--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Et geldi, soğan doğranmadı sanıkların gözleri yaşarmadı!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Dün kısaca belirtmiş ve kimsenin Hilmi Özkök’ten, Balyoz sanıkları için, “Bu arkadaşlar darbe yapmaya kalkıştı” türünden şahitlik yapmasını beklememesi gerektiğini hatırlatmıştım.

Aynen öyle oldu.

Düne kadar “Ben kasaptaki ete soğan doğramam” diyerek, mahkemeye çağrılırsa, bir şeyler diyecekmiş havası veren dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, mahkemeden çağrıyı aldı ve şahitliğe geldi ama.. 

“Dedikodudan ibaret iddialar vardı” diyerek, darbe girişimini örtbas etti.

Savunma avukatları ve sanıklar bu tanıklığa zaten dünden razı.. 

Mahkeme de, işi kurcalamayınca..

Hilmi Özkök, “kasaptan eve gelen et”e, soğanı doğramadan gitmiş!

•

Oysa mahkeme başkanı sorsa idi, 

“2013 Ağustos YAŞ toplantısında, Çetin Doğan’ın, Başbakan’ın da bulunduğu ortamda, ‘tabanınıza hitap edeceğim diye yaptığınız iş ülkeye değil partinize yaramak ve yaranmak üzere yapılmaktadır. Bunu silahlı kuvvetlere bir meydan okuma olarak kabul ediyoruz’ şeklinde bir konuşma yaptı mı?” diye..

Doğranacak soğan, eminim sanıkların gözlerini yaşartacaktı!

•

Sorsaydı mahkeme başkanı:

“312 general toplanmış, Vakit gazetesine dava açıyorlar.. Dört kuvvet komutanı orda; kara, deniz, hava, jandarma komutanları orda.. Onlarca orgeneral orda.. Oramiraller orda.. Korgeneraller, koramiraller, tümgeneraller, tümamiraller, tuğgeneraller, tuğamiraller.. Davacı listesindeler.. Siz ise, onların hepsinin üstü olarak, Genelkurmay Başkanı olarak yoksunuz.. Ne konuştunuz aranızda? Niye diğerlerinin aksine vekalet vermediniz? Vekalet vermediğiniz için size baskı kurmaya çalışılmadı mı?”

Sorulsaydı bu soru, bakın işte o zaman, soğan nasıl acıtacaktı, gözleri!

•

Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman, eminim hukukçularla görüşerek dünkü tanıklıklarını ifa etmişlerdir..

Bir kardeşleri olarak, kendilerine şu hatırlatmayı yapayım..

Olay öylesi bir noktaya geldi ki..

Öyle aşamalardan geçildi ki..

Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık sözü, tam da bugünkü tabloyu ifade eder oldu..

“Ben bir şey bilmiyorum.. Dedikodu şeklinde bir şeyler duydum” demekle..

Sanıkların beraat etmesine zemin hazırlamak istiyorsunuz, bunu anladım..

İki kişinin “Bu arkadaşlar öyle suç işlemezler canım” demeleri ile, dün mahkumiyet verilen dosyada, bugün beraat kararı verilmez, bunu da azıcık hukukçu olan herkes bilir, bunu da hatırlatarak söylüyorum...

Senaryo, “bu tanıklıklarla beraat verilmesi” üzerine kurgulanmış!

Kimse itiraz etmeyecek.. İki tanığın “olumlu şahitliği”ne, bir de ısmarlama bilirkişi incelemesi eklenecek.. Ardından beraat kararları kamuoyuna açıklanacak..

Açıklanacak da..

İşler bir ters giderse..

Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman’a “yalan tanıklık”tan mahkumiyet de çıkabilir..

Çetin Doğan ve arkadaşlarının yattıkları, eski ceza kanunu çerçevesinde alabilecekleri cezayı karşılamış sayılır ve tekrar cezaevine girmeleri belki söz konusu olmaz ama..

Dün sergilenen “yalancı tanıklık”lar, bir savcıyı harekete geçirirse.

Hilmi bey ve Aytaç bey, Balyozcular yerine cezaevine girebilirler...

•

“Niye yalancı tanıklıktan ceza alacaklar ki?” diyeceksiniz.

Niye almasınlar?

Madem darbe yapılmadığını biliyorlardı..

Düne kadar onlarca defa “Hilmi Özkök gelsin, tanıklık etsin” denildiğinde ses çıkarılmazsa..

“Aytaç Yalman şahitlik etsin” denildiğinde, savcı, hakim çağırmasa bile.. “Bizim darbe girişimi hakkında sanıkların aleyhine bir bilgimiz yoktur” denilmezse..

Hele hele.

Bu kişiler mahkum olduktan sonra..

Yargıtay’daki tebliğname de, aleyhlerine çıktıktan sonra..

Yine sessiz kalıp, “Bizi çağırmadılar ki şahitlik edelim” türünden, gizemli ifadelerle, “Kasaptaki ete soğan doğramam” türünden derin anlamlar içeren konuşmalarla, imalarda bulunulursa..

Açıktan “Bizim darbe girişiminde bulunulduğuna dair bir bilgimiz yok. Bizim üzerimizden kimse, darbeye delil aramasın. Bu sanıklar tertemiz insanlardır” açıklaması, dün yapılmayıp, bugün yapılıyorsa.

Bu yalancı tanıklıktır.

Kimse kusura bakmasın..

•

Aytaç Yalman da, Hilmi Özkök gibi, dün mahkemede topu taca atmış..

Daha önce, “Darbeyi esas ben önledim” diye açıklama yapan ve bu açıklamasını yalanlamayan Yalman, dün mahkeme huzurunda demiş ki, “Balyoz planı ile ilgili istihbarat almadım. Belge ve bilgiye sahip değilim. Basından öğrendim bu konuyu!” 

Eee. 

Yalman böyle dedi diye..

Önceki sözünü unutacak mıyız?

Bir savcı yarın çıkıp, “Aytaç bey.. Daha önce ‘Darbeyi ben önledim’ demişsiniz. Bu sözünüzü defalarca medyada tekrar tekrar yayınlanmış tekzip etmemişsiniz. Şimdi ‘Bilgim yok’ diyorsunuz.. Bu yalancı tanıklıktır” derse..

Savcı, devamında, “Röportaj yapmak isteyen gazeteciye ‘Erken öten horozun kafasını keserler; zamanı gelince konuşurum. Bizim de kafamız gitmesin’ demişsiniz.  Bunu yalanlamamışsınız.. Ne anlama geliyordu bu” derse.. 

Ne olacak?

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle