MHP’de aynı tas, aynı hamam!
MHP Kongresi’nden bir şey anladınız mı?
Ben anlamadım.
Olağanüstü Kongre’yi yaptılar.
Tüzüğü değiştirdiler..
Sonra dağıldılar!..
Afedersiniz ama..
Tüzüğü değiştirdikten sonra, dağılacak idiyseniz..
Mübarek ramazan günü, insanları Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya niye getirdiniz ki?
Benim de hukuki kanaatim; Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kayyım görevlendirmesinin amacı bu idi.
Ama uyanık muhalifler..
“Bir kargaşa çıkartıp, önce tüzük değişikliği..
Hemen aynı gün. Aynı kongrede.. ‘Oldu bitti’ ile genel başkanlık seçimi yapabilir miyiz” diye düşündüler..
Hukuka aykırı..
Mahkemenin görevlendirmesine aykırı..
Tüzüğe de aykırı bu “oldu bitti” girişimine dün cesaret edemediler..
Tüzüğü değiştirip, dağıldılar.
Dağılırken de..
“Genel Merkez’in açıkladığı 10 Temmuz tarihli kongreye katılacağız” açıklaması yaptılar..
O zaman soralım bu ileri akıllılara:
“Derdiniz genel başkanlık seçimi idiyse.. Ki.. Nihai hedefiniz, bu idi.. O zaman 10 Temmuz tarihli genel başkan seçimli kongreyi niye beklemediniz?.. 19 Haziran kongresini niye yaptınız? Yaptığınız bu kongre ile ne elde ettiniz?”
¥
Muhalifler diyecekler ki: “Tüzüğü değiştirdik ya.. Artık olağanüstü kongrelerde de, genel başkanlık seçimi yapılabilecek.”
Tamam; bu değişikliğin bir kazanç olduğunu kabul ediyorsanız, kârlı sayılırsınız.
Ama unutmayın..
Kritik konu, 10 Temmuz’daki genel başkanlık seçimi.
Eğer o seçimi kaybederseniz..
Delegeler üzerinde küçük bir oynama ile.
Genel merkez tekrar tüzüğü eski haline getirebilir..
Siz de..
Şaşıp kalırsınız..
Bunu engelleyecek hiçbir anayasa, yasa maddesi yok..
O zaman da sorarız size..
Tüm bu kavgaları, siz boşuna mı yapmış oldunuz?
¥
“Tüzük değişikliği”, “Olağanüstü kongrede başkan seçimi” gibi konular, bana gereksiz tartışma gibi geliyor..
Önemli olan “genel başkanlık seçimi”..
Genel başkanlık seçiminde ne görüyoruz?
Bir tarafta Devlet Bahçeli..
Diğer tarafta, Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan, Ümit Özdağ ve diğerleri..
Devlet Bahçeli’ye yönelttiğimiz eleştirileri biliyorsunuz..
7 Haziran seçimlerinden sonra..
“Ona hayır..”
“Buna da hayır..”
“Şuna hepten hayır..” demesini..
Eleştirdik..
Çözümsüzlük üzerinden, adeta bir fırsatçılık yapmaya kalkıştı..
Öyle ki..
Seçim hükümetine bile bakan vermemeye kalktı..
Seçim hükümeti kurulmasında bile..
Aklı fikri, gelişmeleri fırsata dönüştürmekti..
Sonuçta 1 Kasım’da.. Seçmen onu cezalandırdı..
Şimdi rakipleri..
Bu cezalandırmadan dolayı..
“Biz genel başkan olursak, daha iyi yönetiriz” diye meydana çıktılar..
İyi de..
Sayın Bahçeli’nin rakiplerinin bir tekinin bile..
Bugüne kadar.. 7 Haziran seçimleri sonrasındaki “çözümsüzlük politikası” ile ilgili alternatif tek bir şey söylediğini duydunuz mu?
Mesela Meral Akşener. Mesela Koray Aydın.. Mesela Sinan Oğan.. Mesela Ümit Özdağ..
Bir defacık olsun.. “Bahçeli’nin tüm tekliflere ‘hayır’ demesi yanlıştı.. Doğrusu, şu şu tekliflere açık olması idi!” dediklerini duydunuz mu?
Hayır.
O zaman.
Bu rakipler neyi savunuyorlar ki, Bahçeli’nin yanlış politikasının seçmen tarafından cezalandırılmasının ardından, parsayı toplamaya kalkışıyorlar?
Bahçeli yanlış politika izledi..
Bu doğru.
Ama rakiplerinin, yanlış da olsa, açıkladıkları bir “politika”ları bile yok..
Hele hele..
Dünkü olağanüstü kongrede Bahçeli’nin rakiplerinin düştükleri ihtilaf..
Beni hepten ümitsizliğe yöneltti.
“MHP’nin genel başkanlığına aday olan isimler, bu kadar mı acemi” dedirtti.
Neydi o konu?
Aslında Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi, sadece ve sadece.. Kararında açıkça belirttiği üzere.. “MHP tüzüğünün 63. maddesinin 4. fıkrasının değiştirilmesi” ile ilgili kayyım atadı..
Kayyımın başka hiçbir görevi yoktu..
Kongre toplanacak, bu maddenin değiştirilmesi oylanacak ve dağılacaktılar..
Dün ne yaptılar?
Diğer adayların bile haberi olmadan.
Meral hanım.
Araya 10’dan fazla değişiklik maddesi eklettirdi..
Koray Aydın ve Sinan Oğan, “Bizim de haberimiz yoktu” diyerek, gerçeği açıkladılar.
Şimdi benim anlayamadığım şu:
Genel başkan diktatoryasından şikayetçi olan insanlar.. Toplanıyorlar.. Kendileri.. Daha genel başkan bile olmadan.. Kendi diktatoryalarını ilan edip, birlikte hareket ettikleri genel başkan adaylarına bile çaktırmadan gol atarak.. Farklı maddeleri tüzük değişikliğine ekleyiveriyorlar..
İşin bir yanı bu.
Bir diğer yanı da, MHP’yi yönetmeye kalkışan adayların, böyle bir gol yiyecek kadar saf olmaları.
Kongrede değişiklik yapılırken, buna uyanmamaları..
Bu kadar saf başkan adayları, başkan olurlarsa.. Allah korusun, bir de ülkeyi yönetmeye kalkarlarsa.. Kimbilir, yabancı devletlerin hangi gollerine, kaç saat sonra uyanırlar?
Bir itirazım da, delegelere..
Delegeler de.. Sözümona, tek adam diktatoryasına karşı çıkarak, dün demokrasi dersi verdikleri iddiası ile toplandılar..
İyi de..
Toplanma sebebi dışında..
Divan başkanı çaktırmadan..
Başka maddeleri de orada oyladı..
Bir rivayete göre 459, bir rivayete göre 652, bir rivayete göre de 750 delege, “elini kaldırıp” evet oyu verdi..
Neye “evet” dediğinin farkında bile olmadan.
Demokrasi bu mu?
Genel Başkan diktatoryasına karşı çıkın, eyvallah..
İyi de..
Divan başkanı diktatoryasına niye karşı çıkmadınız?







