‘Makul şüphe’ olsa ne olur, ‘somut delil’ olsa ne olur?
Bir tartışmadır gidiyor.
Mevcut kanunda “somut delil” şartı varmış da..
Değişiklik yapılıp, arama yapmak için “makul şüphe” de, yeterli sayılacakmış.
Bu da bir “geriye gidiş”miş.
Biliyorum, hukukçu olmayanlar “Yok kardeş, ben bu tartışmaya girmeyeyim. Çok teknik bir konu” diyorlar..
Böylece, paralel medya da, meydanı boş bulup, savuruyor ha savuruyor.
Ben ise, emin olun, bu tartışmaya gülüp geçiyorum..
Benim nezdimde, kanundaki ifadenin “makul şüphe” olması ile, “somut delil” olması arasında hiçbir fark yok.
Yeter ki, uygulayıcılar hukukun hakkını verenler olsun..
Uygulayıcılar hukukun gereğini veren adil insanlar olmadıktan sonra..
Sen istersen kanuna “makul şüphe” diye yaz.. İstersen “somut delil”, hatta istersen “kesin delil” diye yaz..
Hiçbir şey farketmez..
•
“Nasıl farketmez, birisinde sadece şüphe var, diğerinde somut delil!” diyecekler..
Benim cevabım da şu olacak:
“Boşver kardeş.. Boşuna yorulma.. Biz ne kararlar gördük.. Ülke yangın yerine döndürülmüş. Hâlâ istenilen arama kararına ‘işlenen suçlarla, arama yapılması istenilen yer arasında somut ilgi belirlenemediğinden’ diyerek talep reddedilmiş..
Yine ne kararlar gördük, çete kurup, devlet arsalarını iç ettiği ileri sürülen hırsızlar(!), iki sene boyunca cep, ev, iş telefonları dinlenmiş, bir şey bulunamamış, hakime gidip, ‘3 ay daha uzatır mısınız, somut delil var’ denilmiş, hakim yine ‘somut delil var, dinleme uzatılsın’ demiş!
Boşverin bu ayakları..
Siz ‘makul şüphe’ ile ‘somut delil’ arasında fark olduğu palavranızı, benim külahıma anlatırsınız ancak!..”
•
Şunu diyebilirler: “Madem fark yok.. Kanunu niye değiştiriyorlar? İki ifade şeklinde de, önemli olan hakimlerin olaylara bakış açısı olduğuna göre, bizim de rahat etmemiz için, kanundaki ‘somut delil’ ifadesi kalsın!”
İşte buna hak veririm..
Burada da, hükümet yanlış yapıyor..
Kelimelere takılıyor..
Oysa gerçek ne?
“Paralel yapı” dediğimiz dış güçlerin oyuncağı olan menfaat şebekesi..
Kanundaki “somut delil” ifadesi olduğu yıllarda...
Anayasa’da “milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı” için “dokunulmazlık” da öngörüldüğü halde..
Takır takır..
Bakanları dinlemişler..
Yetmemiş..
Başbakan’ı dinlemişler..
Yetinmemişler..
Cumhurbaşkanı’nı dinlemişler..
“Paralel yapı” anayasadaki dokunulmazlık engeli olmasına rağmen..
Tırışkadan nağmeler babından bir usulle.. Polis müracaat ediyor, “Bir ihbar maili aldık. Çete, devlet arsasına el koymuş, üzerine AVM yapılmış” diye dinleme kararı istiyor.. Hakim de “somut delil” şartına rağmen, dinleme kararını veriyor..
Türkiye’nin sayılı işadamlarını 3 yıl boyunca dinleniyor..
Bir seferliğine dinlensinler.
Hiç itiraz etmem..
Ama.. 3 ayın sonunda, “Ciddi deliller var, dinleme 3 ay uzatılsın” deniliyor.. Kanunda “somut delil” şartına rağmen.. Hakim, “Somut delil var, dinlemeye devam edilsin” diyor.
İş telefonu, cep telefonu, ev telefonu dinleniyor..
Bunu daha yeni yaşadık biz..
Peki tüm o kararların sonunda ne çıkıyor?
Üzerine AVM yapıldığı ileri sürülen devlet arsası, Büyükşehir Belediyesi’nin tapulu arsası çıkıyor..
Kanunda “somut delil” şartı varken yapılmış bu dinlemeler.
Bir seferliğine değil, 3 sene boyunca, en az 12 defa uzatılmış.. 12 defa hakim; yeniden, yeniden, yeniden “somut delil var, dinlemeye devam” kararı vermiş..
Ve dün akşam saatlerinde, o dosyadan “kovuşturma yapmaya gerek olmadığına” kararı verildi..
Şimdi buyursun, “Kanundaki ‘somut delil’ kalkıyor, ‘makul şüphe’ geliyor.. Vatandaşlar yandı” diyenler..
İzah etsinler, “somut delil” şartına rağmen..
Bakanların, Başbakan’ın da telefonları, 3 yıl boyunca, nasıl dinlenebilmiş?
•
“Kanunda ‘somut delil’ yazılı iken bile böyle şeyler oluyorsa, ‘makul şüphe’ yazılınca, kimbilir neler olur” diyenler de çıkacaktır..
Benim tercihim şu:
Hakim kanunun amacına tam uysun.. Kanunda ne yazarsa yazsın..
Herkesin kabul edeceği bir şüphede, “arama, dinleme” kararı versin..
Gerçekten 10 kişiye sorduğunuzda, 10’u da “Şüpheli bir durum” dediğinde, arama kararı verilsin..
Ama verilen kararı, 3 ay sonra uzatılması için gelen savcıya da sorulsun, “3 ay boyunca dinlediniz, ne var bakalım dosyanızda? Niye uzatacağız biz o dinlemeyi?”
Bu sorulmazsa..
Boşverin siz, kanunda ne yazıldığını..
Kanuna ne yazarsanız yazın.. Orda keyfilik vardır..
Orda düzenbazlık vardır..
Orda şantaj, orda iftira, orda kumpas vardır..
Orda hukuksuzluk vardır..







