--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gülen’in “şefkat” isteğine ben “evet” derim de!..

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Pensilvanya’da kalmakta ısrar eden Fetullah Gülen..

Oradan Türkiye’yi karıştırmaya devam ediyor..

Buradaki sempatizanlarına mesaj yolluyor..

“Yıkılmadım, ayaktayım” diyor..

Bunu söylerken de..

“Karşınızdakini yıkmaya devam edin” mesajı yollamaktan geri durmuyor...

Ama aynı zamanda..

Üzerlerine çok gelindiğini..

Hayvanlar aleminde, yırtıcı hayvanlarda bile bir şefkat olduğunu..

Kendilerine şu an uygulananların, hayvanlar alemindeki şefkati arattığını söylüyor..

Belgeselde izlemiş..

Gülen’in kendi ağzından “hayvanlar alemindeki şefkat”i ve Gülen grubundakilere uygulandığı iddia edilen acımasızlığı(!?) aktaralım:

“Bir panter bir maymunu derdest ediyor. Hayvancık hamlini vaz’ etme faslına yakınmış. Öyle şiddetli bir heyecanla hamlini vaz’ ediyor. Panter, doğan yavruyu görür görmez boğazından sıkıp öldürdüğü annesini hemen bırakıyor. O yavrunun üzerine eğiliyor, yalıyor, kokluyor, ağzına nefes veriyor. Dönüp böyle acı acı mahrumiyet, mağduriyet, beceriksizlik, çaresizlik içinde sağa-sola bakıyor; adeta ‘Ben ne yapmalıyım?’ diyor. Ben onu okudum onda. ‘Ben buna daha ne yapmalıyım?’ Şimdi vahşi bir hayvanın bile etini yemek için avladığı bir hayvanın yavrusuna karşı duyduğu şefkat!..”

Dinlediğimde içim cız etti..

17 Aralık’tan 1 ay önce..

Taraf gazetesinde, Gülen grubu ile AK Parti’yi kavga ettirme amaçlı haberler yayınlandığında..

İçimin cız ettiği gibi..

“Bu gidişin sonu, hayır değil” dediğimde..

Hemen telefonu açıp..

Yıllar öncesinden tanıdığım, Fetullah Gülen’in avukatını arayıp, “Neler oluyor.. Siz ateist bir gazetenin peşine nasıl takılıyorsunuz” diye sorduğum günlerde içimde hissettiğim, yangın gibi..

Gülen’in avukatından, samimi bir cevap alamadığımda, içimdeki yangının daha da körüklenip, bana yaşattığı çaresizlik gibi..

Dün Gülen’in son sohbetindeki “hayvanlar alemi”ne atıf yaptığı sözleri dinlediğimde de.. Yine içim cız etti.. 

Oldu mu şimdi, bay Gülen?.

17 Aralık’ı organize ederken..

Hayvanlar aleminde “şefkat” hissini gösteren belgeseller, hiç izlemiyor muydun?

Ki..

Sana bağlı polis müdürleri..

İftirada bulunup, insanları içeri attırıyor. Milletvekillerini dinleyip, kumpasa getiriyor.. Bakanları illegal şekilde izleyip, tuzaklara getiriyordunuz..

Yetmiyor..

“Hayvanlar aleminde bile bir şefkat vardır” demiyor..

Dürüstlüğünden adınız kadar emin olduğunuz Başbakan’ı ve oğlunu hedef tahtasına koyuyordunuz..

Bu kadar mı vahşiydiniz?. Bu kadar mı acımasızdınız? Bu kadar mı gaddardınız?

17 Aralık’ı hayata geçiriyor..

Yetinmiyordunuz...

Aklınız sıra ölü doğmuş yavrunun tekrar hayata dönmemesi için.. Açık söyleyeyim; işi garantiye almak için, 25 Aralık’ı sahneye koymaya kalkıyordunuz..

Şimdi bize, “Hayvanlar aleminde bile şefkat var” diyorsunuz..

Hiçbir kamusal görevi olmayan bana sorarsanız..

Ben o şefkati kat kat göstermek isterim..

Ama ne yazık ki..

“Devlet işinde, acımaya yer yok. Acırsanız, acınacak hale düşersiniz” diyenlere de..

“Haksızsınız” diyebilme gücüm yok..

Çünkü hâlâ..

Pes etmediniz.

Hâlâ, “Kumpaslara son” demediniz..

“Tuzakları bitirdik” demediniz..

Hani örnek veriyorsun ya..

Yeni doğmuş maymun yavrusuna, panterin “Ben buna ne yapayım” bakışından, “şefkat” çıkarımında bulunuyorsun ya..

Ben de sana, o örnekten alternatif bir bakış açısı getireyim, bay Gülen..

Ya o; yeni doğmuş maymun, ölü numarası yapıyorsa?..

Kafayı kaldırıp, panteri alt etmenin, içten içe planlarını hazırlıyorsa..

Sizin gibi, yeni yeni ataklarla.. 

Emniyette, adliyede.. 

Göreve daha yeni gelmiş kadroların.. 

Aralarında fitne çıkartarak..

“Bu; gizli paralel.. Yok; o değil, bu gizli paralel” kumpasları ile..

Hâlâ oyun üzerine oyunlar kurguluyor..

İktidar hesapları yapıyorsanız..

Kimden şefkat istiyorsunuz siz?

Kendi hesabıma şefkatten yanayım..

Ama devlet adına bu “şefkat”in çok zor olduğunu söyledim..

Ama şu yapılsa..

O zor olanı da talep etmek, bizim de boynumuzun borcu olur..

“Biz bir tuzağa düştük. Yanıldık.. Aldatıldık.. Bu hatadan dönüyoruz.. Mevcut iktidara da, ‘Allah yardımcıları olsun’ diyoruz..” kapanışını yapıp..

CHP ile ortaklıktan.. HDP ile ortaklıktan.. Hatta PKK ile ortaklıktan pişmanlığınızı dile getirseniz..

Ben de sizinle birlikte, “şefkat” talebinde bulunayım..

Ama sizde bu muhasebe olmadan.. Söyler misiniz; hangi yüzle ve kimden “şefkat” istiyorsunuz?

Muta nikahı suçlaması yapıp, ispat edemediklerinizden mi?

Katrilyonluk rüşvet iftirasında bulunup, çamur sıçratmak istediklerinizden mi?

Kol kola girdiğiniz CHP ile devirmeye kalktığınız, halkın seçtiği insanlardan mı?

Asker ve polis şehadetlerine sevinip, PKK eylemleri sayesinde yıkılacağını düşündüğünüz siyasi iktidardan mı?

Yüzünüz varsa, isteyin “şefkat”i..

Ben “evet” derim de..

Devletin “evet” diyeceğini, hiç sanmıyorum.

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle