MOBESE’deki oyunlar incelensin Paralel’in maskesi iner!
Yıllar öncesi idi..
Bir yakınımın oğlu, arkadaşı ile birlikte, trafikte sivil giysili polislerle tartışmıştı.
Polisler, tartaklandıklarını, hatta dövüldüklerini iddia ederek, gözaltı yaptırmışlardı..
Dayak yiyen gençler, küfür edilen, mağdur olan insanlar, bir de üstelik gözaltına alındıkları için..
Olayı anlattıklarında, ilk sorum, “Olay yeri neresi” olmuştu. İşlek bir cadde olduğunu söylediklerinde, büyük bir sevinçle, “MOBESE kamerası da var olmalı” demiş, “Kim haklı, kim haksız, MOBESE kameralarından ortaya çıkar.. Sorun yok” diye de eklemiştim..
Evet, gerçekten de ola yerinde MOBESE kameraları varmış..
Kameranın olması ile, işin bitmediğini, o olay vesilesi ile öğrenmiştik.
Polislerin anlatımına göre iddianame düzenlenmiş.
Onların tek taraflı toplattırdıkları delillerle dava aleyhe gidiyordu..
“MOBESE kamera kayıtları ne oldu” demiştim..
Önce “Yok” denildiğini..
Fotoğrafını çekip, ekleyerek sorduklarında, “Haa o mu.. Tamam verelim” deyip..
Yine bir başka kameranın kaydını verdiklerini..
Tekrar ilgili kamera istendiğinde..
Bu sefer de, o kameranın başka saat görüntülerini yolladıklarını..
“O saat değil, şu saat” denilince..
“Aaaa.. Olay tarihinin üzerinden 6 ay geçmiş, biz o tarihe ilişkin kayıtları silmişiz” deyip..
Kamera kayıtlarının adeta göstere göstere silinmesini film izler gibi izlemekle yetinmiştik.
Tabii netice malum..
Mahkeme ile de, emniyetle de başedemedikleri için, gençler cezayı aldılar, sonuca razı oldular..
O olay kapsamında..
Sonraki tarihlerde yaşanılan birkaç başka olay vesilesi ile..
Tanıdığımız emniyetçilere soruyordum..
“MOBESE kamera kayıtları ne süre ile saklanıyor?”
Kimisi “15 gün”, kimisi “6 ay”, kimisi “Ne demek abi.. Sen iste, eğer gerçekten çekilmiş bir görüntü ise.. Yıllar sonra bile bulur çıkartırız” demişti..
Tabii, istenilen görüntülerin, polislerin şikayetçi olduğu bir dosya kapsamında olduğunu bilmeden..
Ayrıntıyı öğrenince, o da yerine getirememişti, “Yıllar öncesine de ait olsa, bulur çıkartırız” sözünü..
•
Şimdi gezi isyanında yaşananlar ekseninde..
Sürmanşetimizde, Naim Taşbaşı’nın haberi ile öğreniyoruz ki..
Paralel devlet, oraya da el atmış..
Biz uyuyormuşuz.
Saflığımıza bakın..
O emniyet amirine, bu emniyet müdürüne soruyoruz..
“Ne süre ile saklıyorsunuz?”
Sanki iş, saklama ile bitiyor.
Otuz tane tilkilikleri var adamların..
Aynı gün istesen bile..
Önce, “Orada kamera yok” diyor..
Kamera olduğunu, araştırıp, bulup ispatladığında.
“Haaa..O mu.. Dur bakalım” diyorlar..
Yolluyorlar bir kayıt..
Bakıyorsun.. “Bizim istediğimiz o kamera değil ki, onun ilerisindeki kameranın kaydı” diyoruz.
“Haaa. O mu?” diyor, işi saflığa veriyorlar.
Bir kayıt daha yolluyor..
İstediğin gün ve saat ile alakasız..
“Biz o tarih, saati istemedik. Şu tarih saati istedik” diyorsunuz..
“Aaaa?!” diyor, aptala oynuyorlar..
Sonunda da, “Tüh tüh tüh!. Üzerinden 6 aylık zaman geçti, kayıtlar silinmiş, keşke daha önce isteseydiniz!” deyip işi kapatıyorlar..
•
Şimdi ortaya çıktı ki..
Tüm bu olayların merkezinde, paralel devlet varmış.
Paralel devlet yapılanmasının içinde olduğu belirtilen bir şirket, İstanbul Emniyeti’ne bu konuda hizmet veriyormuş..
Paralel yapı şirketinin İstanbul Emniyeti’ne verdiği hizmetin kapsamını tam bilmiyorum ama..
Emniyet’in tepesindeki isimler. 17 Aralık darbe operasyonu ile anlaşıldığı kadar, hemen hepsi paralel yapıya mensup olduklarına göre.
Al takke, ver külah ilişkiler bunlar..
Ya hizmeti veren şirket.
Ya da, aynı kafadaki emniyet amirleri..
Veya ikisi birlikte..
Keyfi sistemi kurmuşlar..
Savcıları, mahkemeleri; yıllardır parmakları ile oynatmışlar..
•
Gezi isyanında da, aynısı yaşandı..
İstediği suç için, MOBESE’den istediği görüntüleri seçip yollayan. İstediği görüntüleri de, silip ortadan kaldıran..
İstediği kamerayı devredışı bırakan..
İstediği kamerayı 360 derece açı ile çalıştıran..
Hani biraz abartacağım.
Pensilvanya’daki zata bir küfür edildi ise, İstanbul’daki kamera ile, Hakkari sokaklarının kaydını çıkartacak kadar profesyonel..
Bir MOBESE kameraları ile yüzyüze geldik..
Avukat arkadaşlar bilirler..
Nerede sorunlu bir olay varsa..
“O tarihli kamera kaydımız, arıza sebebi ile alınamamıştır..” cevabı ile, olayın üstü örtülüyor.
Sonra da, muhtemeldir ki.. Üstü örtülen olayın faillerine gidilip, tahsilatlar yapılıyor..
•
Ne yapılmalı?
İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı..
Tüm evrak kayıtlarda.. Tüm savcılık ve mahkeme kalemlerinde tarama yaparak.
Bugüne kadarki MOBESE kameraları ile ilgili tüm yazışmaları toplamalı..
Kamuoyu ile paylaşmalı..
İki günde bir arıza yapan kameraları satan, kuran firmalardan hesabını sormalı..
Kusurun ötesinde kasıtlar varsa, yetkililerini Kızılay meydanında asmalı..
“Asmalı” lafın gelişi..
Asmaktan beter edecek şekilde, deşifre etmeli..
Eğer arızalı olmadığı halde, sahtekarlıkla o yönde cevaplar verildi ise..
Onun da hesabı, ilgililerinden sorulmalı..







