Korkarım ki “yeniden başlayanlar”, yasakçılar olacak!
Zaman gazetesi önünde alnı yaralanan başörtülü kardeşime üzüldüm..
Ama üzüldüğüm bir konu daha var.
Hatta kıyaslarsam..
İkincisine daha çok üzüldüğümü itiraf etmeliyim.
Nedir o, başörtülünün alnının yarılmasından daha çok üzüldüğüm konu?
Danıştay’da 11. Daire Başkanlığı’na, Cem Erbük’ün seçilmesi..
“Ne alaka?” diyeceğinizi tahmin ediyorum.
“Zaman önündeki başörtülüye de aslında üzülmediğin, üzüntüyü hafifletmek/önemsizleştirmek için bahane aradığın ortaya çıktı” diyenlerin varlığını da tahmin ediyorum..
Anlatayım..
Bakalım, siz de, Zamancı kardeşlerim de bana hak vereceler mi?
Konu şu:
Danıştay’daki üyelerin üçte biri, “Gülen sempatizanı üyeler”den oluşuyor.
Diğer üçte biri sosyal demokratlardan..
Gerisi de, AK Parti ve MHP çizgisindeki muhafazakarlardan..
Bu durumda..
Hiçbir grup..
Tek başına çoğunluğu elde edemiyor.
Bunun için de..
Bazı dairelerin başkanlık koltukları boşaldığı halde..
Seçimde kimse, yeterli oyu alamıyor..
Nasıl olmuş ise..
Geçen hafta perşembe günü..
11. Daire Başkanlığı’na sosyal demokrat Cem Erbük seçilmiş..
Yanlış anlaşılmasın.
Sosyal demokratlara bir gıcıklığım yok.
Yasakçı olmayan.. Despot olmayan.. İnsanlara dindar olduğu için ayrımcılık uygulamayan herkese saygım var..
Ama bu Cem abimiz..
Bahsettiğimiz hoşgörülü sosyal demokratlar listesinde yer almıyor..
Yasakçılar arasında yer alıyor..
Biyografisini vereyim, siz de görün..
Cem abi, Danıştay’da yıllarca savcılık yapmış.
Savcılık yaparken dahi..
Başörtü ile ilgili gelen davalarda..
Görüşü hep yasaktan yana olmuş.
Sonra, Danıştay üyeliği yapmış..
Danıştay üyeliği yaparken de..
Öğrenci işlerine bakan 8. Daire’de görev almış.
Orda da kullandığı oy, hep “Başörtü yasağı haklıdır. Öğrencilerin başlarını örtmeye hakları yoktur” şeklinde olmuş..
Sorun sadece başörtü yasağında kullandığı oy şekli de değil..
Dindarlara o kadar mesafeli ki..
Her davada, rengini belli etmiş.
İmam hatip liseleri ve diğer meslek liseleri için katsayı zulmü başladığında..
Katsayı zulmünün iptali için açılan davalarda.
Cem abimizin kanaati, “Meslek liselinin çözdüğü soru sayısı ile, klasik liseli öğrencinin çözdüğü soru sayısı aynı olsa bile.. Meslek lisesi mezununa 40 puan az verilmesinin hukuka aykırı hiçbir yönü yoktur” şeklinde..
Bugün o katsayı kalktığı için.
Gençlerimiz hayret edebilirler.
“İki öğrenci arasında..
Bildiği soru sayısına göre değil de..
Mezun olduğu lisenin ismine göre mi puanlama yapılıyormuş” diye hayret edebilirler..
Ama maalesef..
Bu vahşi uygulama..
Bu ülkede.. 1999’da başladı.. İki yıl öncesine kadar sürdü..
Mağdur olanlar, Danıştay’da dava açtılar..
Cem abimizin de içinde bulunduğu hakimler karar verdiler: “Anca gidersiniz!”
**
Yine bu Cem abimiz..
2010 referandumundan sonra..
Milletin iradesi ortaya çıkınca..
Milli iradeye adeta posta koyarcasına..
HSYK’dan “rest amaçlı” istifa eden üyeler arasında yer aldı..
Çünkü yeni anayasada.. HSYK yeniden yapılandırılıyor.. Tüm hakim ve savcıların katılacağı seçimle gelen üyelerin çoğunluğu oluşturacağı bir yapıya geçiliyordu..
Buna karşı çıkmak için. Sırf durduğu safı belli etmek için..
HSYK’daki eski yapılanmanın üyeleri toplu olarak istifa ettiğinde.. Cem abimiz de, onların içinde yer almıştı..
**
İşte bu Cem abimiz..
2016 yılında.. Alnı secdeli üyelerin çoğunluk olduğu Danıştay’da.. En çok oyu alarak, daire başkanı seçildi.
Başörtü yasakçısı..
İmam hatiplilere ayrımcılık uygulayan..
Milli iradenin % 58 oy verdiği anayasa değişikliğine posta koyan, sözümona bir hukukçu!
Özgürlük yanlısı olan üyeler arasındaki kıldan tüyden ihtilaflar yüzünden..
Yasakçı üye olarak, daire başkanı oldu.
Şimdi söyler misiniz?
Zaman gazetesi önünde, bir kardeşimizin alnının yarılması mı önemli?
Yoksa..
Düne kadar başörtü yasağı lehine oy kullanan bir üyenin, yarın eline fırsat geçerse, yeniden aynı kararı alabileceği açık iken, terfi etmesi, daire başkanı olması mı?
Zaman gazetesi önündeki kardeşimiz bir kişi..
Ama Danıştay’ın başörtü yasağı lehine aldığı kararlarda..
Binlerce, onbinlerce kızımız zarar gördü..
Yüzlerce kızımızın alnı yarıldı..
Psikolojisi bozuldu.
Hakları ellerinden alındı..
Binlerce imam hatiplinin, hakkettiği fakülteye gitme imkanı elinden alındı..
Cem abimizin daire başkanı olması ile..
O eski günlere, bir anlamda referans verildi..
Tabii ki benim gönlüm şundan yana: Ne Zaman’ın önünde, kimsenin alnı yarılsın.
Ne de, başörtü yasakçısı birisi, Danıştay’da daire başkanı olsun..
İkisi de yaşanmasaydı..
Ama..
Zaman önündeki kardeşimizi sabah akşam tartışanlar..
Esas büyük tehlikeyi, gözlerden kaçırıyorlarsa..
Onlara bir çift sözümüz var:
“Allah korusun.. Yeniden o yasaklar başlarsa.. Bir değil, binlerce kardeşimizin alnı yarılırsa.. Tek sorumlusu, sizler olacaksınız!.. İnadınız yüzünden, Danıştay’a seçilen yasakçı başkanların vebali, her daim boynunuzda olacak!”
Dün Said Nursi’ye atıfla.. Gülencilerin “Çay koy keçeli.. Yeniden başlıyoruz” sözü üzerinden yazmıştık.
Korkarım ki, Gülencilerin inadı sayesinde.. “Yeniden başlayanlar” Gülenciler değil.. Başörtü yasakçıları/İHL karşıtları olacak!







