--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Durun; biraz mola verin, nefeslenelim azıcık!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Seçim öncesi "son iki gün" idi..

Seçimden sonraki tartışmalar idi..

Gündemin yoğunluğunu atlatıp..

Bir hafta içinde gelen tebligatlara şöyle bir göz atalım dedim..

O da ne?

5 günde gelen tebligatların içinden..

7 tane tazminat..

İki tane de ceza davası çıktı..

Oysa sabahtan akşama kadar..

“Muhalif basın susturulmaya çalışılıyor!” edebiyatı dinlemiyor musunuz?

Televizyon ekranlarından 24 saat kesintisiz, “Yandaş basının bir eli yağda, bir eli balda, keyif çatıyorlar” propagandasını izlemiyor musunuz?..

Peki, bize açılan bu davalar ne?

•

Duydum; “Siz de biraz rahat durun” diyorsunuz..

Kısa kısa özetleyeyim. Siz karar verin; biz mi rahat durmamışız, yoksa davacılar mı, yedikleri haltlar deşifre olunca, mahkemeye koşmuşlar..

Çifte silahlı kovboy Aydın Doğan’dan başlayalım.

Niye “Çifte silahlı” diyorum.

İki dava birden açmış.

7 Ekim 2015 tarihli gazetemizdeki iki ayrı haber için. İki ayrı tazminat davası. Ve iki ayrı tazminat talebi.

Ömrünün ahirinde, adam bizden servetine servet katacağını mı sanıyor, ne?

Dediğimiz, diyeceğimiz. “Kör medya..”

Ne var bunda?

“PKK’nın şehit ettiği askerlerimize şehit diyemeyen.” demişiz.

Ne var bu yorumda, yalan mı?

Siz PKK’lı teröristler için, ekranlarınızdan “Özgürlük savaşçısı” sıfatını defalarca tekrarlatın.. Karşısında şehit olan asker ve polisleri de, “özgürlüğe karşı çıkıyorlarmış” gibi gösterin..

Sonra, yediğiniz haltı yazınca.. “Ver bana 15 bin kağıt!”

Oldu.. Görürsem, söylerim..

İkinci dava da, aynı tarihli yayın için..

O haberin başlığı da, “Referansları PKK’lı çıktı”

Ne demişiz ki, Aydın abimize?

Hergeleyi dövdüğü gerekçesi ile gözaltına alınan Uğur Adıyaman’ın PKK’lı kıyafetiyle çektirdiği fotoğrafın Doğan medyada görmezden gelindiğini.. Hatta dayak hadisesini, imalı şekilde “reis”e fatura etme girişiminde bulunduklarını haberleştirmişiz..

Sen misin, bu haberi yapan?

Ver 15 bin kağıt daha!

Dur Aydın abi hemen icraya koşma.. İstediğin paraları, matbaada basıp, hemen getireceğim şimdi!

•

Doğan Medya Grubu’ndan başladık.

Yine medya sektöründeki Akın İpek’ten devam edelim..

İngiltere’ye kaçan.. İki aydır bir türlü.. Uçak mı bulamıyor, nedir.. Türkiye’ye dönemeyen Akın kardeşimiz de, bizi unutmamış.

O da 20 bin kağıtlık açmış davayı..

“Haram yemediysen, niye kaçtın” diye sormuşuz.

Cevabını veremediği için olsa gerek.

Cevap yerine, 20 bin kağıt istemiş!

•

Akit’in dik duruşu..

Hiç kimseye eyvallah etmeyişi..

Bakın bizi kimlerle muhatap ediyor..

Bir dava da, MHP’li Oktay Vural’dan..

O da 50 bin kağıt istiyor.

Aydın abinin istediği parayı basalım..

Hemen sonra senin istediğin parayı basıp getireceğim, söz Oktay kardeş!

İşin espirisi bir yana..

Ne demişiz, Oktay Bey’e?

Mehtap Yılmaz Hanım’ın yazısında sorulmuş: “BM bursunu nasıl aldın? Doktora çalışmalarını, tesadüfen mi Pensilvanya’da yaptın.. Delikanlı gibi çık ortaya ve mason değilim de!”

Eee?

Bu sorular için, 50 bin kağıt mı ödeyeceğiz, Oktay Bey’e?

•

MHP’li açar da..

CHP’li kaçırır mı?

Altın madeni bulmuşlar sanki..

Umut Oran da, “Fuat Avni’nin çırağı Umut Oran yine aday oldu” başlıklı haber için açmış davasını..

Partisi aday göstermedi ya..

Acısını, Akit’ten çıkartacak..

İnsan birazcık düşünür, “Sabahtan akşama ‘Basın özgürlüğü’ diyoruz.. Adamlar haber yapıyorlar, mahkemeye koşuyoruz.. Bu ne çelişki” der, kendi kendisine..

•

Sırada kim var?

Medya patronları açtı. Partililer açtı..

Kim kaldı?

Üniversite rektörleri..

O başlık altında da, Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Tekalan koşmuş, mahkemeye...

Niçin?

Mehtap Yılmaz Hanım’ın şu sözleri için: “Hasan İbicioğlu’na da, tıpkı DÜ Rektörü’ne olduğu gibi, Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan referans olmuş!”

Eee?

“Eeesi meesi yok. Ver 15 bin kağıt!”

•

Son davamızı da..

Adnan Oktar açmış!

O; hepsinden mütevazi.. 3 bin liracık istemiş.

Sebebi de; internet sitemizde, “Oktar’dan rezillik üstüne rezillik” denilmesi..

Merak ettim, isnat hakkında dava dilekçesinde bir yalanlama var mı diye?

Yalanlama da yok..

Yapılanın doğru olduğunu savunmak da yok..

“Ver bana 3 bin kağıt” muhabbeti..

•

Hepinizin canı sağolsun be..

Sizi mi kıracağız!

Biz not düştük..

Tarih yargılar artık.

Akit nerde duruyor..

Muhalifleri nerde duruyor!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle