--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

O dönemde, hangi babayiğit o manşeti atabilirdi!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Akit’in mücadelesini hakkıyla görmeyenler..

Bugüne nasıl gelindiğini.. Hangi zorluklardan geçildiğini bilmeyenler..

Eleştiri getiriyorlar..

Hatta çamur sıçratmaya kalkışıyorlar..

“Akit, iktidar ile, siyasi güç ile ittifak ediyor, yanlışlara sessiz kalıyor” diyorlar..

Akit’in “yanlış”lara nasıl isyan ettiğini, “güç” ile nasıl kavga ettiğini, 28 Şubat sürecini yaşayanlar biliyorlar..

Kimsenin çıtının çıkmadığı bir dönemde, bir paşaya “Bellendiniz paşam” manşetini bu gazetenin attığını, genç nesil bilmeyebilir..

Ama arşivleri açıp, okusunlar.. 

Akit’in “iktidar mensupları”na hiçbir dönemde şirinlik yapmadığını görsünler..

Dün “güç ile ittifak etmeyenler”in, bugün de etmeyeceğini bilsinler..

•

Akit’in mücadelesinin sembolleşmiş manşetlerinden birisi de..

Dönemin güçlü komutanı Güven Erkaya öldüğünde atılan manşetti.

Düşünebiliyor musunuz. Milli Güvenlik Kurulu’nda, (Allah rahmet eylesin) Başbakan Necmeddin Erbakan’ı “terlettiği” yönünde haberler yaptıran Güven Erkaya..

Refahyol koalisyon hükümetini yıktığı söylenen güçlü oramiral!..

İmam Hatip liselerinin orta kısımlarını kapattıran 8 yıl kesintisiz yasasının mimarı kabul edilen komutan!..

Askerin, siyasetçiler üzerindeki egemenliğinin sembol ismi olan üst düzey subay...

“Biz kimseye benzemeyiz, masaya yumruğumuzu vurduk mu, başörtü sorununu çözeriz” diyerek halktan % 18 oy alan.. Ama ortak olduğu hükümet döneminde başörtü yasağının İHL’lere ve ilahiyat fakültelerine bile yaygınlaştırılmasına 2002 sonuna kadar seyirci kalan MHP’nin korkaklığının arka planındaki tehditlerin faili olan o kuvvet komutanı..

2000 yılında vefat ediyor..

Kimisi korkusundan..

Kimisi menfaatinden.

Kimisi de belki gerçekten sevdiğinden..

Allayıp pullayarak o ölümü haberleştirirken..

Akit, “Hakkımızı helal etmiyoruz” manşeti ile çıkıyor.

Ve tahmin ettiğiniz gibi, başbakanından, bakanlarına.. Milletvekillerinden belediye başkanlarına kadar.. 

Ve benim için çok acı bir hatıradır.. Bugün saygı duyduğumuz bazı hocalarımıza varıncaya kadar..

Hemen herkes, en hafif şekli ile, “Akit’in yaptığı doğru olmadı” yorumları yapıyorlar..

İsteniyor ki, bu ülkenin başbakanı için, bir kuvvet komutanının sorduğu sorular karşısında “boncuk boncuk terlediği” tahkiri yapılsın..

Üniversite kapılarından kızlar, sırf başlarını örttükleri için geri çevrilsinler..

İHL’lerin orta kısımları kapatılsın.

Bunların hepsinin faili olarak takdim edilen sembol isim öldüğünde de, yaşanılanların hepsini unutup, “Yaşa varol komutan. Biz sensiz ne yaparız şimdi” diyelim.

Demedik..

Hakaret etmedik..

Ama ikiyüzlülük de yapmadık, yalakalığa soyunmadık.

“Hakkımızı helal etmiyoruz” dedik.

•

Güven Erkaya mirasçıları, “Babamıza hakaret edildi. O ülkesi için o mücadeleyi veren bir komutandı.. Şimdi ondan intikam alıyorlar. Üzüldük. 50 bin lira tazminat ödesinler” dediler.

Ayrıca hapis cezası istemli, dava da açtılar..

Mahkeme, dava dilekçesini bile tebliğ etmeden, 30 bin TL manevi tazminata hükmetti.

Bir karar için, bin çam devirerek..

Manşeti, yazarların yazılarına boca etti.

Hasan Karakaya ağabeyi, Abdurrahman Dilipak ağabeyin yazısından, Abdurrahman Ağabeyi de Hasan ağabeyin yazısından sorumlu tuttu..

Tam bir hukuk skandalı karar.

Uzun hikaye..

Karar temyiz edildiğinde, Yargıtay işin kolayına kaçtı; “Temyiz süresi geçmiş” dedi..

O da gördü, hukuk skandallarının bini bir para..

“Biz bu temyiz itirazlarına girersek, Erkaya’nın mirasçıları borçlu çıkar.. İyisi mi, ‘süreyi kaçırmışsınız’ deyip, dosyayı kapatalım” dediler..

Kapattıklarını sandılar..

İşte dün, davanın açılmasından 14 yıl sonra..

Temyiz itirazımızın yapılmasından 11 yıl sonra..

Hak yerini buldu..

Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi, “Haberde tazminat gerektiren bir husus yoktur” kararını verdi..

•

Tabii ki bu arada büyük üzüntüler yaşandı..

Abdurrahman ağabeyin evi satıldı..

Evet, yanlış okumuyorsunuz.

Şablon bir cümle değil bu..

Cumhuriyet tarihini bırakın.

Dünya hukuk tarihinde yoktur, bunun ikinci bir örneği.

Bir gazetecinin, yazısından dolayı..

Hatta sadece kendi yazısı da değil..

Hiç ilgisi olmayan, gazetedeki manşetin ve aynı gazetedeki bir başka yazarın yazısında da sorumlu tutularak..

Oturduğu evin satılması..

Hukuk tarihinin bir ilki olduğu gibi.. İkinci bir örneği de olmayan bir olay..

Bunları yaşadık biz..

Boyun eğmedik..

Ve sonunda mücadeleyi taçlandıran kararı, dün aldık.

Ha bir küçük not..

Bu süreçte.. 2014 Nisan’ında, davanın önemli dönemeçlerinden birisi de, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı ile yaşandı..

Hani “cemaat mensupları” deniyor ya.

Hiçbirisini tanımıyorum..

Ama özgürlük yanlısı o karar için, teşekkür ediyorum.

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle