Gitti Çölaşan, geldi Zeyrek; gitti Coşkun, geldi Saymaz!
Köşesinde darbecilerin sözcülüğünü yapan.. Bu sayede, Aydın Doğan’dan milyon dolarlar aldığını da inkar etmeyen Emin Çölaşan Hürriyet gazetesinden yollandı..
“Aydın Doğan, işi-gücü yalan olanlarla yolunu ayırıyor galiba” denildi..
Sonra.. Halkın değerlerini aşağılamayı maharet zanneden Bekir Coşkun gitti..
“Tamam canım, numara değil işte.. Bak Coşkun da gitti” denildi..
Ardından Özdemir İnce..
Yılmaz Özdil..
Ayşenur Arslan..
Millete, milletin seçtiklerine hakaret etmeyi gazetecilik zanneden ne kadar militan varsa..
Her birinin gidişinde..
“Aydın Doğan düzgün adam ya.. Yanındakiler kötü.. O da düzeltiyor işte..” denildi..
Ama gelinen noktada bir de bakıyoruz ki..
Çölaşan gitmiş..
Yerine İsmail Saymaz gelmiş..
Ayşenur Arslan gitmiş.. Yerine Melis Alphan gelmiş..
Özdemir İnce gitmiş, yerini Deniz Zeyrek doldurmuş....
Yılmaz Özdil gitmiş, hergelenin hakaret etme özgürlüğü genişletilerek durum telafi edilmiş..
Yanlış mı söylüyorum?
•
Yuvarlak laflardan.. Soyut suçlamalardan hiç hazzetmem..
Buyrun somut örnekler..
Dün sabah üstü, televizyon kanalları arasında..
Kısa bir süre CNN’de kaldım..
Parametre programı imiş.
Ebru Baki girizgahı yapıyor..
“Haftasonu, ‘çerez tartışmaları’ ile geçti” diyor.
Bahçeli’nin çerez ile ilgili en ağır ifadesini veriyor.
PKK’nın uzantısı Selahattin Demirtaş’tan, din ile ilgisi ne ise, “sırat köprüsü” üzerinden hakaretlerini veriyor..
Kılıçdaroğlu’ndan vurucu cümleyi veriyor.
Ahmet Davutoğlu mu?
O kim?
Öyle birisi mi var?
AK Parti diye bir parti mi var, bu ülkede?
Ki, Ebru hanım da, onun açıklamasını versin!
Neyse, hakkını yemeyelim, Cumhurbaşkanı’nın açıklamasını veriyor..
Nasıl?
“Muhalefet liderlerine cevap verdi.”
Cevap verdi de, ne dedi be kızım!
Bunları geçtik..
Ardından başladı yalanlanan “çerez” muhabbetindeki iftiraların tekrarına..
Önce Maliye Bakanı’nın açıklaması aktarıldı: “Zorlama şeklinde amacından saptırıldı.. Toplam kamudaki tüm kamu araçlarının.. Ambulans, polis, asker araçları dahil hepsi 3.3 milyon liradır.”
Deniz Zeyrek hemen Ankara’dan düzeltiyor.
“3.3 milyar lira..”
Ebru hanım tekrar hatırlatıyor: “Bakanlığın açıklamasında, ‘Sadece makam araçlarını söylemedik’ denildi... ‘Bakım, onarım maliyet bedelinin toplamıdır’ denildi.”
“Ne var, iki tarafın da açıklamasını objektif olarak vermişler” diyeceksiniz.
Sonrasını dinlemezseniz..
Veya tam o sırada ekranın karşısına geçmiş iseniz..
Bakın ne ile karşılaşırsınız..
Deniz Zeyrek giriyor söze: “Ebru 3.3 milyar ne kadar büyük bir para.. Ne kadar büyük para olduğunu söylemek gerekir. Bence ciddi para.. Hiç de çerez olacak bir para değil. 3.3 milyar lira, sadece makam araçlarına gidiyorsa, yani kamunun taşıt araçlarına gidiyorsa..”
Şimdi diyebiliyorsanız, deyin: “Aydın Doğan ne yapsın?”
Adam iki saniye önce, Maliye Bakanlığı’nın açıklamasındaki ambulans, asker-polis tüm kamu araçlarının toplamının bakım ve tamir bedelleri ile birlikte 3.3 milyar liralık harcamaya yapıldığının hatırlatıldığını gözlerden kaçırıyor..
Algı oluşturuyor: “3.3 milyar lira sadece makam araçlarına gidiyorsa!”
Bu yalancı adamı bünyesinde tutan bir patrona, “Ne yapsın” denilir mi?
Dün Çölaşan ne yapıyordu ise. Özdemir İnce, Bekir Coşkun ne yapıyordu ise.
Bugün de Deniz Zeyrek onu yapıyor. Kurulan tezgahta, Aydın Doğan’ın sırtından, halka yalan pompalaması yapıyor..
•
Bir başka somut örnek:
Dünkü Hürriyet’te, yasakçı bir hakimin propagandası vardı..
Radikal’den transfer edilen İsmail Saymaz’ın haberi...
“Yargılanan ‘Paralel’ dedi, sosyalist hakim El çektirildi” deniyordu.
Hakim kim, baktım..
Tamer Akgökçe..
Başörtülü avukatı duruşmadan atan hukuk katili adam..
Cumhuriyet gazetesi, Hz. Peygamber’e hakaret içerikli karikatürleri yayınlamak istediğinde, polis tarafından arama yapılan gazeteye gidip, destek veren, bir anlamda Hz. Peygamber’e yapılan hakareti destekleyen Tamer Akgökçe..
Haberi bir okusanız..
Dersiniz ki, “Tamer Akgökçe gibi 100 tane hakim olsun. Türkiye kurtulur.”
Kim bilsin, adamın yasakçının teki olduğunu. Kim bilsin, avukata bile zulmeden bir despot olduğunu. Eline bir güç geçse, avukata böyle yapan bu hakimin, artık vatandaşı kim bilir nasıl dilim dilim doğrayabilecek bir zalim olduğunu..
İki somut örneği artırmak mümkün..
Bu iki somut gösteriyor ki..
Aydın Doğan, numara yapıyor..
Çölaşan’ı atarken.. Yerini onun kopyası ile dolduruyor..
Bekir Coşkun’u yollarken, yerine mutlaka benzerini koyuyor..
Radikal’i kapatıyor..
Radikal’in yalancılarını, Hürriyet’te istihdam ediyor..
Aydın Doğan şunu bilsin ki..
Bu numaralar artık sökmüyor..
Yalancılarla yolunu ya ayıracak.
Ya da, Radikal’i kapattığı gibi, Hürriyet’i de kapatmak zorunda kalacak!







