--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hakim.. Savcı.. Dine hakaret.. Balık.. Rakı.. Meze.. Meyhane..

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

“ya arkadaşlar mezesiz rakımı içilir .yanında en azında balık olmalı”

İmla kurallarına aykırılık benden değil.

Aynen alıntıladım.

İstanbul’umuzun; en büyük iki adliyesinden birisinde hakimlik yapan Nuh Hüseyin Köse’nin facebook sayfasından..

Evet yanlış okumuyorsunuz.

Bu paylaşımı yapan arkadaş, halen Türkiye’nin en büyük üçüncü adliyesinde hakim olarak görev yapıyor..

Masada rakı bardakları varken verdiği pozla çok büyük bir iş başarmış gibi, “Ismail Saymaz ve Aret Kasparyan ile aylar sonra Beyoğlu nda Çiçek teyiz...” demiş..

Saymaz’ı hatırladık da..

Gezi isyanında provoke edilip, geceyarılarında sokaklara dökülen.. Kimisi polisten, kimisi durumdan vazife çıkartanlardan dayak yiyen.. Hatta o dayak sebebi ile ölen gençlerin arkasından..

“O mu dövdü? Bu mu dövdü? Kamera kaydı bilinerek mi silindi? Yoksa zaten elektrik mi kesikti?” türünden tartışmalarla ismini gündeme taşıyan bir muhabir..

Peki Aret Kasparyan kim ola ki acaba?

Onu tanıyamadım işte..

Bilgisi olan varsa, aktarır inşallah!

Her ne ise..

Bize ne Aret’ten. Bize ne Kasparyan’dan..

Biz işimize bakalım.

Bize ne bir hakimin.. Meyhaneler sokağı diye bilinen bir mekanda.. Kasparyan’la rakı masasında oturmasından..

•

Neden çıktı bu rakı muhabbeti?

Hakim Nuh Hüseyin’in facebook sayfasından?

Peki Nuh Hüseyin’in facebook sayfası nerden çıktı?

Şurdan..

Hakim beyimiz, Hz. Peygamber’e küfür içeren karikatürleri yayınlayan Charlie Hebdo isimli alçak dergiden iktibasla, Türkiye’yi karıştırmak isteyen Cumhuriyet gazetesinin önüne, malum YARSAV’cılarla birlikte gidip, fotoğraf çektirmişler..

O fotoğrafı facebook sayfasına koymuşlar da, onun için..

Ne demek şimdi bu?

Fransa’da vahim bir olay yaşanmış.

Gerekçesi de, Hz. Peygamber’e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanması..

Böyle bir ortamda ne yapmalı?

Biraz serinkanlı olup, ortalığı yatıştırmalı..

Bu arkadaşlar ne yapıyorlar?

Yangına benzinle gidiyorlar.

Önce Cumhuriyet, basın özgürlüğünün arkasına saklanıp..

“Ben de o karikatürleri yayınlayacağım. Varsa engelleyecek biri, göreyim bakayım” diyor..

Savcılık harekete geçiyor..

“Yapmayın, etmeyin.. Ülkeyi karıştırmayın” diyerek, en azından toplumun tepkisini dindirmek için soruşturma açılıyor.

Böylesi bir ortamda...

Bu sefer de, hakim ve savcıların kurduğu YARSAV’ın üst yönetimi meydana çıkıyor..

Hakim-savcı olduklarını unutup.

Adeta, “Bizde de benzin var. Bizde de var” diyerek, Cumhuriyet gazetesinin önüne gidiyor, karikatürlerin yayınlanmasına destek çıkıyorlar..

Faruk Eminağaoğlu.. Nuh Hüseyin Köse.. Sevgi Övüç.. Ve birkaç hakim-savcı daha..

Hemen hepsinin ortak özelliği (hakkını yemeyelim, Nuh Hüseyin hariç) başörtü yasakçısı olmaları..

Hatta içlerindeki iki ismi, bire bir biliyorum.. Danıştay’ın, “Avukatların başörtü takmaları yasaklanamaz” kararından sonra bile, örtülü avukatları duruşmaya almayan tiplerden.. (Bu vesile ile, yeni HSYK yönetimine, buradan selam, saygı ve muhabbetlerimi arzediyorum.)

Şimdi sormak gerekmez mi?

“Arkadaşlar.. Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Siz görevde iken, toplumsal bir olayda, taraf olduğunuzu deklare eden böyle bir hareketin içinde nasıl olursunuz?”

Öyle ya..

Kiminiz savcı..

O karikatürlerin yayınlanması sebebi ile, şikayette bulunan vatandaşa, “Ben daha önce, Cumhuriyet gazetesinin önüne gidip, orada tavrımı sergiledim. Hz. Peygamber de olsa, hakaret içerikli karikatürlerin yasaklanmamasını istedim” diyerek, peşin hükümle takipsizlik kararı vermeyecek misiniz?

Kiminiz hakim..

“Ben yayınlanan o karikatürler sebebi ile, mensubu bulunduğum dinin peygamberine yapılan saygısızlıktan üzüldüm. Tazminat talep ediyorum” denildiğinde..

Kararınızı önceden deklare ettiğiniz için, davadan çekilecek misiniz?

Kiminiz ceza yargıcı..

“Bu karikatürü yayınlayanları cezalandırın” diye önünüze bir iddianame geldiğinde, “Keh keh keh.. Ben o karikatürleri yayınlayan gazetenin önüne, destek ziyareti için giden adamım. Bu hakarete benden ceza çıkmaz” deyip, anında beraati bastırmayacak mısınız?

İyi de, nerede kaldı, “ihsas-ı reyde bulunmama” kuralı..

•

Şöyle bakalım olaya..

Yarın Cumhuriyet’in yayınladığı karikatürler, ceza alırsa.. Bu hakim ve savcıların da, o destek ziyareti sebebi ile ceza almaları gerekmez mi?

Veya, en azından.

Yürüyen bir ceza soruşturması varken.. Soruşturmayı etkileyecek konumdaki bu hakim ve savcıların ziyareti.. “Adil yargılanmayı etkileme suçu” oluşturmaz mı?

Ne dersiniz, hakimliğin vatandaş nezdindeki saygınlığını “rakı-balık-meze” muhabbeti ile zedeleyenler?

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle