listeyi verip, yönetimi tekrar kendi ellerine geçiremiyorlar..
•
“Aaaa. Bank Asya’nın eski yönetimi, tekrar işbaşına gelebilir mi?” diye merak edecekseniz..
Hiç meraklanmayın..
Şu anki durum o..
BDDK’nın gerekçesi, “Sermaye sahiplerinin listesi verilmedi..”
Liste verilirse ne olacak?
Gerekçe ortadan kalkacak.
Gerekçe ortadan kalkınca ne olacak?
TMSF adına yönetim kurulunda göreve başlayanlar, tıpış tıpış evlerine dönecekler.
Ama..
Arkasında ne var ise..
Sermaye sahipleri BDDK’ya bildirilmiyor.
Medyada vıdı vıdı ile gün öldürülüyor.
Biri televizyona çıkıyor.
Diğeri gazete manşetindeki yerini alıyor.
Dersiniz ki, vahim bir hukuk ihlali var.
Oysa durum çok net.
Sermayesinin kime ait olduğu belli olmadan bakkal dükkanı bile işletilemeyen bir ülkede.
Siz kalkıp banka statüsünde bir kurumu yönetmeye kalkarsanız.
Kimse size, “Buyrun, yolunuza devam edin” demez.
Diyemez.
•
Altıncı Akın İpek’in gazetesinde, Sami Karahan isimli bir profesörün sözleri, manşete yerleşmiş: “Lahey’de yargılanırlar.”
Ben bu ifadeyi bir yerden hatırlıyorum.
Cem Uzan da, böylesi laflar ediyordu.
Ne oldu sonunda?
Önce ailesi kaçtı..
Ardından kendisi kaçtı..
Orda burda açtığı davalar da.. Birer birer reddedildi..
Ne sanıyor ki bunlar?
Lahey’e gittiklerinde..
“Biz sermayedarlarımızın listesini vermek istemiyoruz. Onlara ne ya.. Niye verecekmişiz ki biz..” diyerek, dava kazanacaklarını mı sanıyorlar?
Konuşanın isminin önünde, “Prof.” yazınca..
Öyle oluyor sanıyor olmalılar..
Oysa bu arkadaş, 4 ay önce bize dava açmıştı..
“Öğretim üyeliğinden kazandığım paraları, Bank Asya’nın borsadaki hisselerinden 386.461 adetini satın alarak değerlendirmek istedim.. Ama bu hisseler değer kaybetti. Zararımı Akit ödesin” demişti..
Gülüyor musunuz?
Biraz daha artırayım neşenizi..
Bu arkadaşımız, Marmara Üniversitesi’nde, ticaret hukuku profesörü imiş..
Borsada o kadar şirketin hisse senedi var iken..
Bula bula.. Tartışmalı bir grubun hisse senedini bulmuş..
O grup da, hükümeti devirmeye kalkıştığında..
Kurdukları tuzak, ayaklarına dolanmış.
Hisse senetlerinin değerleri, altüst olmuş..
Ticaret hukuku profesörü olan bu arkadaş..
“Aman kimse duymasın.. ‘Ticaret hukuku profesörü olan birisi, kalkıp da netameli bir şirketin hisse senedini alıp, zarar etmiş’ diye duyulursa.. Kendim kimsenin yüzüne bakamayacağım gibi.. Bir de üniversitenin de.. Üniversite de bir kenara.. Profesörlüğün de bir itibarı kalmaz.. İyisi mi, ben bu zararı sineye çekeyim” dememiş..
Bir de reklam ediyor, yanlış şirketin hisse senedini almasındaki vahim hatasını..
•
Ne diyor peki, dava dilekçesinde?
“Akit şu haberi yaptı.. Bu haberi yaptı.
Onun için, hisse senedi düştü..”
Bakıyorum gerekçe gösterdiği haberlere..
“Bank Asya’dan ilanlı tehdit” başlığı taşıyan bir haber..
Hürriyet gazetesine ilan vermişler. İlan, Akit’te haberleştirilmiş.
Bir başka haberimiz..
“Bank Asya’ya soğuk duş.”
Bu haberde ne denilmiş?
“Babacan’ın ‘Bank Asya’nın Ziraat Bankası tarafından alınması için görüşmelerin sürdüğü’ yolundaki açıklamalarından bir gün sonra, Maliye ve SGK, Bank Asya ile ilgili protokollerini iptal ettiğini açıkladı.”
Duyuyorum, “Ne var bunda” dediğinizi..
Biz de cevap dilekçesinde öyle dedik zaten: “Ne var bu haberde? Yalan mı? Babacan o açıklamayı yapmış, ertesi günü de, Maliye ile SGK protokolleri iptal etmiş. Yalan ise, ‘Yalan’ deyin. Yalan değil ise.. Ne istiyorsunuz?”
Bir başka haber:
“Bank Asya’nın Katar oyunu deşifre oldu.”
Haberin içinde de şu bilgi var: “Bank Asya’nın Katar oyunu açığa çıktı. ‘Ortak olduk’ diye hisselerinin değerini artıran banka, BDDK’ya bile başvurmamış.”
Bu habere bile dava açmış, ticaret hukuku profesörü Sami bey..
El insaf yani..
Ya bu habere, “Yalan” dersiniz..
Ya da, haberi yapan gazeteye değil, Bank Asya’nın kendisine dava açarsınız..
Hisse aldığı banka yerine, bize dava açmış, ticaret hukuku profesörü!
Bizi Pensilvanya’daki zat ile karıştırıyor anlaşılan. “Bunlarda çok para var, bir dava açayım, belki kazanırım” diyor..
•
İşte böyle..
Bunların ticaret hukuku profesörleri bile..
Yanlış hisse senedi alıp, sonra da suçu gazetelere atacak kadar gerçeklerden uzaklar..
Şahsen ben..
O profesörün, kendi parası ile hisse senedi aldığını da sanmıyorum ama..
Dava açarak bize bir fırsat verdi..
O paraları nasıl kazanmış, cemaatten ne destek görmüş, şimdi Bank Asya ile ilişkisi nedir, dava zımnında ispatlayacağız.
Bakalım, o mu alacaklı çıkacak, biz mi.
Ne diyordu Şamil Tayyar: “Halkbank’a pirince giderken, Bank Asya’daki bulgurdan da oldular.”
İşte o hesap!







