--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Keşke bakkaldan ekmek çalsaydın Başsavcı!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Tam da 17 Aralık darbe girişiminin ertesi haftasında.

İstanbul’daki darbe girişimlerinin püskürtüldüğü bilgilerinin geldiği aşamada..

Adana’dan kafayı kaldırmıştı, darbeciler..

Neymiş?

Bir ihbar gelmiş.

Plakaları verilen TIR’larda, silah varmış.

30 yıllık hukukçu kimliğimle söylüyorum.

Türkiye’de tek bir savcı.. Kendi başına..

Böyle bir ihbar geldiğinde..

Ne TIR durdurabilir! Ne araba. Ne motorsiklet. Hatta ne de bisiklet!..

Aksini söyleyen herkes, yalancıdır, palavracıdır..

•

Niye?

Çünkü bu işin hakim ayağı var.

Bu işin polis ayağı var.

Bu işin diğer kamu görevlileri ile irtibat ayağı var.

Ama kafayı darbeye kilitlediyseniz.

Zaten “paralel yapı”nın emniyet müdürleri ile anbean ne yapılacağını kritik ediyorsanız.

“Paralel yapı”nın yargı ayağını harekete geçirip.. Tuğgeneral olacak albaya hapis cezası verdirip, onun yerine, emrinizi dinleyecek albayı tuğgeneral yapmış iseniz.. 

Uzatmayayım..

Paralel yapı kontrolünde... Emniyet, savcı, hakim, diğer kamu görevlileri ile birlikte.. Kumpası kurdu iseniz.. 

İşte o zaman.. TIR da çevirirsiniz. 

MİT kimliğini de alır yere atarsınız. 

Savaş uçağını bile, havada durdurur, geri çevirir, indirir, arama yaparsınız.. 

MİT TIR’larında olan da işte budur!

•

Dönemin başsavcısına, Adalet Bakanlığı Müsteşarı telefon ediyor: “O TIR’lar, MİT kontrolünde.. Derhal aramayı sonlandırın. MİT görevlilerinin de kimliklerini tespit ederek, tutanak tutun.”

Mesleğine bağlı bir savcı bu durumda ne yapar?

“Gelen ihbar bilgileri ile birlikte, TIR’lardan sorumlu olduğunu beyan eden MİT görevlilerinin kimliklerini de tutanak altına alarak, gerekli fotoğrafları çekip, tüm yetkililerin imzaladıkları zaptı hemen tutturuyorum” demesi gerekir.

Öyle ya.

Gerçekten kanun dışı bir durum varsa. Tutacağınız zabıt ile, gereğini sonradan da ifa edersiniz. Ama beyefendilerin acelesi var.

17-25 Aralık darbe girişimlerinin oluşturduğu rüzgarın tesiri geçmek üzere.

Hemen yeni rüzgar estirmeleri gerekir.

30 Mart belediye seçimlerine az kalmış!

Onun için de.

Maddi gerçeği tutanağa bağlayacağına.. “Müsteşar beni aradı..” diye başlayan, farklı bir tutanak tutuluyor, açılmamış TIR’larda silah varmış gibi izlenim veriliyor. Tutanak, hemen anında basına sızdırılıyor..

O tutanağın basına sızdırılması bile.. Ne yapılmak istendiğinin tek başına delili!

•

Ve o başsavcı.. Süleyman Bağrıyanık..

Dün gözaltına alınırken diyor ki: “Bir defa adliyenin uygulamalarına da aykırıdır. Yıllarca başsavcılık ve savcılık yapmış birisi iki polis gönderilerek alınmaz. Biz hırsızlık mı yaptık, haydutluk mu yaptık?”

Yalan söylüyorsun Başsavcı..

Yalan..

Örnek vereceğim başsavcıyı savunduğum, masum olduğunu iddia ettiğim anlamına gelmemek şartı ile söylüyorum.

İlhan Cihaner de bir başsavcı değil miydi?

Nasıl gözaltına alındı?

Söyle başsavcı, nasıl gözaltına alındı?

Sen yine elini kolunu sallayarak gitmişsin.

Cihaner makamında gözaltına alındı..

Onu geçelim..

Başsavcının demagojisine bakın..

“Hırsızlık mı yaptık, haydutluk mu” diyor.

Keşke suçun basit bir hırsızlık olsaydı. Keşke sıradan bir haydutluk olsaydı Bağrıyanık..

Senin suçun çok daha vahim. Senin suçun, casusluk. Senin suçun vatana ihanet.

Hani diyorsun ya, “Bu toprakların ekmeğini yedim, bu ülkede kalacağım” diye.

Ekmeğini yediğin topraklara ihanet ettin Bağrıyanık..

Olay bu kadar vahim. Bu kadar ciddi.

Ve sen, işlediğin suçun ezikliği altında.

Tam da kendini tanımlıyorsun, “Biz hırsızlık mı yaptık, haydutluk mu yaptık” derken..

•

Bir hırsız..

Ne çalabilir? Üç milyon, beş milyon..

Sen ve bağlı olduğun paralel yapı, bu ülkenin yüz milyarlarca lirasını çaldınız, Bağrıyanık..

Hayır, hırsızlık tanımlamasındaki suçu kastetmiyorum..

Yapmak istediğiniz darbe girişimi ile, ülkenin zenginliğinden dış devletlerin kasasına aktardığınız milyar dolarları kastediyorum..

Faizlerin yükselerek, malum kesime aktarılan milyar dolarları kastediyorum.

Yönetim krizi algısı oluşturarak, istikrarsızlığa ittiğiniz ülkenin tekrar toparlanması için yapılan harcamaları kastediyorum..

Keşke, bir bakkaldan ekmek çalan sıradan bir hırsız olsaydın, Bağrıyanık..

Sen, ülkenin gizli bilgilerini çaldın..

Güvenliğini çaldın.

Hem de..

Sadece mensubu olduğunuz paralel yapı lehine değil.. 

Daha vahimi.. İsrail’in lehine.. ABD’nin lehine..

Boşver hikayeyi Bağrıyanık..

Söyle... Ne buldunuz o TIR’larda?.. 

Boşver, “Herkes gördü” hikayesini.

Ben bir şey görmedim..

Çık da söyle, ne buldunuz? 

En kabadayısı, söyleyeceğiniz ne? 

“İsrail’in İran’a gizli gizli sattığı silah mı?” 

Yoksa, “Kamuoyunda ‘savaşa ramak kaldı’ propagandası estirilirken, ABD’nin gizli gizli İran’a sattığı savaş malzemeleri mi?”

Söyle, ekmeğini yediği toprağa ihanet eden başsavcı: “O TIR’larda ne buldun? İsrail’in sattığından daha vahim bir şey mi? ABD’nin İran’a sattığından daha korkunç bir şey mi?”

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle