--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hukukçu olmanız şart değil; suçu siz bulun!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeleri yeniden Ağır Ceza’da..

2012 yılında, bir stajyer avukatın, Baronun düzenlediği ve katılımı zorunlu olan bir kurs eğitiminden başörtülü olması sebebi ile çıkartılması, şikayet üzerine Ağır Ceza’ya intikal etmiş. 

Ama bir sorun var..

İddianame, en hafif suçlama ile düzenlenmiş..

Ben, Türk Ceza Kanunu’ndaki uygulanması muhtemel maddeleri size vereyim..

Sonra siz karar verin, dava; en hafif suçlama ile açılmamış mı?

TCK 122. maddeden başlayalım..

“Nefret ve ayırımcılık  

Madde 122- 

(1) (..) din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle; (..) b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,

c) Bir kişinin işe alınmasını,

d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Stajyer avukatı kursa almayarak, avukatlık ruhsatı almasını -en azından- geciktirmiş oluyorsunuz. 

Bir hizmetten (avukatlık için gerekli eğitimi alma) yararlanmasını engellemiş oluyorsunuz.. 

Söyleyin şimdi, bir stajyer avukatın, ruhsat alması için geçmesi gereken staj aşamasındaki engelleme, bu maddeye girer mi?

Hukukçu olmaya hiç gerek yok.

Tabii ki girer..

Ama dava neden açılmış?

Basit bir “görevi kötüye kullanma” suçundan.. 

Metnini verdiğimiz suçta ceza 1 yıldan başlıyor. 3 yıla kadar hapis öngörülüyor.

Görevi kötüye kullanmada ise, 6 aydan başlıyor, 2 yıla kadar hapis öngörülüyor. 

Aradaki fark ortada..

•

Türk Ceza Kanunu’ndan, bir madde daha aktarayım..

“Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi

Madde 112- (1) (..) hukuka aykırı başka bir davranışla;

a) Devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine,

b) Kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına,

c) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına engel olunması hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Kanunun ifade tarzından, sanki sadece okullardaki eğitimden bahsediliyor gibi bir yorum yapılabilir ama..

Birazcık derinlemesine bakıldığında, Hukuk Fakültesi eğitimi sonrasında, avukatlık yapabilmek için zorunlu kabul edilen ve bir kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekkülünde katılımı zorunlu görülen kurslar da, eğitim-öğretim kapsamında değerlendirilmelidir.

O stajı başarı ile tamamlamayana, avukatlık yapma imkanı tanıyor musunuz?

Hayır..

O stajda, belli konular öğretilerek, stajyerlerin kursu başarı ile tamamlamalarını istiyor musunuz?

Evet.

O halde, başörtülü stajyer avukatın kurstan çıkarılması, TCK 112. maddeye de aykırıdır.

Buradaki ceza ise, daha da fazla.. 2 yıldan, beş yıla kadar.

Açılan davada ne isteniyordu?

6 aydan, iki yıla kadar!

•

Türk Ceza Kanunu’nda bir madde daha var, konu ile ilgili..

Başlığı, “İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme” şeklinde..

Madde metni de şöyle(suç tarihindeki): 

“Madde 115- Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Maddenin 2. fıkrasının yeni şekli, tam da bu suç tipine uyuyor ama.. Kanun 2014’te değiştirilmiş. Eskiye yürümeyeceği için, 2. fıkranın yeni hali ile suçlama yapılması mümkün değil..

Ama 1. maddenin metnindeki “dini inancı açıklamaktan menetme” eylemi, stajyer avukatın, inancı gereği taktığı başörtüsünü çıkarmasının istenmesinde de zaten gerçekleşmiş olmuyor mu?

“Başını aç, staj çalışmasına öyle gir” demek, dini inancını açıklamayı (başına örtü takmayı) men değil midir?

•

Bir de, 115. maddenin ağırlaştırıcı sebebi var.

Türk Ceza Kanunu 119. maddesi de şu şekilde: “Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, (..)inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, (..) iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının; (..)

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,(..) 

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

O halde..

Baro yönetim kurulu üyelerine bu kıyak niye? 

Veya şöyle soralım..

Mahkeme aşamasında, işlenen eylemi küçümseyen bu tavır, acaba değişecek mi?

İzleyip, görelim.

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle