Gülen’in Akıllı Mehmet’i: Az kalsın bir sakatlık çıkaracaktık!
Fetullah Gülen’in dersane tartışmaları sırasında anlattığı fıkra idi..
Gülen, Tayyip Erdoğan için anlatıyordu ama..
Fıkradaki “Akıllı Mehmet” rolü, Gülen’e daha uygun düşüyordu..
O günlerde de..
Bu kadar hıyanetin içinde olabileceğini tahmin edemediğimiz için..
Fıkrada anlatılan “Akıllı Mehmet’in başına gelenler, sizin başınıza gelmesin” diyerek uyarıda bulunmuştuk.
Dinletememiştik.
3 senelik süreçte.
Bir defa daha..
Aynı fıkrayı yazı konusu yapıp..
Bir daha uyarmış, yine netice alamamıştık.
Bilmiyorum, artık bir anlamı kaldı mı ama?
Biz yine de uyaralım..
¥
Önce fıkrayı tekrarlayalım..
Fetullah Gülen anlatıyor:
“Akıllı Mehmet’in işi.. Bir uçurumdan inmek için Akıllı Mehmet ve arkadaşları el ele tutuşmuşlar.. 40 kişiden 39’u ölmüş, birinin kolu kanadı kırılmış.. Akıllı Mehmet’e sormuşlar ‘Ne oldu?’ diye. Akıllı Mehmet, ‘Sormayın.. Az kalsın bir sakatlık çıkaracaktık’ şeklinde cevap vermiş.”
Fıkra bu..
Gülen’in bu fıkrayı anlatmadaki kastı da şu..
“Bizim polisler sizi izliyorlar.. Siz farkında değilsiniz. Polislerimiz topladıkları verileri çarpıtılmış şekilde yakında öyle bir şekilde kamuoyuna intikal ettirecekler ki.. Dersaneyi kapatmak isterken, hükümetten olacaksınız.. Devrileceksiniz. Elinizde bir şey kalmayacak.. Belki de makamların hepsi gittikten sonra, hayatta kalmakla avunup ‘Az kalsın bir sakatlık çıkaracaktık’ diyeceksiniz..”
Gülen’in tehdidi..
Haksızdı..
Yanlıştı..
Dolayısı ile biz de kendisini uyardık.
“Dersane ne ki? Bırakın kapansın.. Üniversiteleriniz var. Okullarınız var” dedik..
Dinletemedik.
Kurdukları kumpasta hedef aldıkları Tayyip Erdoğan’a bir şey olmadı ama..
Kendileri el ele tutuşup uçurumdan aşağı inmek isterlerken..
39’u öldü..
Akıllı Mehmet’ın kolu kanadı kırıldı..
Ama Akıllı Mehmet akıllanmadı..
17-25 Aralık darbe operasyonunu yaptıklarında.. Emniyet’teki paralel müdürlerini kaybettiler..
“Bununla yetinin.. Devamını getirmeyin” dedik..
Ama öyle bir hırs yapmışlardı ki..
Belediye seçimlerinde, CHP’li adaylara oy vererek, kendilerini inkar ettiler..
Yine de başaramadılar..
Dersaneleri bırakmamak isterken..
Başka şeyleri kaybedeceklerinin sinyalleri geliyordu.
Bank Asya’da bir sürü numara yapmışlardı... O numaralar ortaya çıkarılıyordu..
Yine uyardık.
“Bırakın.. Siz bir cemaat iseniz, size ne bankadan.. Şakirtlere faizli kredi aldırıp, Bank Asya’yı ayakta tutmanın bir mantığı yok” dedik..
Bir uçurumdan daha el ele tutuşarak inerken..
Akıllı Mehmet fıkrasındaki gibi..
Bir “39 kişi” daha gitti.
Akıllı Mehmet’in kolu kanadı kırıldı.
Yine “Az kalsın bir sakatlık çıkaracaktık” diyerek, yollarına devam ettiler..
Sonrasında..
Şurdaki imara aykırı binaları..
Burdaki kaçak inşaatlarına..
İşgal ettikleri Milli Emlak arsaları için geri alma prosedürleri başlatıldı..
Onlar yine, yaşananlardan ders çıkarmadılar..
Belden aşağı saldırılarla..
Meşru hükümete açtıkları savaşı sürdürdüler..
Sonra sıra ile..
İftiraların merkezi olan Samanyolu’nun başındaki isim tutuklandı..
Yine küçücük bir ders çıkarma yok.
Efelenmeye devam ettiler..
Televizyonlarının yayınları durduruldu.
Yine küçücük bir ibret almadılar..
Gazetelerine kayyım atandı.
Kitapevlerine kayyım atandı..
Holdinglerine kayyım atandı.
Yok. yok. Yok.
Gözleri kapanmış..
Yaşananlardan.. Küçücük bir ders çıkarmıyorlar..
Onlar iftiralarla saldırdıkça..
PKK ile dahi işbirliğine girerek..
Dindar yöneticilere salvolar attıkça..
Mevzilerini birer birer kaybediyorlar..
Ama tokat yemekten arlanmayan küçük çocuklar gibi..
Tekrar saldırıp..
Tekrar tokat yiyorlardı..
Tüm bu aşamalarda..
Umudum hep şu:
Hatalarını görürler.. O andan sonra, ‘Biz bu kavgadan çekiliyoruz’ diyerek.. O andan sonrası için kendi iç dünyalarında hayatlarını sürdürürler..
Hepsinde umudum boşa çıkıyordu..
En son..
Yüksek yargıdaki yapılanmaları için uyardık..
“Bir halt yediniz. 2010’daki yeni Yargıtay üyeliği seçimlerinde. 159 yeni üyeliğin.. Hemen hemen tamamını şakirtlerinizden seçecek kadar şaşırdınız.. Ama deşifre oldunuz.. Bari şimdi bırakın.. Kavgaya tutuşmayın” dedik.
Yine dinletemedik..
¥
Her uyarıda..
“Bunların kulaklarını tıkamalarının arkasında ne yatıyor? Cesaretleri nereden kaynaklanıyor” diye sorguluyordum..
TSK’ya hiç dokunulmamıştı..
“TSK’daki yapılanmalarına güveniyor olabilirler” diyordum ama..
“% 20 ile darbe de yapamazlar” diyordum.
Sonunda 15 Temmuz’da gördük..
Pervasızlıklarının sebebi..
TSK’daki % 40’ları aşan yapılanmaları imiş.
Gözü dönmüş haşhaşilerinin varlığı imiş.
Nasıl olsa en sonunda..
“TSK’daki yapılanmamız sayesinde.. Bunların hepsini alt ederiz. Elimizden giden her şeyi geri alırız” düşüncesi ile..
Ahlaksızca, vicdansızca.. Saldırmışlar da saldırmışlar..
Tokat yedikçe.. bir daha saldırmışlar..
Şimdi..
Lağım patladı..
Her şey altüst oldu..
Düne kadar “Hukuk.. Kural” denirken..
Şimdi artık..
Onbinlerce şakirt.
Kamudan sorgusuz sualsiz ihraç edilecek..
Tahminim o ki..
“Akıllı Mehmet” de artık.. “Az kalsın bir sakatlık çıkaracaktık” diyemeyecek..







