Kara savcıya, en güzel cevabı hemşehrileri vermiş!
Dün de hatırlatmıştım..
17 Aralık’ı organize eden savcı Celal Kara’nın niçin önemli olduğunu.
Bugün de yazayım. Size söz, artık adını anmayacağım, başkasına suç isnat ederken, kendi suçlarını itiraf eden bu savcının..
Dünkü röportajında, ne dese beğenirsiniz?
“Zaten bende var fezleke.. Sadece ‘Aramalarda şunlar ele geçti savunmalarında bunu dediler’ diye eklenecek, o kadar.”
Savcımız, ne için söylüyor bunu?
17 Aralık’ta gözaltılar yapılmış. İfadeler alınmış. Polis, olayın geniş bir özetini savcıya sunacak.. Yani fezlekeyi hazırlayıp gönderecek..
Bunun için söylüyor!
Ancak polis müdürleri değiştiği için.
Yeni polis müdürleri de, konuyu tam olarak anlamak için, eski tarihlerde yapılanları okuyup, ona göre fezleke hazırlamak istiyorlar..
Bu arada savcımız acele ediyor..
“Hemen gönderin” diyor.
İyi de, boyacı küpü mü bu?
Sen otur otur...
Sonra Pensilvanya’dan işaret gelince..
Hemen ayaklan..
Oysa.. Senin iddiana göre bir rüşvet verilsin..
Seyret. İki verilsin, seyret. Üç verilsin seyret.. (Kendine göre çarpıtılmış o bilgileri topla topla topla..) İki sene boyunca, kıytırık bir konuyu yüzlerce dinleme, teknik izleme ile şişir şişir şişir..
Sonra da polise de ki; “Hadi kardeşim, acelemiz var, yaz fezlekeyi yolla!”..
Var mı böyle bir şey?!
•
Olayı, gerçekten bir suç vakası olarak ele alıp, inceleseydin..
Üç ayrı operasyonu; hükümeti devirebilmek için aynı güne denk getirmeseydin..
Kadıköy’deki inşaattan tut, Fatih’e atlayıp, ordan Ankara’ya geçip, sonra Dubai’den dolaşıp, İzmir’e varıncaya kadar, ilgili-ilgisiz herşeyi torbaya doldurmaya kalkmasaydın..
Polis de, bir günde hazırlardı fezlekesini.
Hazırlayamıyor mu?
İşte o zaman, gösterirdin kapıyı!
•
Fezleke ne?
Hazırlık soruşturmasına başlandığı andan, sanıkların savcıya gönderilme anına kadar dosyada olanların geniş bir özeti..
“Şöyle başladık.. Şu delili topladık.. Arkasından şu dinlemeyi yaptık.. Şu hususları araştırdık.. Şu şu sanıkları gözaltına aldık.. İfadelerini aldık, savunma delillerinde bahsettikleri hususları inceledik. Şunlar şunlar yanlış çıktı.. Durum bundan ibaret. Bizce bunların savcılığa sevkini gerektirecek ciddiyette deliller var.. Şüpheliler savcılığınıza gönderilmiştir.”
Dolayısı ile..
Bu belge ne zaman düzenlenir?
Fezlekelerin üzerine bakın..
Savcıya sevk tarihidir, fezlekenin düzenlenme tarihi..
Yani, 17 Aralık için söylersek..
Dört gün gözaltı süresi alındığına göre..
21 Aralık olmalı..
Ama savcımız Celal ne diyor?
“Gözaltı tarihinde, yani 17 Aralık’ta, fezleke bende vardı!”
İşte bu noktada her şey bitmiştir arkadaşlar.
Katrilyonluk yolsuzluk olsa..
Bu şüpheliler AİHM’e gittiğinde, yüzde yüz davayı kazanırlar..
Ne demek, gözaltı yapıldığı anda, fezleke hazırdı?
Bu ne demek biliyor musunuz?
Kurt; yukarıda beklerken, aşağıdaki kuzuyu yeme gerekçesi hazırdı: “Suyumu bulandırdın”.
Bu kadar vahşice bir ifade bu..
Bu kadar hukuk dışı.. Bu kadar insanlık dışı bir itiraf bu..
•
Siz, gözaltılar daha yeni başlamışken, fezlekenin hazır olduğunu, nasıl söyleyebilirsiniz?
Aramalarda, ne bulacağınızı, nereden biliyorsunuz?
Buradan anlaşılıyor ki, evlerde bulunduğu söylenilen paralar..
Ayakkabı kutuları..
Şunlar bunlar..
Hepsi hikâye..
Kurt, 17 Aralık sabahında, zaten kararını vermiş: “Ayakkabı kutuları bulunacak.. Paralar bulunacak.. Biz bu kuzuları yiyeceğiz!”
“Fezleke zaten hazırdı”nın başka hiçbir anlamı yoktur..
Allah o kurtlara fırsat vermedi..
O kuzuları yiyemediler.
Aslında soruşturmada ismi geçen kuzuların hiç önemi yoktu..
Onların, yan gözle bile bakılacak bir cazibeleri sözkonusu değildi..
Büyük bir iştahla yemeye hazırlandılar..
Uğruna, iki senedir aç aç bekledikleri..
Gözlerinde besili bir kuzu olarak gördükleri Başbakan’ı..
Yiyecektiler..
Yiyemediler.
Allah, onlara izin vermedi..
Elhamdülillah..
Şimdi itiraf ediyorlar..
Nasıl vahşi bir kurt olduklarını, hiçbir kural tanımadıklarını.. Kendi dilleri ile itiraf ediyorlar..
Öyle ki; yaptıkları itirafların, suç dosyalarına konulacağını bile farkedemeyecek kadar, hukuk cahili bunlar..
•
Benim için en önemli kıstas..
Kişinin yakın çevresinin... Hemşehrilerinin, o kişiye inanıp inanmadığıdır..
Bakın, bu savcının Gümüşhaneli hemşehrilerine.. Şiranlı hemşehrilerine..
Bu savcıya inanmamışlar..
17 Aralık’tan sonra yapılan 30 Mart seçimlerinde..
2009 seçimlerinde hem Şiran’da, hem Gümüşhane’de bir başka parti kazandığı halde..
2014’te AK Parti’yi tercih etmişler..
10 Ağustos Cumhurbaşkanı seçiminde, % 75 ile vermişler cevabı, bu Kara savcıya..
Biz ne desek boş..
Kendi tanıdıkları, kendi hemşehrileri vermiş cevabı..
Biz ne diyelim ki, savcı Kara’ya!







