Facebook, Haşim Bey’i takmıyor!
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, tivitır’a erişimin engellenmesi olayında, duruma bizzat el koymuş ve konuyu genel kurula sevkettirip, saatlerle ifade edilen bir hızda neticeyi açıklamıştı..
Tivitır için de, youtube için de, “Özgür olmalılar” demişti..
Konu sadece “tivitır” veya “youtube”a özgü de değildi..
Genel anlamda, “sosyal medya”nın özgür olması gerektiğini söylüyordu, yüksek yüksek mahkeme!
“Başbakan’a hakaret var” deseniz de..
“Cumhurbaşkanı’na hakaret var” deseniz de..
“Kendilerine edilen küfürler bir yana, devletin tepesindeki insanların ailelerine küfürler ediliyor” deseniz de..
Ne mahkemelere..
Ne de TİB’e.. Başbakanlık’a..
Haşim Bey’in “yüksek mahkeme”si, bunların hiçbirisine önem vermiyor, genel kuralı “özgür olmalılar” şeklinde koyuveriyordu.
•
Verdikleri bu kararda samimi olsalar.
Kararlarının takipçisi olsalar..
Yine de itiraz etmezdim..
Ama ne kadar ikircikli tavırlara imza atacaklarını, o günden tahmin etmiştik.
Nitekim, üzerinden fazla uzun bir süre geçmeden...
Gazetemiz yazarı Abdurrahman Dilipak’ın “Kork Fransa” başlıklı yazısı sebebi ile, sosyal medyada sansür başlatıldı.
Facebook, Dilipak’ın yazısını incelemiş.. Kendince sorunlu bir paragraf bulmuş. Dilipak’ın o yazısını sayfasına koyan herkese, not atıyor: “Bu paragrafı sayfanızdan çıkartın.. Yoksa sizi, toptan kapatırım.”
Böylece ne oldu?
Anayasa Mahkemesi’nin “özgür olmalı” dediği sosyal paylaşım sitelerinden birisi, facebook isimli özel şirketin patronunun keyfine kaldı..
“O paragrafı görmek istemiyorum” deyince..
O paragrafın bulunduğu binlerce hesabın her an bloke edilmesi gündeme geldi...
İyi de, biz bu yetkiyi, Türkiye’deki mahkemelere bile vermemiştik ki!
Türkiye’deki TİB’e, Başbakanlığa bile vermemiştik ki!.
Facebook’un patronu da kim oluyor?
O patron, “Şunu sayfandan çıkart. Bunu kes.. Öbürünü yok et” nasıl diyebiliyor?..
•
Facebook’un bu “sansür” kararı ile, aslında Anayasa Mahkemesi’ne de şu denilmiş oluyor:
“Naniik. Sen kimsin.. Buranın patronu benim. Ne özgürlüğü imiş. Haydi ordan.. Ben istediğim yazıları yayınlarım. İstediklerimi sansürlerim.. Özgürlüğü sen değil, ben belirlerim. Otur oturduğun yerde! Senin borun ancak hükümete geçer, bana değil!”..
Şimdi görev Haşim Bey’e düşüyor.
Haydi Haşim Bey..
Buyrun, Yüksek Mahkeme kararını by-pass eden facebook’a bir cevap verin bakalım.
Görelim sizi..
Başbakanlığa laf yetiştirmek kolay.
TİB’e laf yetiştirmek kolay..
“Erişim engellenemez, bu anayasal bir haktır” diyerek, siyasi iktidara meydan okumak kolay.
Bak; facebook, erişimi engelliyor..
Haydi bakalım, topla heyetini. Bir günde yeni bir karar daha ver..
Okuyucular, Abdurrahman Dilipak’ın o yazısına, sansürsüz olarak ulaşabilsin..
Siz değil misiniz, “Anayasa’daki düşünce hürriyeti” diye lafa girip. “Temel hak ve özgürlüklerdendir” diye devam edip..
Cumhurbaşkanı’na.. Başbakan’a küfürler için bile, “engellenemez” kararı verenler..
Haydi görelim bakalım..
“Dilipak kime küfretti ki?” diye sorup, yasak kararını kaldırın.. Da; anlayalım, sizin gücünüz sadece hükümete mi yetiyor?
•
Konuyu yakından takip eden arkadaşlar belki şunu diyebilirler:
“Facebook özel bir şirket.. Şirketin tüm masraflarını, şirket kendisi karşılıyor. İstediği şeyi yayınlayıp yayınlamamakta serbesttir. Sen sansürsüz yazı yayınlamak istiyorsan, masrafını yap.. Kendi açtığın sosyal paylaşım sitesinde istediğin yazıyı aynen yayınla!”
Akla mantıklı gibi gelen bu çözüm..
Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte değerlendirdiğimizde..
Hiç de mantıklı değil.
Niye?
Anayasa Mahkemesi, “Bu bir özgürlük alanıdır” diyor...
“Özel bir teşebbüstür.. Özel teşebbüsün engellenmesi veya engellenmemesi bizi ilgilendirmez” demedi..
O özel teşebbüsün kendisini, adeta özgürlüğün bir varlık unsuru gibi kabul etti.
O zaman da hatırlattık.
“Kişilerin düşünce açıklama hakkı engellenmiyor.. İsteyen, başka platformlarda görüşünü açıklasın.. Türk yargısını takmayan yabancı şirketler de, hesap verebilir olmalılar” dedik..
Tınlamadılar.. “Türk yargısını takmasalar da, onlar özgür olmalı” dediler..
Şimdi son örnek ile..
Konu vuzuha kavuşmuş oldu..
Anayasa Mahkemesi’nin, “Bu bir özgürlük platformudur” dediği alanda engellemeler var. Sansür var.. Ve bu engellemelere, sansüre, Anayasa Mahkemesi’nin şu an itibari ile yapabileceği hiçbir şey de yok..
Diyelim Dilipak dava açtı, “Düşüncemi açıklama hürriyetim kısıtlanıyor” dedi.
Anayasa Mahkemesi ne yapacak biliyor musunuz? “Facebook’un uygulamalarının denetleneceği yer mahkememiz değildir” diyecek, davayı reddedecek!
Ne güzel bir iş değil mi?
Davacı olduğunda, özel şirketi kabul ediyor.. O özel şirketin haksız tavrı söz konusu olunca, “Yok, biz o işe karışamayız” diyor.. “Özel şirketten davalı olmaz.. Devleti davalı edeceksen, gel” diyor..
Biraz daha bastırsak, facebook’un yaptığı sansürden dolayı, devleti tazminata bile mahkûm edebilir, Haşim Bey’in başkanı olduğu mahkeme..
Kafanız hepten karıştı değil mi!
Doğrusu, benim de karıştı..
Öyle ise hep birlikte dua edelim: “Allah’ım sen bizim aklımızı koru!”
Amin.







