İsterseniz; müfteriler çıksın, Başbakan girsin içeri!
Gülen grubu, Ahmet Şık’tan özür diliyor..
Gülen grubunun desteklediği 17 Aralık’ın Organize Suçlar Şube Müdürü Nazmi Ardıç, Can Dündar ile buluşup, çay içiyor..
Hasan Cemal, Zaman gazetesini ziyaret ediyor.
Oktay Ekşi hakeza, Zaman’ı ziyaret edip, Tahşiye iftirası sebebi ile gözaltına alınan Ekrem Dumanlı’ya destek veriyor..
Tüm bu birliktelikler sergilenirken, Gülen grubunun Mehmet Doğan hoca ve Mustafa Kaplan’dan da, yaşattıkları mağduriyet sebebi ile (en azından nezaketen), bir özür dilemelerini beklersiniz değil mi?
Ama boşuna..
Ahmet Şık’tan özür dileyenler, dün dahi, Tahşiye ismi verdikleri ve hayali örgütle suçladıkları dindar insanlara, hakaret etmeye devam ediyorlardı.
Dünkü saldırıları ne?
Tahşiye yapılanmasının mimarı olarak gösterdikleri Mehmet Doğan hocanın “desteklenmeli” dediği El Kaide’nin, Pakistan’da “150 çocuğu öldürmüş olması”!
4 yıl önce.. Bir saatlik konuşmada kesip-biçip kuşa çevirdikleri konuşmada yaptıkları çarpıtma yetmemiş.
Şimdi bir de, 2014 Aralık’ındaki olay üzerine, Mehmet Doğan Hocayı, Pakistan’da öldürülen çocukların sorumlusu gibi gösteriyorlar!
Artık Gülen grubunda kontrol kaybedilmiş.
İşler zıvanadan çıkmış..
Allah’tan ümit kesilmez..
Belki uyanırlar..
Biz yine duamızı, “Allah ıslah etsin..” diye yapalım.
•
Geliştirdikleri savunmalara, öne sürdükleri argümanlara baktıkça, Gülen grubunun ümitsizce çırpındığını çok rahat görebiliyorsunuz..
“Tahşiye davası bir kumpastı, bir iftiraydı” suçlamasından kendilerini kurtarmak için..
Şimdi de diyorlar ki: “Tahşiye olayında, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal’ın imzası var. Köksal şimdi AK Parti milletvekili.. Onu niye gözaltına almıyorsunuz. Tahşiye bir kumpas ise, o kumpasta, Köksal da vardı!”
Emniyet Genel Müdürü’nün, her gün attığı onlarca imzadan bir tanesindeki kusurlu davranışı, kendilerinin yaptığı “planlanmış, kurgulanmış, aylarca hazırlık yapılmış kasdi tuzak-iftira” ile eşdeğer gösteriyorlar..
Hatta Köksal ile de yetinmiyorlar..
“Dönemin İstanbul Valisi de, açıklama yapıp, Tahşiye örgütünü suçlamıştı.. Güler niye gözaltına alınmadı? Niye sadece polisler ve Ekrem Dumanlı ile Hidayet Karaca gözaltına alındı?” diyorlar..
Köksal, Güler derken..
İşin nereye gideceğini tahmin ediyor olmalısınız.
Bir adım daha ilerisinde, “İçişleri Bakanı Beşir Atalay niye gözaltına alınmadı” diyecekler...
Diyecekler de, birazcık utanıyorlar..
Onu deseler.. Diyebilseler..
Artık gerisinden utanmazlar..
Hemen devamında da, “O dönem Başbakan Tayyip Erdoğan idi.. O niye gözaltına alınmadı? Madem bu dindarlara haksız suçlama yapılmış, dönemin Başbakanı da gözaltına alınmalı” diye, finali oynayacaklar da..
Şimdilik diyemiyorlar..
Kendilerinin bilinçli olarak hazırladıkları tuzak ile, evlere konulan bombalar, ruhsatlı tabancaları “örgüt silahı” gibi gösterme oyunlarından..
Emniyet Genel Müdürü’nün, İstanbul Valisi’nin de sorumlu olduğunu iddia ediyorlar..
Ne bilsin Emniyet Genel Müdürü, sizin bu kadar ahlaksızca iş yapacağınızı.
NerEden bilsin İstanbul Valisi, sizin bu kadar gözü kararmış şekilde insanlara iftira edeceğinizi..
Tamam onlar da yargılansınlar, onlar da attıkları imzaların, yaptıkları açıklamaların hesabını versinler de..
Sizin yaptığınız “iftira”lar ile, onların yaptıkları “kusurlu davranış”ı kıyaslamak mümkün mü?
•
“Başbakan’ı da suçlarlar” dedim ya..
Bunu bir kenara not edin.
Eğer bu paralel yapı, tümü ile devredışı bırakılmazsa..
Yarın şunu da diyebilirler: “Cemaatleri bitirmek için gizli planı devreye alan dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Nur hareketinin en önemli isimlerinden Mehmet Doğan hoca ve arkadaşlarını, 2010 yılında evlerine bomba koydurarak 17 ay cezaevinde kalmalarına sebep olmuştu..”
“O kadar da olmaz” mı diyorsunuz?
Şu ana kadar yaptıklarını şöyle bir gözünüzün önüne getirin..
Sonra karar verin..
•
Gülen takımının yeni yetme şapşal avukatları da çıkmışlar “Tahşiye örgütü suçlamaları asılsız ise, 4 yıldır neredeymiş bu kişiler? Niye mağdur olduklarını kamuoyuna açıklamamışlar? Şimdi mi akılları başlarına gelmiş” diye soruyorlar..
Devamında da, bilgiç bilgiç ahkam kesiyorlar: “AK Parti, kendi üzerindeki suçlamaları örtbas etmek için, 4 yıl sonra, Tahşiye yapılanmasının bir kumpas olduğunu iddia etmektedir. İddialar haksızdır!”
Akit okumazsanız..
Mağdurlardan haberiniz olmaz tabii..
Bu mağdurların iddianamelerinin 9 aydır yazılmadığını, bekletildiğini haber yapan biziz..
Gazeteci Mustafa Kaplan’ın da içinde bulunduğu tutukluların, aylardır haksız yere cezaevinde tutulduklarını yazan biziz..
Akit okusaydınız, “4 yıldır zaten olayın kumpas olduğunu, yargılananların mağduriyet yaşadıkları”nı yazdığımızı görür, olayın gerçek boyutunu öğrenirdiniz..
Kimbilir hangi sınavlarda, Gülen takımının verdiği cevap anahtarları ile başarılı olan(!), benim şapşal Gülenci avukatlarım!







