--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

‘Kendin kaşındın’ deyip, tanık yerine sanık yapsanıza!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

28 Şubat döneminin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne avukatı aracılığı ile dilekçe vermiş: “28 Şubat süreci ile ilgili tanıklık yapmak istemiyorum.”

“Perşembe’nin geleceği, Çarşamba’dan bellidir” demişler..

Mahkeme kalkıp da “Tanıklık yapıp yapmayacağınız, tanıklık yapmayı istemeniz halinde beyanınızın yazılı mı, yoksa mahkeme heyeti tarafından konutunuzda mı alınması isteğiniz hususunu makul bir süre içinde mahkememize bildirmeniz rica olunur” derse..

28 Şubat davasının tanığı değil, sanığı olması gereken Demirel de tabii ki, “Tanıklık yapmayacağım” der..

Sürecin mimarı çünkü o..

Bir insan, mimarı olduğu/sanığı olması gereken bir süreç hakkında konuşur mu hiç?

•

Hemen hatırlatayım..

Mahkemelerde tanıklık, kural olarak zorunludur.

Hiç kimse, öyle “Benim canım istemiyor. Ben gördüm, şahit oldum. Ama gördüğümü, bildiğimi mahkemeye söylemek istemiyorum” diyemez.

Bu genel kural.

Ama istisnası var..

Görevde olan cumhurbaşkanı..

Kanun, devletin en tepesindeki kişinin, kıldan tüyden konularda rahatsız edilmemesi amacıyla, bir istisna düzenlemiş.. 

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 43. maddesi, konuyu şöyle düzenlemiş: 

“(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.”

Tahmin ettiğiniz gibi, “konutta tanıklık yapma” ve “yazılı tanıklık yapma” da, aslında genel kuralın istisnası.

Genel kural; tanığın mahkemeye gidip, hakimin huzurunda yapmasıdır.

Hakimin önünde, sözlü olarak yapılması, yazılı dilekçe ile yapılamamasıdır.

•

Mahkeme, Süleyman Demirel’e gönderdiği yazıda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 43. maddesindeki istisnayı uygulamayı baştan kabul ettiği için.

Demirel de, “Tanık olmayacağım” deyip, kaytarmış..

Oysa, kanun “görevde olan cumhurbaşkanı” için böyle bir istisna getirmiş.

Görev süresi dolan cumhurbaşkanı için, böyle bir istisna yok ki!

Madde metninde, “görevini bırakmış olsa bile” diye bir ekleme var mı?

Yok.

O halde, eski cumhurbaşkanı için, tanıklıktan çekinme hakkı da, bence yok..

Kanunun da mantığı bu olmalı ki, mesela hemen maddenin devamında, “boşanan eşlerin birbirleri için tanıklık yapıp yapamayacağı” düzenlenirken, “Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi” denilerek, karı-kocanın evli iken de, boşandıktan sonra da birbirleri için tanıklık yapmaktan çekinebilecekleri öngörülmüş.

Cumhurbaşkanı’nda ise, “Cumhurbaşkanlığı görevi sona ermiş olsa bile” diye bir ifade yok.

O zaman?.

Görev süresi dolan cumhurbaşkanı’nın, artık tanıklıktan çekinme hakkı da yok.

Konutunda, tanıklık etme hakkı da yok.

Yazılı olarak tanıklık yapma hakkı da yok.

•

Kanundaki bu açık düzenlemeye rağmen..

Mahkeme tüm bu hakları Demirel’e vererek tezkere yazdığı için.

O da, “Tanıklık yapmak istemiyorum” diyerek, kestirip atmış.

Fırsat bu fırsat..

Türkiye’nin yüzlerce milyar dolarlık zararına sebebiyet veren.

Onbinlerce insanın, hak mağduriyetlerine sebep olan, temel hak ve özgürlüklerin, öğrenim hakkının kısıtlandığı o süreç için tanıklık yapmaktan kaçınan Demirel’e, mahkeme de artık nezaketi elden bırakmalı..

Ne yapmalı?

“Sen kaşındın. Biz sana nezaketen, ‘Gel tanıklık et’ dedik. Sen kaçtın. Zaten o olayların bir numaralı faili sensin.. Buyrun sanık sandalyesine” demeli..

•

Hukuk bunu gerektirir de..

Yargı camiasında bunu diyebilecek bir yapılanma var mı?

Bence var..

HSYK seçimlerinde cemaat üyesi adayların aldıkları oy 4.500 civarında çıktı mı?

Çıktı.

Fetullah Gülen, 28 Şubat sürecinin devamında, Türkiye’den dışarı çıkmak zorunda kaldı mı, kaldı!

O halde, cemaat mensubu hakimler, savcılarımız, Gülen’i yurtdışına çıkartan sürecin mimarının yargılanmasından yana olmalı.

O hakim-savcılara darbenin mağduru; hükümete yakın hakim-savcıları da ekledik mi!

Yargı mensuplarının büyük çoğunluğunun darbe sürecine karşı olduğunu görürüz.

O zaman niye harekete geçilmiyor?

Bu duruşmada olmadı ama.

Gelecek duruşmada bir itiraz yapılsın..

Savcı talep etsin, mahkeme de karar versin: “9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hakkında suç duyurusunda bulunulmasına.. İddianame düzenlenmesi için savcılığa süre verilmesine!”

O zaman görelim, “tanıklık yapmamak” ile, kurtulmak mümkün mü, o süreçte akıtılan gözyaşlarından!

Bu önerim, Gülen sempatizanı hakim ve savcılar için, aynı zamanda bir testtir.. 

Her olayı konjonktüre göre yorumlamıyorlarsa..

Demirel’in 28 Şubat’ta Hocalarına yaptığının hesabını, şimdi kendisinden sormalıdırlar!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle