FETÖ’cü müdürler, kıldan tüyden o itirazlarla kurtulamazlar!
17-25 Aralık darbe girişiminden hemen sonra..
Parlak(!) polis müdürlerinden Yakup Saygılı, şu televizyon benim, bu televizyon senin dolaşıp.. Vıdı vıdı konuşup duruyordu..
Meydan okuyordu, “Her platformda, operasyonun haklılığını ispatlarım” diyordu..
Zamanı gelince, Yakup Saygılı Beyefendi tutuklandı..
İddianamesi hazırlandı..
Nihayet, duruşma günü geldi..
Hakkındaki iddianame okunmaya başlandı.
Biz bekliyoruz ki..
Bir an önce iddianame okuması bitsin..
Yakup Saygılı Beyefendi’nin, 17-25 Aralık operasyonu ile ilgili derin bilgilerinden(!), dosyadaki deliller ışığında faydalanalım..
İllegal dinlemeler..
Dokunulmazlığı olan kişilerin hayali isimlerle..
Dindar insanların, solcu terör örgütü üyeliği isnadı ile..
Solcuların, El Kaide üyesi gibi gösterilerek..
Nasıl dinlendiğine ilişkin bir izahat beklerken..
Uydurulan hayali suçların delillerinin nasıl izah edileceğini merak ederken..
Dünkü duruşmada gördük, Almanya doğumlu parlak polis müdürünün fiyakasını..
İncik boncuk konulara yönelik itirazlarla, zaman kazanmaya çalışıyordu..
“Hakim bey.. İddianamenin tamamını okumak zorundasınız. Özet okuyamazsınız” diye itiraz ediyordu..
İddianame dediğiniz 2 bin sayfaya yakın..
Okunsa ne olur.. Okunmasa ne olur..
Tamam, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, iddianamenin tümü ile okunması gereklidir..
Sanık, ne ile suçlandığını, daha önce kendisine tebliğ edilen iddianamede okumuş olsa bile..
Ki, iddianamenin daha önce tebliğ edilmiş olması kesin bir zorunluluktur..
Bir de duruşmada mutlaka okunması gerekir..
Kural bu..
Avukatının yanında.. İzleyicilerin bulunduğu bir ortamda..
Sanıkların iddianameden haberdar olduğunun, herkesçe bilinmesi gerekir..
Ama bu kural; bin iddianameyi önümüze alsak.. 999 tanesindeki 2 sayfalık, üç sayfalık iki-üç sanıklı iddianameler için kesinkes geçerlidir..
Bin sayfalık, iki bin sayfalık.. 20-30-40 sanıklı iddianamelerde ise..
Aynı kuralı, şekilci bir bakış açısı ile uygulamaya kalktığınızda..
Günlerce devam eden iddianame okumaları ile..
Sadece şekli bir faaliyette bulunmuş olursunuz..
O uzun okumalarda.. Ne sanığın kafasında, kendisine isnat edilen eylemle ilgili sabit bir isnadın eseri kalır..
Ne de.. İsnadın içeriğini kavrama imkanı olur..
Yapılması gereken..
Daha önce tebliği yapılan iddianamenin.. Duruşma öncesinde sanık tarafından okunup okunmadığını sorup..
Okunmamış ise süre verip..
Okunmuş ise, özetini duruşmada tekrarlayıp..
Savunmaların alınmasına geçilmesidir.
Ben kendim, sanık olduğum davalarda da..
Genelde iki-üç sayfalık iddianamelerle yargılandığım halde..
Mümkün olduğu nispette, o iki-üç sayfalık iddianamelerin bile okunmadan, ifadeye geçilmesini hakimden istiyorum..
Bazı hakimler, “Yok okumaya mecburuz” diyorlar..
Bazı hakimler ise, “Siz istemedikten sonra, bizim için sorun yok, sanık efendi” deyip, es geçiyorlar..
Dolayısı ile..
Kendimize başka..
Polis müdürümüze başka uygulama istiyor değiliz..
Almanya doğumlu, parlak polis müdürümüz Yakup Saygılı da..
Yaptığı 17-25 Aralık operasyonunun haklılığına emin olduğuna göre..
17 Aralık sonrasında, operasyonu ekran ekran dolaşıp, savunduğuna göre..
Buyursun, kıldan tüyden itirazlar yerine..
Operasyonun haklılığını..
Operasyonlarda hiçbir usul kuralına aykırı davranılmadığını..
Gerçekten yolsuzluk olduğunu..
Gerçekten bir hırsızlık olduğunu anlatsın..
Topu taca atmasın..
Zamana oynayan numaralarla kafaları bulandırmasın..
•
Paralel polis müdürü Yakup Saygılı, iddianame tam okunacak, yarım okunacak tartışması ile zaman kazanmaya çalışırken..
Eski İstanbul Emniyet Müdürü’nün tutuklanmasına sebep olan ifadesi, dün medyaya yansıdı..
Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın diyor ki: “Benim 17 Aralık’tan da, 25 Aralık’tan da haberim yoktu!”
İşe bakın..
FETÖ’ye mensup polis müdürleri..
Kafa kafaya vermişler..
Kendilerinden olmayan amirlerinden gizleyip.
Dandik isimlerle. Uyduruk delillerle, hayali bir “yolsuzluk soruşturması” yürütmüşler..
Gözaltıları başlatmış, hemen akabinde de amirlerine gidip, “Durum böyle böyle” demişler..
Benim itirazım şuna: Eğer gerçekten, mniyet müdürüne haber vermeden bu operasyonu yapmak kanuna uygun ise..
Gözaltıları yapmaya başladıktan hemen sonra, emniyet müdürünün kaldığı evin kapısına gidip, niye bilgi veriyorsunuz?
Gerek yoktu ya..
Gerek var ise..
Gözaltılardan önce.. Soruşturmaya ilk başlandığı günlerde, niye haber vermiyorsunuz?
Bir itirazım da, Emniyet Müdürü Çapkın’a..
Diyor ki Çapkın, “18 Aralık’ta, bu polis müdürlerini görevden aldım..”
Bunu bir savunma olarak söylüyor.
Ama yapılması gereken ne idi?
18 Aralık’ta değil..
17 Aralık sabahında.. Kendisine gelinip bilgi verildiğinde..
Hemen o an..
“Görevden alındınız” denilip.
Hatta kanundaki istisnai yetki de kullanıp..
“Gözaltına alındınız” denilmesi idi..
Denilmediğine göre..
Çapkın da, o polis müdürleri ile birlikte..
O darbe girişiminin hesabını vermek zorundadır..







