İki yeni başkandan iki talep!
Dün iki yüksek mahkeme, başkanlarını seçtiler..
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na Zühtü Arslan...
Yargıtay Başkanlığı’na ise Rüştü Cirit seçildi..
Bilmiyorum; iki yüksek mahkeme başkanının seçimindeki farklılık dikkatinizi çekti mi?
Anayasa Mahkemesi’nde, mevcut başkanın görev süresinin dolmasından iki ay öncesinde seçim yapılacağı öngörülmüş. Ve mevcut başkanın görev süresinin dolmasından takriben 1 ay önce seçim yapılmış oldu..
Yargıtay’da ise, mevcut başkanın görev süresi dolduktan sonra seçim yapılıyor. Nitekim, önceki gün mevcut başkan emekliye ayrıldı. Ertesi günü yenisi seçildi.
Bunun ne manası var?
Bence hiçbir manası yok.
Koordinasyonsuz.. Plansız.. Kafasına esenin, kafasına estiği gibi kanun çıkarttığı Türkiye’nin bir resmi bu..
Dilerim, bundan sonraki düzenlemelerde, herkes kafasına eseni önermez.. Kabul ettirmez..
İstişare ile.. Aklın ve mantığın gereği ne ise..
Tüm düzenlemelerle uyumlu şekilde..
Doğru olanlar yapılır.
•
İki başkanı da kutlayalım..
İkisinden de isteklerimizi dillendirelim..
Hayır; şahsi bir talebimiz yok.
Taleplerimiz, bu ülke için..
Önce Yargıtay Başkanı’ndan isteğimizi dillendirelim..
Diğerine göre, çok daha önemli olduğu için..
İsteğimiz şu: Bu ülkenin bir numaralı medya patronu.. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda.. Kamuoyunda “Kağıt üçkağıdı” diye bilinen ceza davasını.. 1.5 senedir beklettiriyor.
Evet yanlış okumuyorsunuz..
Ceza Genel Kurulu önündeki dosya..
Tam 1.5 yıldır karar verilmeyi bekliyor..
Hatırlayın..
2013 Mayıs’ında.. Adalet Bakanı ile Başbakan Tayyip Erdoğan telefonda konuşuyordu.
O konuşmanın tapesini, suç delili olarak takdim etti, 17 Aralık darbe operasyonunun failleri.
O tapede ne vardı?
Başbakan uyarıyordu Adalet Bakanı’nı: “SPK’dan geldiler. ‘Dosyadaki deliller çok sağlam.. Mahkumiyet kararı çıkması lazım ama.. Dosyaya müdahale edebilirler..’ dediler.. Olabilir mi böyle bir şey?”
Daha önce ayrıntılarını yazmıştık. Tekrar etmeyelim..
Dosya işte bu..
Başbakan’ın uyarısına rağmen, dosyaya müdahale edilmiş ve beraat kararı çıkmıştı.
İkinci telefon konuşmasında ise, Adalet Bakanı’nın verdiği bilgiye göre, dosya Ceza Genel Kurulu’na gidecekti. Ceza Genel Kurulu’nda çok değişik görüşten yüksek hakimler olduğu için. Oraya, sanıkların müdahale ihtimali çok azdı.
Dosya Ceza Genel Kurulu’na geleli, 1.5 yıl oldu..
Dosya hâlâ bekliyor..
İhtimal o ki; zamanaşımına oynuyorlar..
Başkan’dan isteğimiz..
Şu dosyaya bir el atın..
Hayır, “Sırasını değiştirin” falan demiyorum. Diyemem.. Hakkım da yok, haddim de değil.
Ama, o dosyanın sırasının atlanmasına göz yumulmasın..
Sırası geçti zaten..
Ondan sonra gelen dosyalar karara çıktı..
Bu dosya bekliyor..
Hatta o dosya yüzünden, 2.5 aydır, yeni dosya bile incelenmiyor..
Bizim isteğimiz adalet..
Haksızlık değil. Zulüm değil..
•
Yeni Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Bey’den de bir isteğimiz var.
Yargıtay’daki kadar önemli değil..
Ama sembolik bir dosya..
Haşim Bey tivitıra erişimin engellenmesi davasında dosyaya müdahil olmuş, kararı iki günde çıkartmıştı.
Adalet duygusunu yaralayan bir karardı.. Binlerce dosya sıra beklerken, bir dosya aradan çekilmiş, 30 Mart mahalli seçimleri öncesinde, ayrıcalıklı karar verilmişti.
Ardından, Tayyip Erdoğan da, kendisi aleyhine tivitırdaki bir hakaret sebebi ile Anayasa Mahkemesi’ne, adeta yüksek mahkemenin adaletini test eden bir bireysel müracaatta bulunmuştu.
Adil bir mahkemenin.. Eşitliğe özen gösteren bir mahkemenin.. Vatandaşlar arasında ayrım yapmayan bir Anayasa Mahkemesi’nin, tivitır ile ilgili engellemenin kaldırılmasına karar verirken gösterdiği hızı..
Tayyip Erdoğan’ın müracaatında da tekrarlaması gerekirdi.
Ama tekrarlamadılar. Bugün itibari ile, aradan 11 ay geçti..
Bir dosyada iki günde karar.
Diğerinde 11 aydır sonuç yok..
Yeni Başkan’dan isteğimiz..
Bu dosyada da..
Torpil istemiyoruz. İltimas, sıra atlama, zulüm niteliğinde bir uygulama talep etmiyoruz.
Ama ölçünüz önceki tivitır kararınız olsun.
Tayyip Erdoğan’ın dosyası da karara bağlansın..
Veya, en azından..
Önceki tivitır kararının zorlama olduğu kabul edilsin.. “O kararı esas alırsak, yüzlerce, binlerce bekleyen müracaatçıya haksızlık etmiş oluruz. Tayyip Bey kusura bakmasın. Bundan sonra biz adaleti sağlayacağız. Tayyip Bey’in sırasını da, herkesin sırasına göre belirleyeceğiz. Önceki hatayı tekrarlamayacağız” denilsin.
Buna dahi “Eyvallah” ederim.
Ama lütfen..
Kimse, vatandaşı aptal yerine koymasın..







