--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Giriş var, çıkış yoksa, bundan Devlet sorumludur!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

MHP Fatih İlçe Başkanı’nın, akit gazetesi ile ilgisi olmayan bir facebook sayfasından hareketle teşkilatını toplayıp Akit önüne gelmesi..

Peygambere hakaret eden Cumhuriyet’e yaptığı protestoda yumurtaları cebinde tutup, binaya yaklaşamadığı için öylece kuzu kuzu geri dönüp.

Akit’in önünde ise.. 

Yumurtalar bir yana, bir de arabalarında getirdikleri mermerlerle saldırmış olmaları..

Dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye soruldu.

Haydi diyelim, genel başkan, iki gündür bizim yaptığımız çağrıyı görmemişti..

Görmemesi bile başlı başına bir sorun ama..

Varsayalım öyle..

Dün kendisine tekraren soruluyor, “Akit önündeki saldırı” diye..

“Onları takip etmedim, bilemiyorum.”

İlaveten de diyor ki: “Öyle bir saldırı, bizim teşkilatlarımızın bilgisi dahilinde gelişmiş bir olay değildir. Bizim bilgimiz dahilinde değil.”

Prensip olarak, verilen cevabı doğru kabul ederim..

Ama sonrasında..

Bir başka soru sorulurken..

Genel Başkan’ın bulunduğu ortamdan, soruyu soran muhabir alınıp bir odaya götürülüyorsa..

Yanındaki ikinci muhabir ile birlikte..

Muhabirler götürüldükleri odada, dövülüyorlarsa.. Gazetecilik araçlarına zarar veriliyorsa.

Ardından, “Haydi gidebilirsiniz” değil..

Tartaklayanların kontrolündeki bir araçla, bina dışına çıkartılıyorlarsa..

Eskişehir yoluna bırakılıyorlarsa..

Genel Başkan Devlet Bahçeli’ye sormamız gerekmez mi: “Gözünüzün önünde cereyan eden muhabirlerin götürülme olayını da, takip etmediniz mi? Bilmiyor musunuz? Teşkilatınızın bilgisi dahilinde gelişmiş bir olay değil midir?”

•

Öyle ya..

MHP Genel Başkanı, Akit’in önündeki saldırıyı organize edenlerin kim olduklarını bilmediğini açıkladı.

“İlgimiz yok” dedi.

Ama Akit’e taşlı saldırı yapanlar, Fatih İlçe Başkanı’nın kontrolündeki, birçoğu da parti delegesi olan kişiler..

Sayın Bahçeli’nin, Fatih İlçe Başkanı’nın organize ettiği saldırı olayı için “Bilmiyorum” sözüne güvenelim..

Gerçekten, saldırıdan habersiz olduğunu, failleri bilmediğini varsayalım..

Acaba Genel Başkan, aynı şekilde, Genel Merkezi’nde muhabir dövenlerden de habersiz olabilir mi?..

En azından, muhabirlerin, teşkilattan görevli kişiler tarafından alınıp, bir odaya götürüldüklerini de mi görmedi, sayın Bahçeli?

İstanbul- Fatih’tekini bilmeme ihtimali, “insanlık hali” ile açıklanabilir de..

Genel Merkez’deki bir olay, ne ile izah edilebilir?

•

Kimbilir belki de..

MHP Fatih ilçe teşkilatındakilerin bir paraleli de, Genel Merkez’de vardır..

Devlet Bahçeli’nin “Olayların içerisine MHP’yi çekme gayreti, eskiden beri vardır. MHP ve ülkücü gençlik, sokakta olmayacaktır” tavrını beğenmeyen ve Genel Merkez’in içinde bile bu işi organize eden  paralel arkadaşlar vardır..

Onlar organize etmişlerdir belki de, iki muhabirimizi dövme olayını!

Her şeye rağmen..

“Fatih’ten haberim yok” sözüne kural olarak inanırım da..

Genel Merkez’de yaşanan bu olaya, biraz inanmak zor..

•

Aslında olay, tahminlere dayalı “inanmak-inanmamak” ile de ilgili değil.

Nasıl ki Fatih teşkilatının kendisinden habersiz yaptığı, genel başkanı zor duruma düşürmüştür.

“Haberim yok” dediği olayı, teşkilatından kişilerin organize ettiği, ayan beyan ortadadır.

Ve bu cevap, genel başkanı, teşkilatının yaptığı bir saldırıdan habersizmiş gibi bir duruma düşürmüştür..

Şimdi Genel Merkez’deki olay da, Devlet Bahçeli’yi zor duruma düşürmüştür..

Belki Fatih’tekini soruşturmak zaman alabilir....

Ama Genel Merkez’deki olayı çözmek, çok basit..

İsteyecek genel başkan, “giriş kapısındaki kamera kayıtlar”nı.. 

Muhabirlerimiz Mehmet Özmen ve Sinan Kaya’nın Genel Merkez binasına girişlerini görür..

Sonra, “Getirin bana, çıkış görüntülerini” der..

Bakalım, Mehmet Özmen ve Sinan Kaya’nın, sağlıklı bir şekilde Genel Merkez’den çıkış görüntüleri var mı?

Varsa sorun yok..

Ama yoksa..

Mehmet Özmen ve Sinan Kaya, parti binasındaki otoparka indirilip, oradaki bir araca konulup, Eskişehir yolunda bırakılmışsa...

Bunu yapanlardan hesabını sormak da, Devlet’e düşer..

Bir partinin genel merkezine giren muhabir, o partinin genel başkanına emanet demektir.

Devlet’e emanet edilen Mehmet Özmen ve Sinan Kaya, dayak yemiş ve gazetecilik amacı ile kullandığı araç-gereçleri tahrip edilmiş şekilde binadan çıkartılıyorsa..

Olayın asli faili kim olursa olsun.

O ortaya çıkarılıp, savcılığa teslim edilmediği müddetçe, sorumlusu Devlet’tir..

Önce gerçek şahıs olarak “Devlet Bahçeli”dir.

Sonra da tüzel kişilik olarak “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”dir..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle