Her yeniliğe karşı çıkan baro neyin kafasında?
Bu ülkede yıllarca; HSYK üyeleri, Danıştay ve Yargıtay üyelerini seçti.
HSYK üyelerinin seçtiği Yargıtay ve Danıştay üyeleri de, HSYK üyelerini seçti.
“Sen beni seç. Ben de seni seçeyim” numarası.
“Al gülüm ver gülüm” kumpası....
Yüksek yargıda öyle bir yapılanma gerçekleştirmişlerdi ki, “Malatya, Tunceli, Erzincan, Sivas, Çorum” doğumlu üyeleri toplayıp.. Diğer 76 vilayette doğanlarla kıyaslama yaptığınızda.
5 şehir.. 76 şehre bedeldi....
Bu kadrolaşmaya itiraz ettiğimizde..
Kem ediyorlar, küm ediyorlar.. Ayak diretiyorlardı..
Öneri getiriyorduk:
“HSYK üyelerinin bir kısmını Cumhurbaşkanı, bir kısmını TBMM, bir kısmını hakim ve savcılar, bir kısmını üniversiteler seçsin!”
“Yok, olmaz” diyorlardı..
“Üniversiteleri çıkarttık. TBMM’yi çıkarttık.. Hakim ve savcılar ile, cumhurbaşkanı seçsin” dedik...
O tarihlerde cumhurbaşkanı kendi kafalarından olmasına rağmen..
Buna da, “Hayır.. Hayır. Asla ve kat’a.. Mevcut düzenleme değişmemeli” dediler.
Rezaleti görüyor musunuz?
5 il, 76 ile kafa tutuyor.. Apaçık bir mezhebi yapılanma var.. Ama bu yapılanmanın bire bir içinde olan hakim ve savcılar bir yana..
Barolar da, bunun düzeltilmesine yanaşmıyor..
Öyle ki; “Hani sizin büyük bir devrim olarak gördüğünüz 1961 Anayasası var ya.. Gelin HSYK’nın yapısını, 1961 Anayasası’na uygun şekilde tekrar düzenleyelim” denildi..
Ona da “Yok yok. İstemezük” dediler..
Sonunda, iş geldi referanduma..
Bu karşılıklı tartışmada..
Gülen grubu da ellerini ovuşturup..
Tüm dikkatler, “HSYK’nın yapısını değiştirtmeyiz” diyen zorbalara yönelmiş iken..
Sistem değişir değişmez..
Aradan sıyrılıp..
Kendi mensuplarını Yargıtay ve Danıştay’a seçtirmişler.
•
Seçimler yapıldıktan sonra uyanıldı ama..
İş işten geçmişti..
“Hukuktan ayrılmadıkları, devlete-millete bir zarar vermedikçe.. Böyle gitsin” demiştik.
Ama uslu durmadılar..
Nasıl uslu durmadılar?
Somut örneklerini vereyim..
Aydın Doğan kağıt üçkağıdından yargılanıyor.
24 hakim bir tarafta.. 23 hakim bir tarafta..
Bloklardan birisine; Aydın Doğan lehine karar verenlere bakıyorsunuz..
Gülen grubundan..
Niye Aydın Doğan lehine oy kullanıyorlar?
Aydın Doğan haklı olduğu için mi?
Hayır..
Aydın Doğan, bunların hocasına teslim olup, Gülen’in avukatına vekalet çıkartıp, himmet verdiği için.
Bu durumda... Gülen grubuna bağlı Yargıtay üyeleri, Aydın Doğan aleyhine, nasıl karar verecekler?
Vermiyorlar zaten..
Haydi o bir dosya diyorsun.
Ertesi günü Aydın Doğan’ın vergi kaçakçılığı davası geliyor.
Karar çıkıyor..
Kaça kaç? 3’e 2!
“Üç üye suç sabit” diyor.
Gülen grubuna bağlı iki üye ise, “Aydın Doğan beraat etmeli” diyor..
Niye?
Yukarıda anlattığımız sebebten..
Bir başka somut örnek..
Şike dosyası geliyor..
Şike davası sanıkları içinde, bazı uyanıklar işin kolayını bulmuşlar.. Gülen grubuna bağlı avukatlara vekalet veriyorlar..
Bakıyorsunuz, Gülen grubu dışındaki avukatların savunduğu sanıklar cezaları yiyor. Gülen grubunun avukatlarının savunduğu sanıklar ise, ya beraat ediyor, ya da cezaları komik miktarlara indiriliyor..
Dosya Yargıtay’a geliyor..
Yine aynı sahne.. Gülen grubuna bağlı avukatlara vekalet verenler davadan sıyrılacak şekilde oy kullanılıyor..
Diğer sanıklar için ise, “Siz bizim arkadaşlarımıza vekalet vermez, himmet ödemezsiniz ha!” diye ceza kesiliyor..
Tüm bu tecrübeler yaşandıktan sonra..
Hatta hemen her gün.. Yeni bir örneği yaşanmaya devam ederken..
Siyasi iktidar mevzuatta bir değişiklik öneriyor..
Paralel Yapı savunuculuğu yapan üyeleri diskalifiye eden bir değişiklik..
Hemen tamamı, 2010 değişikliğinin karambolünde Yargıtay ve Danıştay’a seçilen, Gülen taraftarı üyeler..
Tasfiye edilmek isteniyor..
Bu yapılırken..
Yargıtay ve Danıştay, baştan aşağıya değiştirilmiş olsa..
Ben de itiraz edenlerle birlikte “hayır” derdim.
Ama.. Yüksek yargıda sürekli maraza çıkartan.. Hukukla değil, Pensilvanya’dan aldıkları talimatla oy kullanan üyeleri tasfiye etmek, Barolar Birliği’ni niye rahatsız ediyor ki?
Niye ekranlara çıkıp, gazetelere ilan verip, “Yüksek yargı yeniden dizayn ediliyor” diyorlar ki?
Yüksek yargı dizayn edilmiyor.
Yüksek yargıya sızan, bacanaklar, aynı evde kalanlar, dershane arkadaşları tasfiye ediliyor..
Ve somut bir gerekçe ile tasfiye ediliyorlar..
Buna, niye karşı çıkılıyor ki?
•
Yalancıların yalanlarını yüzlerine vuralım..
TBMM’deki değişiklikle.. Yüksek yargı sıfırdan ve yeniden seçilmiyor.
Bugünkü mevcut üyelerin dışından tek bir üye dahi seçilmeyecek..
Bu ne demektir?
Kanun değiştiğinde..
Yapılacak işlem..
“Kimlerin üyeliği devam edecek, kimlerin üyeliği sona erecek”, bunun tercihi ile sınırlıdır..
Yargıtay’daki 500 üye ile değil de..
300 üye ile karar verecek olursanız..
Yargıtay yeniden dizayn mı edilmiş olur?
Bunu iddia edenler..
“Biz Yargıtay’a, 200 tane maraza çıkartacak adam koyduk” itirafında bulunuyorlar demektir..
Yargıtay’daki üye sayısının azaltılmasına karşı çıkmanın, başka hiçbir mantıklı izahı yoktur..
Ve ne yazık ki..
200 marazalı üyenin avukatlığına..
Sol tandanslı Barolar Birliği soyunuyor..
Sol kafalı İstanbul Barosu soyunuyor..
2010 referandumuna da karşı çıkıyorlardı.
Şimdi o referandumu suiistimal edenlerin tasfiyesine de karşı çıkıyorlar..
Kısacası..
Her yeniliğe karşı çıkıyorlar..
Bir de devrimci geçiniyorlar!







