--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

‘Geceyarısı tahliye’nin ikinci örneği yoktur!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Biz, “Gerekçeli karar yazılmadan, kısa karar açıklanamaz” diye itiraz ederken.

Meğer daha ne sakatlıklar varmış.

“Kısa karar bile yazılmadan, Anayasa Mahkemesi’nin internet sitesinde, kararın basın duyurusu bile yapılmış!”

Ben söylemiyorum.

Can Dündar’ın avukatı, Bülent Utku söylüyor, bu gerçeği.

Ne diyor Utku?

CNN’de saat 19.30’da yayınlanan programa katılıp, “Anayasa Mahkemesi internet sitesinde duyurdu. Henüz kısa karar da yazılmadı. Yazılınca mahkemeye yollanacak” diyor..

Saat 19.30..

Ve Can Dündar’ın avukatına göre..

Henüz kısa karar yazılmamış.

Ama kararın içeriği, tüm Türkiye tarafından biliniyor..

Bu ne anlama geliyor?

Şu anlama:

Anayasa Mahkemesi heyeti, o gün bu dosya için görüşme yapıyor.

Oylama yapıyor..

“Hak ihlali vardır” şeklindeki görüş kabul ediliyor.

Hemen ardından, kısa karar yazılıp imzalanması gerekiyor.

Tam bu arada..

Anayasa Mahkemesi’nin sekreteryası, yangından mal kaçırırcasına..

Devreye giriyor.

Daha kısa karar yazılmadan, ve imzalanmadan, basın duyurusu yapıyor.

Böylece..

Önce basın duyurusu yapılıyor.. Sonra kısa karar yazılıyor.

Ve arada en az 2.5 saatlik fark var..

Resmen skandalın daniskası..

•

Skandal bununla da bitmiyor.

Anayasa Mahkemesi’nin basın duyurusu üzerine, daha ortada kısa karar bile yokken..

Can Dündar’ın avukatları hemen tahliye dilekçesi yazıyorlar..

Oysa mesai saati bitmiş.

Dolayısı ile, dilekçenin verilmesi de, incelenmesi de, ertesi güne kalmalı..

Ama skandal dedik ya..

Skandala da tüy dikecekler..

Tesadüf bu ya..

Mahkemenin o gün devam eden başka bir duruşması bahane edilip..

Duruşmada hakimleri yakalayıp, dilekçeyi ellerine tutuşturmuşlar..

Ama sakın bu örneği hafızanıza yazıp da..

Allah korusun sizin de böyle bir şey başınıza gelirse..

Mahkemeye gidip, “Belki hakim bey evine gitmemiştir” diye şansınızı denemeye kalkmayın..

Kolundaki saati gösterir, “Bitti, bitti. Mesai bitti.. Yarın gel” cevabını alırsınız..

Mesai dışındaki dilekçeyi almama bir yana..

Biz çok görümüşüzdür.

Mesai saatindeki duruşmada bile.. Bir avukat dilekçe havalesi için duruşma salonuna gelse.. Bir dayak yemediği kalır:

“Başka hakim yok mu? Her şeye ben mi bakacağım? Kime havale ettiriyorsan ettir, bana ne?”

Sanık Can ise..

Suçlama casusluk ise..

Her şey bambaşka oluyor tabii.

Mesai saati dışında dahi, tahliye dilekçe si alınıp, işleme konuluyor.

Merak ediyorum.

O gün mahkemenin duruşması olmasaydı.

Hakimlerimiz, diğer günlerdeki gibi saat 17.00’de adliyeden ayrılmış olsalardı..

O dilekçeyi kim alacaktı? 

O dilekçenin incelenmesi için, hakimler evlerinden de çağrılacak mıydı?

Çağırılsalar da, o hakimler gelecekler miydi?

•

Bir skandal daha var..

Anayasa Mahkemesi’nin karar verdiği gün akşam saat 19.30’daki canlı yayına katılan av. Bülent Utku, “Tahliye dilekçesini verdiklerini, yerel mahkemenin kanaatinin, kısa karar geldikten sonra konuyu görüşmek olduğu”nu söylüyor..

Bu ne demek?

Mahkeme, bal gibi, ihsas-ı reyde bulunmuş.

“Şu an elimizde Anayasa Mahkemesi’nin kısa da olsa kararı yok. Şimdi dilekçeyi incelersem.. Reddederim. Biraz bekleyelim. Siz de Ankara’dan Anayasa Mahkemesi’ndeki arkadaşlarınıza söyleyin. Kararı yazıp yollasınlar. Biz de talebinizi kabul edelim.”

Başka bir izahı var mı, bu anlatılanların?

Bence yok..

•

Nice avukatlar..

Müvekkillerinin tahliyesi için verdikleri dilekçelerin incelenmesini, günlerce beklerken..

“Sanık Can, suç casusluk” olunca..

Mesai saati dışında dilekçe veriliyor. 

Dilekçe kabul ediliyor.

Eksiklik olduğu tespit ediliyor..

Başka mahkemeden, kararın gelmesi gerektiği avukatlara söyleniyor..

Mesai saati dışında, başka bir mahkeme ile irtibata geçiliyor.

Mesai saati dışında diğer mahkemeden karar bekleniyor. 

Mesai saati dışında, inceleme yapılıyor. Mesai saati dışında, tahliye kararı veriliyor..

Bana soracak olursanız..

Mesai saati dışındaki bu işlemlerin hepsi, külliyen kanuna aykırıdır..

•

Can Dündar’ın bir gece daha cezaevinde kalmasından sevinç mi duyacağım?

Hayır..

Ha akşam çıkmış.

Ha da ertesi günü..

Benim açımdan bir şey farketmez.

Ama..

Bizi enayi yerine koymasınlar..

Türkiye’de, mahkemelerin geceyarıları bile tahliye kararı verdikleri, özgürlüklere bu kadar hassas oldukları görüntüsü vermesinler..

Tüm bu yaşananlar..

Vatandaşın özgürlüğüne gösterilen hassasiyetten değil..

“Beyaz Türklere tanınan ayrıcalıklar”dan kaynaklanıyor..

Haklarındaki suçlama, ne kadar fecaat içerse de..

Onlara tanınan imtiyazdan kaynaklanıyor. 

Aksini düşünen varsa..

Bana bir tane, benzer şekilde, geceyarısı verilen tahliye kararı göstersinler.. (O gün duruşması devam eden bir davada, haliyle duruşma ne zaman biterse, o zaman tahliye kararı çıkabilir.. Kastım, duruşması olmayan dosyadan, geceyarısı tahliye kararı verildiğinin ikinci örneği olmadığıdır.)

•

Benim önerim, avukatlara..

Özellikle 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dosyası olan avukatlara.. Tutuklu müvekkileri için, versinler “tahliye dilekçeleri”ni..

Mesai saati dışında da değil.. Mesai saati içinde verin dilekçelerinizi.. Bakalım, aynı gün karar verecekler mi? Yoksa “Bugün mesai saati bitti, yarın bakarız” mı diyecekler..

Geceyarılarına kadar inceleme yapacaklar mı?

Hodri meydan..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle