--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gülen’in polisleri, Etiler Polis Okulu’nu şimdi anlatsın!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Hatırlar mısınız..

17-25 Aralık darbe operasyonunun en önemli figürlerinden birisi idi.

Etiler Polis Okulu vardı..

Arsası, şu işadamına peşkeş çekilmişti.

Bu Arap işadamı, Etiler Polis Okulu’nun yerine yapacağı AVM’nin maketlerini bile yapmış, bitirmişti..

Etiler Polis Okulu arsası ile ilgili olarak..

2011’de başlamışlar, telefonları dinlemeye..

25 Aralık 2013 olmuş..

Hâlâ telefonlarda Etiler Polis Okulu’nun fiilen iç edildiğine dair somut bir icraat yok.

Ama 17-25 Aralık darbesine imza atanlar..

Öyle bir yaygara kopardılar ki..

Konuyu bilmeyenler sandılar ki..

Etiler Polis Okulu’nun arsası, Arap işadamlarına peşkeş çekilmiş.

Devlet zarara uğratılmış.

İşadamları avanta para kazanmışlar.

İddialar bunlardı..

Bugün itibari ile..

Dinlemelerin başlamasının üzerinden tam 4 yıl geçmiş oldu.

25 Aralık’tan önce iki yıl.

25 Aralık’tan sonra da iki yıl..

Dört yıl..

Etiler Polis Okulu’nda..

O bahsedilen AVM yapıldı mı?

Daha önemlisi..

İhalesiz, üstü kapalı şekilde, bir işadamına.. Veya yandaşlara, gizli şekilde devir yapıldı mı?

Hayır.

Öyle ise, 17-25 Aralık darbe girişimine, yüksek sesle ve gönül rahatlığı ile.. “İftira kampanyasıydı” diyebilir miyiz?

Dahası var..

Sadece Etiler Polis Okulu’nun arsası bir yana..

İşin suyunu çıkartıp..

“Burda şu arsaya el koymuşlar.. Şurda bu arsaya el koymuşlar” dediler mi?

Dediler..

Şimdi aklınızda olan, bir tane peşkeş çekilmiş arsa var mı?

Benim aklımda bir şey kalmadı.

Metronun üzerindeki arsaya usulsüz imar iddiası da palavra çıktı..

Zorlu’nun aldığı arsada da..

17-25 Aralık darbecilerinin suçladıklarında bir usulsüzlük çıkmadı ama..

Ama tam aksi yönde.

Benim hafızama nakşedilen iki arsa yolsuzluğu olayı var.

Birisi Gülen grubu işadamlarının kurduğu TUSKON’un el koyduğu, Milli Emlak’a ait arsa yolsuzluğu..

Diğeri de Turgut Özal Üniversitesi’nin konduğu belediye arsası.

Ne oldu?

Gülen’in suçladıkları, suçlanan yolsuzlukları yapmamışlar ama..

Gülen grubunun sempatizanları, o suçların kralını kendileri işlemişler..

Oldu mu ya!

Beğendin mi yaptığını, Gülen!

Yine 17-25 Aralık darbe girişiminde en önemli figürlerden birisi de..

2013 Haziran ayında, Başbakan ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in telefon konuşmasına ilişkin tape kayıtları idi..

O ses kayıtları da.. “Başbakan, işadamına kumpas kurmak için, Bakan’dan istekte bulunuyor” diye takdim edilmişti.

O illegal dinlemede Başbakan, Adalet Bakanı’na şunu soruyordu: “Mahkemeye etki etmişler, beraat edeceklermiş, doğru mu?”

Başbakan’ın istihbaratı doğru çıkıyor, gerçekten o işadamı (Aydın Doğan) beraat ediyordu..

Sonrasında Başbakan, Adalet Bakanı ile tekrar konuşuyor, tekrar soruyordu: “Karar şimdi nereye gelecek?”

Adalet bakanı, “Ceza Genel Kurulu’na gelecek. Orada hakimlere etki edemezler” diyordu.

Peki Ceza Genel Kurulu’nda, Başbakan’ın çekinceleri haklı çıktı mı?

Hem de bire bir!

Orda da büyük gecikmeler.. 2 yıllık bekleme..

Sonrasında da dandikten sebeple bozma kararı..

Hem 17 Aralık öncesindeki bir yıllık süreç... Hem de 17 Aralık sonrasındaki iki yıllık sürecin bize verdiği bilgi ile söylemek gerekirse..

Son üç yılın bize verdiği sonuç ne?

Yapılan suçlamalar yalan..

Başbakan yüzde yüz haklı..

İşadamı ile.. 17 Aralık darbe girişimcilerinin işbirliği, çok net karşımızda..

Öyle ki, Gülen’in baskısı sonucu.. O işadamı, Fetullah Gülen’in avukatına vekalet çıkartarak, kendisini kurtarmak istemiş...

Böylece..

17-25 Aralık’çıların ikinci önemli delili de, boş çıktı mı?

Çıktı.

Atılan iftira, tam tersi yönde gelişip... Dönüp, müfterilerin gerçek yüzlerini ortaya çıkardı mı?

Çıkardı..

Diyeceksiniz ki..

“Peki Reza işine ne diyorsun?”

İlk günden onu söylemiştim..

Bir devlet.. Çakallığa soyunup..

Bir devlete ambargo uyguluyor ise..

Bir başka uyanık da, o ambargoyu delmek için, bir çakallık yapıyorsa..

Bu çakallık; aslında Türkiye’nin de menfaatine ise.. (Alınan petrole nakit para verme yerine, mal yolluyorduk.)

Bu işler sonucunda, Türkiye’nin tek kuruşu kaybedilmeyip.. Tek kuruşluk arsası peşkeş çekilmeyip..  Tam aksine, Türkiye’nin kazancı oluyorsa..

Bu arada, o uyanık işadamı, birilerine de hediyeler yolluyorsa..

Bu işte Türkiye’nin tek kör kuruşuna bir zarar gelmediğine göre..

Kimse kusura bakmasın.. Ben çakalların avukatlığına soyunmam..

Türkiye’nin menfaatine olan bir işte, çakallardan yana olamam..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle