Düşen uçakların hesabı, muhataplarından sorulmalı
Malatya’da iki F-4 birden adeta aynı anda düştü.. 10 gün sonra bir F-4 de Konya’da düştü.
İki uçağın aynı anda düşmesi de..
10 gün sonrasında, üçüncü uçağın düşmesi de, bana normal gelmiyor..
35 yılda 13 kaza..
Ama 10 gün içinde iki kaza birden..
Üstelik iki kazadan birisinde, aynı anda iki uçağın birden düşmesi!
Yani 10 günde, üç uçak düşmüş!
Konya’daki düşen uçakta şehit olan pilotun babasına da normal gelmemiş olmalı ki, şöyle diyor:
“Saraylar yapana kadar uçan tabutları değiştirsin. Yandım ben yandım, yanıyorum.”
Baba acılı..
Ne dese, “Eyvallah” diyeceğiz.
Hakaret de etse.. Küfür de etse, “Peki” diyeceğiz.
Ama o acılı babanın sözlerini, büyük bir iştahla kullanan, Pensilvanya’nın emirerlerine söyleyelim..
“Siz nasıl insanlarsınız? Siz değil misiniz, kendi devletinizin istihbarat örgütünün TIR’larını, dünyaya iftira ile jurnalleyen!”
•
Bir anlığına, “acılı baba”nın sözünü dinleyelim..
Haydi hemen, o uçağı envanterden çıkartalım..
Yerine daha yenisini envantere girelim..
De..
Yenisi, yerli üretim mi olacak?
Hayır.
Hazır uçak alacağız.
Bilgisayar sistemi falan?
Hepsi ile yabancı.
Akla bak..
Düşmanlardan korunmak için uçak alıyoruz.
Aldığımız uçak, yine düşmanlarımızdan!
Bana sorarsanız, o yeni uçağı hiç almayın, daha iyi..
Hem askeriniz ölmez..
Hem de paranız, cebinizde kalır!
Bile bile ölüme yollamazsınız, pilotlarınızı!
•
“Amaaa. Öyle değil” diyorlar.
Neymiş, peki?
Bizim düşmanımız Rusya imiş..
Uçağı ise, ABD’den alıyormuşuz.
Laf ola beri gele..
Ha Rusya.. Ha ABD..
Bizim için o da düşman, o da düşman.
Yapabiliyorsan, kendi uçağını yap.
Yapamıyorsan, “Onu envanterden çıkartın, diğerini alın” şeklindeki acılı baba sözünü, sayfalarınızda köpürtmeyin..
•
Pensilvanya’nın o sözlere hemen manşete almasının sebebi..
“Saray”a laf edilmiş olması..
Acılı baba, o an düşünemeyebilir.
Üzüntüsü var, onu hoşgörebiliriz.
Ama o sözleri, alçakça sayfalarına yerleştiren paralellere hatırlatalım: “O düşen uçak, sizin sıkı fıkı olduğunuz İsrail’in modernize ettiği uçakmış.. Ne dersiniz bu işe?”
Bir fırsatını bulup, işi Saray’a getiriyorsunuz ama..
Esas korkunuz, Saray’ın, İsrail’den hesap sorması mı?
Farzedelim Saray yapılmadı.
F-4 modernizasyonlarına, 28 Şubat’taki gibi milyonlar aktarılıyor..
Savunma sanayiine şimdiki gibi milyarlarca lira yatırım yapılmıyor..
Yerli uçak, yerli tankların yapımına başlanmamış..
Savaş uçağımız bile, düşmanlarımız tarafından imal ediliyor, modernize ediliyor..
Çok mu hoşunuza gider böyle bir tablo?
•
Tercihiniz hangisi?
ABD’den satın alınıp, İsrail’e modernizasyonu yaptırılan uçaklar mı?
Her şeyi ile, düşmanın kucağına oturmuş bir Türkiye mi?
Yoksa.
Saray yapılıp..
O Saray’da eğlence, fuhşiyat, dans, aile toplantıları değil..
Her gün bir başka devlet reisini ağırlayarak.
“Güçlü devlet” olunduğunun mesajını dünyaya veren..
Modernizasyonunu yaptırdığı uçak düştüğünde, hesabını soracak bir Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu Saray’ın Türkiyesi mi?
•
Göreceksiniz..
Düne kadar bu uçaklar düşer..
Ne imalatçı firmadan.
Ne modernizasyonunu yapanlardan..
Küçücük bir hesap sorulmazdı..
Tazminat bile istenemezdi.
Şimdi göreceğiz..
Bu uçakların düşmesinde kimler kusurlu ise..
Hangi yabancı firmaların bu işte parmağı var ise..
Hesabı sorulacak mı, sorulmayacak mı?
Şimdiden söyleyeyim..
Ben, sorulması için, gerekli hatırlatmaları her daim yapacağım..
Yok öyle..
“Uçağı sattık. Düştü ise düştü. Bize ne?” demek.
Yok öyle..
“Biz uçağın modernizasyonunu yaptık diye.. Düşmemesine kefil mi olacağız” ile olayların üstünü örtmek..
Saray da yapılsın..
Devletin gücü, “Saray” odağında tüm dünyaya da gösterilsin..
Ülkeme, milletime verilen zararların da hesabı, en ince ayrıntısına kadar sorulsun..







