Nasıl olsa ölmüş, uydur uydur söyle!
Şakacıktan da olsa, olmamış bir şeyi anlatmayı/uydurmayı, kısacası yalan söylemeyi doğru bulmam..
Normal günlerde de olmaz ama..
Ramazan günü hiç olmaz..
Onun içindir ki, yazıma şöyle başlamadım:
“30 Mart seçimlerinden hemen sonra, Süleyman Demirel’i Güniz Sokak’ta ziyaret ettim. Beraberimde birkaç avukat arkadaşım da vardı. Benim ayrıca gazeteci de olduğumu öğrenince, bana özel şunları söyledi: ‘Paralel yapı ve kartel medyası, ülkeyi uçuruma götürüyor. Aman dikkat!’ Sonrasında da ...”
Nasıl olsa Süleyman Demirel ölmüş.
Utanma olmazsa..
Yalan her günkü tek azık olursa..
Rahatlıkla uydurabileceğiniz bir yalan..
Niye bu örneği veriyorum?
Ortalık bu palavralardan geçilmiyor da onun için.
Paralel yapının Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal şöyle atıyor palavrayı:
“Yaklaşık bir yıl önce küçük bir heyet Güniz Sokak’ta ziyaret etti Demirel’i. Memleketin ahvalinden konuşurlarken söz döndü dolaştı, AKP cemaat kavgasına geldi. Güngörmüş bir siyaset adamı olarak ne düşündüğü soruldu. Demirel’in cevabı aynen şöyle oldu: Siyasetçi aslında güçsüz insandır ancak ağzına geleni konuştuğu için güçlü gözükür. Her zaman sesi çok çıkar. Âlim güçlü insandır.”
Ne denilmek istendiğini anladınız.
Fetullah Gülen alim imiş.
Tayyip Erdoğan da, sesi çok çıkan siyasetçi!
At bre Debreli..
•
İkinci palavranın mimarı da..
Ertuğrul Özkök..
Meğerse, 7 Şubat 2015 tarihli bir mektup yazmış Süleyman Demirel..
Mektubun yayınlanan bölümünde kime yazıldığı belirsiz de..
İçerikten anlaşıldığı kadarı ile.. Ertuğrul’un patronu Aydın Doğan’a..
Sözde mektubun kupürünü de koymuş köşesine....
Deniyor ki orada: “Seni 40 yıldır tanırım. Bu kırk yılda benden hiçbir talebin olmadı. Ben de senden hiçbir ricada bulunmadım.”
Böyle böyle gidiyor palavra mektup!
Demirel öldü ya..
Onun üzerinden artık uydur uydur söyle..
•
Oysa.. Sormak lazım bu genel yayın yönetmeni eskisine..
Senin patron Demirel’den. Demirel de senin patrondan bir şey istemedi ise..
Emin Çölaşan gibi..
Sözde devlet malına yönelik soygunların amansız(!) düşmanı.. Hemen her gün hırsızlık konulu yazılar yazan bir solak adam bile..
Nasıl oldu da..
Demirel’in manevi evladı, banka hortumcusu Cavit Çağlar aleyhine, Hürriyet’te tek yazı yazmadı..
Yazmaması bir yana..
“Sanayici işadamlarımıza sahip çıkalım” diye, bir de övücü yazılar yazdı!
Utanmadan sıkılmadan, “18 bin işçi çalıştırıyor, yazık, bunları harcamayalım” mealinde yazılarla, hortumlanan paraların üstünü örtmeye çalıştı..
Bir izah etseniz ya..
Nasıl olmuştur bu?
“Hortumcuları takip ediyorum” diyen Çölaşan, nasıl olmuştur da, hortumcuları aklamıştır?
Bunun için, kim kimle görüştürülmüştür?
Kim kimle işi pişirmiş, kim kimle işi bitirmiştir?
Hortumcu Cavit Çağlar lehine Hürriyet’teki o “derin” sessizliği bir anlatsanız da bilsek..
•
Süleyman Demirel matah bir adam değil ama..
Kendi tabanlarında bir itibarı olduğunu sanıyorlar.
Onun üzerinden hikayeler anlatıyorlar..
Oysa her şey ortada..
Süleyman Demirel’e, şuna buna ne gerek var.
Sizler, menfaatiniz için, “A”ya “Z” diyebilecek tıynette insanlar değil misiniz?.
İşinize gelince, “Çoğunluk, her şey demek değildir” diye sabah akşam tepemizde boza pişirenler değil misiniz?
İşinize gelince, birbirine düşman üç partinin de içinde bulunduğu onlarca parti ve bağımsızların aldığı oyları alt alta sıralayıp, sonra da toplayıp, “% 60’lık blok, hükümeti kurmaya hak kazanmıştır” diye yazanlar sizler değil misiniz?.
Bu kadar düşmüş, bu kadar alçalmıştır, sizdeki seviye!..
İçinizden bir tane akıllı da çıkıp demez ki: “Bre hesapsız, kitapsız konuşan ahmaklar.. HDP ile MHP nasıl bir araya gelecek? Gelirlerse, zaten siyasi ahlaksızlığın zirvesine çıkmış olmazlar mı? Zaten MHP’nin bu yönde bir açıklaması da yok.. Seçimde MHP’nin tek söylemi, ‘HDP şımartıldı’ teması iken, şimdi hiç mi utanmayacak, HDP’li bir koalisyona girerken?..”
Haberleri, köşe yazılarını bırakın.
Bir de parayı nerden bulmuşlarsa..
Tüzel kişiliği olmayan hayali isimlerle, dün tam sayfa ilan yayınladılar..
“Türkiye değişimin sinyalini verdi” diye başlamışlar..
“Altmış kırktan büyüktür” diye bitirmişler.
Bre kafasızlar..
Altmış, zaten kırktan büyüktür..
Ama..
Ben ortada bir “altmış” göremiyorum..
Sadece “altmış”lar var efe gibi gezinen..
Atıp tutuyorlar..
YSK’nın açıklamasına bakıyorum.
Göremiyorum, “yüzde 60” alan bir parti..
“Onla, bunu, bunla şunu toplarsak” diyorsanız..
Bizim mahallede buna tek şey denir: “Halamın bıyığı olsaydı, amcam olurdu!”







