Matrak işlerden bir demet!
Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök Vatan’a konuşmuş: “Vicdanım rahat” demiş.
“Niye dört yıl bekledin, Balyoz iddialarının dedikodu olduğunu söylemek için” diye sormuşlar..
“Onun kusuru bana ait değil, Ergenekon davasında da tanıklığıma başvuruldu. Mahkeme çağırdı ve derhal gittim” demiş!
Bu kişi, ülkede yıllarca Genelkurmay Başkanlığı yaptı..
Ne matrak iş değil mi?
236 kişiye ceza veriliyor..
236 kişinin amiri konumundaki kişi çıkıp da tek kelime etmiyor..
Ne imiş?
Mahkeme çağırmamış.
Sanki dünya, mahkemeden ibaret.
“Kasaptaki ete soğan doğramam” diyene kadar, “Balyoz iddiası dedikodudur” deseydin ya..
Neydi seni engelleyen?
•
Bunlar mı çok zeki?
Biz mi hepten aptal görünüyoruz?
İkinci tanık Aytaç Yalman da demiş ki: “Ben Akşam gazetesine röportaj vermedim.”
Peki ne yapmış?
Gazetenin genel yayın yönetmenini arayıp, bazı hatırlatmalarda bulunmuş.
Eee?
Ne yapalım şimdi?
Röportaj ne, telefonla arayıp, bir şeyler söylemek ne?
Röportaj yapınca ne oluyor?
Telefonla konuşunca ne oluyor?
Ki, telefonla arayıp konuştuğunu kabul ediyorsun da..
Röportaj yaptığını inkar ediyorsun...
Önemli olan, haberdeki içerik değil mi?
Sen demedin mi Yalman efendi, “Darbeyi esas ben önledim” diye..
Bunu röportajda söylesen ne olur?
Telefon edip söylesen ne olur?
Kafan mı kıyak?
Bizimle kafa mı buluyorsun?
•
Ülkemdeki matraklıklar bir değil iki değil..
Bakın, Bingöl’de iki polisimizin şehid edilmesi, emniyet müdürünün ağır yaralanması ile ilgili olarak dünkü gazetelerde yayınlanan haberde ne var!
Deniyor ki, “Polislere saldırı sonrasında olayla bağlantılı olduğu ileri sürülen ve çıkan çatışmada öldürülen araçtaki dört kişinin yanındaki keleşler, polis saldırısında kullanılmamış!”
Eeee.
Ne yapalım yani?
Keleşle sefer halinde iken polisle çatışan ve o sırada öldürülenlere, ağıt mı yakalım?
Cumhuriyet gazetesi haberini patlatmış: “Bingöl saldırısında deliller, ilan edilen zanlılar hakkındaki iddiaları zayıflatıyor.”
Matraklığa bakın..
Araçta iki keleş bulunuyor.
Olayın hemen sonrasında..
Sanki keleş ile, mangal yapmaya gidiliyormuş gibi..
Cumhuriyet gazetesi “faillerin onlar olmadığı” yönünde haber yapıyor..
Neredeyse, “Boşu boşuna adamlar öldürüldü” diyecekler.
Kimbilir onu da belki, bugün-yarınki gazetelerinde atacakları manşetlerde söylerler..
Heeey.. Arkadaşlar..
Terörün kol gezdiği bir bölgede..
İki tane keleş birden bir arabada ne arıyor?
Bunu sorgulasanıza..
Doğrucu Davutluk yapmak istiyorsanız..
Sadece bir hatırlatma yapayım..
En aptal katil bile..
Cinayet aletini hemen elinden çıkartır..
Denize atar. Toprağa gömer.. Bir şeyler yapar..
Saldırıyı düzenleyenler de, enayi mi ki, cinayette kullandıkları silahla gezinti yapsınlar..
Kendiniz söylüyorsunuz.. Fail olarak araçları çevrilen kişiler, olaydan bir saat sonra polisle çatışmaya girmişler...
Bir saatte, olayda kullanılan silahlar bir yere bırakılıp, yerine başkalarının alınma ihtimali, sıfır mı, sizce.
Söyleyin ya..
Bu kadar aptal mı görüyorsunuz halkı?.
Bu kadar cahil mi addediyorsunuz bizi?.
•
Cumhurbaşkanlığı Sarayı, 1.3 milyar liraya mal olmuş!
Eee ne yapalım yani?
Tayyip Erdoğan, ailesine malikane mi yapmış?
Yapılanın ismi saray ama.. Kendisi çalışma merkezi.. Öyle bir anlatılıyor ki, sanki Erdoğan kendisine top sahası yaptırmış!
Validebağ Camii’ne karşı çıkıp, yeşil alanlara tenis kortları yapanları taklit etmiş sanki..
Hem niye bu kadar tantana ediliyor ki..
Daha 3 ay önce seçildi cumhurbaşkanı..
Çalışsaydılar..
Kendileri seçilseydi..
Onlar oturacaktı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda..
Tayyip Erdoğan, kendisine özel malikane yaptırsaydı, eleştiriler haklı olurdu.
Makama ait bir mekan o!..
Kim cumhurbaşkanı olursa, o oturacak!
Bugün o kullanıyor!
Yarın da kim seçilirse, o kullanacak!
Ne yapalım, 1.3 milyar liraya mal oldu ise?
Diyorsanız ki, “Bu israftır”..
Sorarım size..
Cem Uzan bu ülkeden kaç milyar lira götürdü?
Yıllarca Uzanlara seyirci kalanlar, kaç milyar liranın halkın cebinden alınıp uçurulmasına seyirci kaldı?
Cavit Çağlar, kaç lira götürdü?
Yeğen Demireller kaç lira götürdü?
Söyleyin utanmayın..
Ve son söz, matraklık yapmayın.. Dürüst olun.. Gerçek israflar için bizi de çağırın, birlikte itiraz edelim..
•
Yine de bir itirazi kayıtta bulunayım.. O mekandaki ayrıntıları bilemiyorum.. Gerçekten israf niteliğinde, örneğin İran Şahı’nın altın klozetli tuvaleti gibi bir şeyler varsa..
Onu da tasvip etmemiz tabii ki mümkün değil..
Ama İran şahının ayaklarını öpenlerin, şimdi Türkiye Cumhurbaşkanı için, bu tantanayı kopartmaları, bence “israf”tan değil, olsa olsa “haset”tendir!







