Eli kanlı teröriste “hukuk dili”, dindara ölüm!
Sivas davasında, sadece Sivas’ta oturdukları için sanık durumuna düşürülen nice insana, dünyayı dar eden bir avukat var.
Yargıdaki sol kadrolaşmayı çok iyi kullanıp..
Tek bir silahı olmayan..
Altını, üstünü, her tarafını..
Yüz defa..
Bin defa..
Milyon defa çizerek söylüyorum..
Tek bir 7.65 tabancası bile olmayan göstericileri, “Anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs ettikleri” iddiasıyla ölüm cezası verilmek üzere yargılatan ekibin başında bir avukat var..
Aynı zamanda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da avukatı idi..
Bu sayede CHP’den milletvekili de oldu..
Adı: Şenal.. Soyadı: Sarıhan..
Dün bir basın toplantısı düzenlemiş Şenal Hanım..
CHP heyetinin Yüksekova’ya gitmesi ile ilgili şu cümleleri sarfetmiş..
“Bir grup eylemcinin, 50 kadar, alanı terk etmek üzere olduğu, bunun neye işaret olduğunu bilmiyoruz.”
Nedir “Bir grup eylemci”den kasıt?
Bahsettiğimiz yer, Yüksekova..
Askerlerin, polislerin, tuzaklı patlayıcılarla şehit edildiği bir ilçe..
Dolayısı ile..
“Eylemci”den kasıt..
Olsa olsa..
“PKK’lı teröristler” olmalı..
Zaten sorulmuş Şenal Hanım’a..
“Bahsettiğiniz kişiler eylemci mi, terörist mi?” diye..
Ne cevap vermiş, Sarıhan?
Şu cevabı vermiş: “Hukuk dili ile konuşmaya özen gösteriyorum. O sebeple bunu böyle ifade ediyorum. 50 PKK’lı niteliği taşıyan kişi, kendisini böyle ifade eden kişinin ayrıldığı yönünde bir bilgi oldu.”
Bakın..
Karşımızdaki insanlar, ne kadar şirretlik yaparsa yapsın..
Eğer tutarlı iseler..
Ben onlara saygı duyarım..
“Çizgileri bu” derim..
Onlarla mücadele ederim.
Ama onlara saygısızlık etmemeye çalışırım.
Peki bu Şenal Hanım..
Her gün üç-dört askerimizi, polisimizi şehit eden eli kanlı teröristlere..
“Hukuk dili ile konuşmaya” özen göstererek “Terörist” diyemiyor da..
Sivas mazlumlarına ne diyordu?
Dediklerini yazarsam..
Sizi de günaha sokarım..
Tek bir eylemini aktarayım..
Ne kadar tutarsız, ne kadar gaddar, ne kadar militan, ne kadar önyargılı olduğunu siz de anlayın..
Sivas davası şüphelilerinden Cafer Erçakmak isimli, dönemin Belediye Başkan Yardımcısı, olaydan yıllar sonra vefat etmiş.
Toprağa verilmiş..
Bu avukat hanım hemen sahneye çıkıyor..
Ve diyor ki, “Kabul etmem.. Mezarı açın.. DNA incelemesi yapın!”
Vicdansızlığa bakın..
Olayın üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçmiş..
Adamın yaşı 70’i aşmış.
Adamın hiçbir terör örgütü ile alakası yok.
Hayatında işlediği bir suç yok..
Madımak olaylarında da, eli ile bir şeyleri işaret ettiğine dair görüntüden başka, kendisine yöneltilmiş hiçbir suçlama yok..
Bu insanı, yıllarca kaçak yaşamaya mecbur ettikleri bir yana..
Bir de öldüğünde..
Mezarını açtırıyor..
Belki hayatında eline silah almamış bir siyasetçiye..
Bu kadar kin ile.. Bu kadar gaddarca yanaşıyor.
Ama sıra eli kanlı teröristlere gelince..
Hukuku hatırlıyor, avukat hanım..
“Hukuk dili ile konuşmaya” çalışıyor..
Hay sizin hukukunuza da.. Dilinize de..
E mi!
•
“Sivas olayları, kadında takıntı olmuş” diyebilirsiniz..
Peki diğer olaylardan örnek verelim..
Dindar insanların eksende olduğu her olayda..
Bu avukat hanım da..
Partisi de..
Hukuk da tanımaz..
Vicdan da..
Somut örnek?
Karaman’daki sapıklık olayı..
Karaman’daki olayda..
Tabii ki sapık adamı savunmayacağız..
Onlar da, sapık adam için, istediklerini söylesinler..
Ama sapığın işlediği suçu tasvip etmeyen.
O suçla bir ilintisi olmayan.. Suça katkısı olmayan bir vakfa.. Bir derneğe..
PKK’lı teröristlere gösterdikleri hoşgörüyü, gösteremiyorlarsa..
Bunlara biz ne diyelim?
“Bu yaptığınız, ahlaksızlıktır” demeyelim de, ne diyelim?
Genel başkanları sabahtan akşama, “Önüne yattı” ile başlıyor..
“Üstüne yattı” ile devam edip..
“Yanına yattı” ile noktalıyor.
Sabah, “Ensar Vakfı” diye başlıyor..
“Vakfı kapatın” ile devam ediyor.
“Mallarına el koyun” ile bitiriyor.
Biz de soruyoruz bu tutarsız siyasetçilere: “Tek bir mahkumiyeti olmayan insanlara.. Dolaylı bir suçlama sebebi ile.. Yargılama sürerken.. Her türlü hakareti yapıyorsunuz da.. Eli kanlı teröristlere, ‘Terörist’ demeye sıra gelince mi, aklınıza ‘hukuk dili’ geliyor?”
•
Siz anlıyorsunuz onları..
Onların derdi “hukuk dili ile konuşmak” falan değil.
Onların derdi, teröristten yana olmak..
Eli kanlı katilleri savunmak..
Askere kurşun sıkanları, meşru bir iş yapıyormuş gibi göstermek..
“Eylemci” derken de amaçları bu..
“Gerilla” derken de niyetleri bu..
PKK’lılar “terörist” değil..
Ama dindar insanlar..
Eline tabanca bile almamış, kendi halinde insanlar..
Hayatında karakol yüzü görmemiş insanlar, çok tehlikeli “terörist”ler..
Hem nasıl teröristler?
“Mezarını açalım da.. Bakalım gerçekten ölmüş mü.. Eğer numaradan ölmüş gibi yaptılarsa.. Eğer yaşıyorsa.. Türkiye’nin altını üstüne getirir” denilecek kadar tehlikeli teröristler..
•
Bir hatırlatma daha yapayım.
Sivas şüphelileri için, Şenal Hanım aynı hassasiyeti göstermemişti ama..
PKK’lılara gösterdiği için hatırlatayım.
Şenal Hanım’a göre, Murat Karayılan da, terörist değil, eylemci..
Bahoz da, terörist değil, eylemci!
Cemil Bayık da terörist değil, eylemci..
Öyle ya.. Bunlar için de, kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok.
Onun için, bunlara “Terörist” demeyelim..
“Eylemci” diyelim..
“hukuk dili” ile konuşalım..
Dindar birisi çıkarsa karşımıza..
O zaman saldırırız, kırmızı görmüş boğa gibi..
Öyle mi, Şenal Hanım?







