Koç’un tabutunda ne yazıyordu?
Dünkü cenaze töreninde en çok ilgi çeken konulardan birisi de, Koç’un tabutundaki örtüde yazılanlardı..
Canlı yayın yapan televizyoncular..
Gazeteye haber geçecek muhabirler..
Büyük bir merakla, yazıyı okuyabilecek donanımdaki kişilere müracaat ediyorlar, bilgi toplamaya çalışıyorlar..
Örtüde ne yazıldığını iyiniyetle öğrenmeye çalışanların yanı sıra..
Okuyamadığı her yazıdan şeriat haberi imal eden Cumhuriyet ve benzeri yayın çizgisindekiler de var..
Onlar, Koç’un tabutundaki yazıdan, masabaşında “şeriat” haberi yapmaları pek mümkün olmadığı için..
Sadece seyretmekle yetiniyorlar..
Eee. Ne de olsa..
Koç bu..
Örtüde, onların bir öcü gibi gördükleri “şeriat”ı hatırlatan bir ifade olsa bile..
Yazmaları, eleştirmeleri mümkün değil..
Neyse ki, örtüde ne yazıldığı konusunu bulmak uzun sürmedi..
Daha önce de, Mustafa Koç’un halası Sevgi Gönül’ün cenazesinde tabuta sarılan Osmanlı sancağı imiş..
2003’teki cenaze haberlerinden, yazının okunuşunu ve anlamını buldu, bizim meslektaşlar..
Ve büyük bir bilgiçlikle, başladılar aktarmaya..
Tabutun bir tarafında yazılan, “Lâ ilâhe illallâhül melikül hakkul mübîn” idi..
Diğer tarafında yazılan da..
“Muhammedun Resulullah; Sadikul Vadül Emin” idi..
Eminim yeni neslin % 80’inin okuyamadığı..
Ve mealini anlayamadığı bir yazı..
Oysa, Türkiye’de yaşayan hemen herkese, hiç de yabancı değil, o cümle, o kelimeler..
İlk cümledeki kelimeler:
İlah.. Allah.. Melik.. Hak. Mübin..
İkinci cümledeki kelimeler de şunlar:
Muhammed (sav).. Resul.. Allah.. Sadık.. Va’d. Emin..
İki cümledeki kelimeler, işte bunlar..
Hemen hepsini, kendi Türkçemizde kullanıyoruz..
Günlük hayatımızda da, her gün onlarca defa tekrarladığımız kelimeler.
Anlamlarını da, aşağı yukarı biliyoruz..
Günlük dilimizde kullanmadığımız sadece “la” ve “illa” bölümleri..
Bu kadar bize yakın, bu kadar hayatımızın içindeki kelimelere öylesine uzağız ki..
Gördüğümüzde öyle bakakalıyoruz..
•
Laikçilere hatırlatalım..
Büyük çoğunluğunuzun karşı çıktığı İHL’lerde..
İşte bu yazıyı okuyabilecek kadar..
Biraz anlamını verebilecek kadar..
Temel bilgiler öğretiliyor..
Bugün artık, diğer okullarda da seçmeli olarak okutulan derslerde öğretilenler, işte bu yazıları okuyabilmek, biraz anlamını vermekle sınırlı..
Yoksa..
Kimse İHL’ye gitmekle cennetlik olmuyor..
İHL’ye gitmeyenler de, toptan cehennemlik olmuyor..
Dolayısıyla..
Bırakın şu İmam Hatip düşmanlığını..
Bırakın şu, kendi kültürünüze düşmanlık içeren politikaları..
Dininizi bilmek için..
Tarihinizi öğrenmek için..
Geçmişin tecrübelerinden yararlanabilmek için..
Üç kuşak gerideki atalarımızın sancağını gördüğünüzde..
Öküzün trene baktığı gibi bakmamak için..
Siz de destek verin, bu eğitim sistemine..
•
Koç’un cenazesinden bir çıkarımda daha bulunabiliriz.
Hafta başı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu..
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, “Diktatör bozuntusu” demişti ya..
Dünkü cenaze törenine bakıp..
Bu nitelemenin izdüşümünü aradım..
Koç Grubu, çizgi olarak, siyasi görüş olarak.. Cumhurbaşkanı’nın siyasi çizgisinden farklı bir noktada duruyor..
Sadece seçimden seçime değil..
Seçimler arasında da..
İçinde bulundukları kuruluşlarda, meslek örgütlerinde, değişik vesilelerle yaptıkları açıklamalarda..
Erdoğan’la farklı düşündükleri..
Apaçık ortada..
Ama..
Diktatör denilen Erdoğan.
Diktatörün “d”si olsa..
Kendisine muhalif bu grubun..
Kendi iktidarı döneminde..
9 kat büyümesine seyirci kalır mıydı?
Cenaze törenini izledik..
Cumhurbaşkanı, kendisine apaçık muhalefet eden, ülkenin en büyük holdinginin acı gününde..
Onları yalnız bırakmıyor..
Kendisi bizzat katıldığı gibi..
Başbakan’ı da orada hazır bulunuyor..
Buyrun gösterin..
Diktatörlük nitelemesini gerçekten hak edenleri es geçin..
Siyasi eleştiri olarak diktatör suçlamasına muhatap olan isimlere şöyle bir bakın..
Kendisine muhalif işadamının cenazesine katılan bir tane örnek bulabilir misiniz?
Bir tane somut örnek verin..
Veremiyorsanız..
Bir daha ağzınıza o suçlamayı almayın..
Eğer istiyorsanız..
Ben size “kapak” olacak örnekler vereyim.. Muhalif işadamının cenazesinin kaldırılamadığı.. Arkadaşlarının, cenazesine katılmaktan çekindiği somut örnekler..
Öyle yüzyıllar öncesinden de değil..
Yakın tarihten..







