--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fuatavni’lere duyururum, kafanızı duvara vurdurmayın!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Anayasa Mahkemesi bir dilekçeyi alır..

Önünde bekleyen yüzlerce, binlerce dosya var iken..

Onların hepsini bir kenara iter..

Sonra tivitır ile ilgili dilekçeyi öne çeker..

Onu da, binbir fırıldak ile üç gün içinde karara bağlarsa..

Verdiği kararda da, skandal niteliğinde yanlışlıklar yaparsa..

Diğer dosyalar bir yıl, iki yıl beklerken..

Tivitır dosyası saatlerle karara çıkarsa..

Bu işin sonucu bu olur..

Ne olur?

Şımaran Fevzi İşbaşaran’lar..

“Tivitırdan istediğimi yazarım.. Anayasa Mahkemesi bile, bunun bir özgürlük olduğunu söyledi. Yaz, saldır, küfret, hiçbir şeycik olmaz” der..

Dedi zaten..

Küfürler..

Belden aşağı saldırılar..

Gerçi yeni değildi bunlar..

Taa Gezi olaylarından beri, ne küfürler edildi, o sosyal medyada..

Cezasız kalmasından cesaretle, kar topu gibi arttı, arttı, arttı..

Bir yerde patlayacağı belliydi..

Fevzi İşbaşaran’da patladı..

•

İşbaşaran küfür etti..

“Ne olacak, cezası ne ki?” dedi..

Kamuoyundaki toplumsal tepkiyi gözardı etti..

Bu ülkenin insanlarının “vazgeçilmezleri”ni dikkate almadı.

Sadece kişilik haklarına değil.. Bir de ilaveten aileye dil uzattı..

Daha önce de yapıyordu.

Bu sefer tosladı..

Hem gözaltında dayak yedi..

Hem adliyeye giderken..

Güzel mi oldu?

Tabii ki hayır..

Tabii ki insana uygulanan kaba kuvveti tasvip edemem..

Ama, İşbaşaran’ın yaptığı da, insanlara “kaba kuvvet uygulamak”tan çok daha kötü..

Bir kişiye, iki kişiye değil.. Ülkenin yarıdan fazlasının oyu ile seçilmiş bir cumhurbaşkanına sarfettiği sözlerin, hiçbir affedilecek yanı yok.,.

İşbaşaran’ın yediği dayağı alkışlamasam da.. 

İşbaşaran’ın avukatlığına da soyunamam..

•

Aslında bu örnekler, sadece İşbaşaran ile sınırlı değil.

Bir başka saygısız, Genel Yayın Koordinatörümüz Hasan Karakaya’nın mail hesabına geçen hafta illegal yolla girdi..

Sonra da..

Yine tivitır’dan, maildeki bazı bilgileri yayınladı..

Bunun da sorumlusu, Anayasa Mahkemesi..

“Yasaklanamaz” dediği tivitır, işte böyle haysiyet cellatlığı için zemin hazırlayan bir ortam..

İnsanları birbirine düşüren, birbirine kırdıran bir alan..

Kanun çıkarılmak istendi.. “Devletin resmi kurumlarından birisi, çok istisnai durumlarda bazı hesapları dondursun” denildi..

“Hayır, bu özgürlüğe aykırıdır” diyerek, engellendi..

Haydi buyrun..

O küfür ederse. Birileri de dayak atıp, “Kafasını duvara vurdu” der.. 

Veya.. Bugün bize.. Yarın Anayasa Mahkemesi üyelerine.. Yarın birisi de onların özel mail hesaplarını ele geçirirse..

Şu bilgisini, bu bilgisini tivitır hesaplarından deşifre ederse, 

Ne yapacaksınız?

Aklınız, o zaman mı başınıza gelecek..

•

İşbaşaran olayının bu boyuta gelmesinin bir faili de, medya..

İşbaşaran küfür ediyor..

Çok büyük bir maharetmiş gibi.. O internet sitesi...  Bu internet sitesi. Hatta bazı gazeteler.. Bazı televizyonlar..

“İşbaşaran’dan küfür” başlığı ile de olsa... Yapılan terbiyesizliği meşrulaştıran.. En azından küfürün reklamını yapan haberlerle, suça destek çıkıyor.

Aslında o medya kuruluşları da, suçu tekrarlıyorlar.

Onlar da suç işliyorlar..

İşbaşaran tek başına bir küfür etse.. Kendi ettiği ile kalacak.

Ama şu medya organı, bu medya organı, haber adı altında o küfürü tekrarlayınca..

Tepki de zirve yapıyor..

Ve sonunda..

Kişinin en fazla güvende olması gereken bir yerde bile, dayak yemesine engel olunamıyor..

Olunamaz da..

Siz saygısızlıkta sınırları zorlarsanız..

Bazı boşlukları istismar ederek, dalganızı geçerek insanların şeref-namusları ile oynamaya kalkarsanız..

Biz arzu etmesek de..

Birisi çıkar, bu yanlışın karşılığında, bir başka yanlışı hayata geçirebilir..

Bir de dalga geçer: “Kafasını duvarlara vurdu!”

•

Kimse tehdit olarak algılamasın.

Ama sosyal medyada, Fevzi İşbaşaran gibi tipler çok.

Şu an meydanı boş bulmuş gibi, savuruyorlar da savuruyorlar..

Ama onlar, nasıl ki, “Cezası ne ise çekeriz” türünden bir sözde erkeklikle meydan okuyorlarsa..

Birileri de, “Cezası ne ise çekeriz” deyip, tekme tokatlarla cevap verebilirler..

Yok fuatavni imiş. Yok şu imiş bu imiş..

“Amma cahilsin, fuatavni diye somut birisi yok ki” demeyin..

Aptallara oynamayın..

Birileri de aptalları oynar, “kafasını duvara vurdu” der..

Ben söyleyeyim, 

fuatavni’nin suç tivitlerini paylaşan herkes, fuatavni’dir. Ve sorumludur..

Yazın bir kenara..

Dayağı yediniz mi, “Kafasını duvara vurdu” denilmesine razı olun!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle