Dumanlı’ya ‘geçmiş olsun’, Kaplan’a ‘iyi olmuş’ demektir!
Ekrem Dumanlı ile sıkı bir samimiyetim yok.
İki defa karşılaşmışlığımız var.
Selamünaleyküm. Aleykümselam..
O kadar..
(2005 öncesindeki o iki karşılaşmamızda da, “Aman kimse, Akit’ten birisini, benim yanımda görmesin” der gibi bir hali vardı ya.. O da ayrı bir konu!)
Daha kısa süre önce, gazetemizin muhabiri Mehmet Özmen’in gömleğini yırtmış olsa da.
Özmen’e yumruk atan gorili hâlâ yanında taşımaya devam ediyor olsa da..
Özmen’in elindeki mikrofonu kırmaya çalışan ikinci goril ile her daim beraber olsa da..
“Küçücük bir özür dileme”ye bile kibri izin vermiyor olsa da..
Tutuksuz yargılanmak üzere salıverildiğinde, “Geçmiş olsun” demeli miydim?
Demeli miydik?
•
Cemaatin tabanına da hakim olan “saf, iyiniyetli, hümanist aklım”daki karar “Demeliydin” şeklinde.
Onun içindir ki, benim o “saf aklım”la paralel konumdaki cemaat tabanındaki saf kardeşlerimiz, Çağlayan Adliyesi önünde günlerdir bekliyor.
Sloganlar atıyor, daha önemlisi dualar ediyorlardı..
Ama, olayların arka planını araştıran “sorgucu aklım” ise, şöyle diyor: “Ekrem Dumanlı’ya ‘Geçmiş olsun’ demek, Mustafa Kaplan’ın 17 ay cezaevinde yatmasına ‘İyi olmuş’ demektir!”..
İşte bu iki uç noktada, kararsız kalıyorum.
Kararsızlığımı sonlandırmak için..
Bir ümit, düşüncesi ile, Dumanlı’nın adliye önündeki konuşmasını izliyorum..
Bekliyorum ki, Ekrem Bey, 6 gündür birlikte gözaltında olduğu, hocasının “Binde birini tanımam” dediği emniyet müdürü ve diğer polislere, “Nedir şu Tahşiye olayı.. Sizin yüzünüzden, biz de burdayız” diye sorsun..
Aldığı cevapları, kendisini orda bekleyen topluluğa anlatsın.
Polisin koyduğu bomba ile haksız yere cezaevinde kalan insanların durumun aydınlığa kavuştursun.
Kendisinin suça karışmadığını kabul ediyoruz ya.
İyi niyetliyiz ya..
Günlerdir “İki yazı ve bir haberden dolayı, Ekrem Dumanlı gözaltında” diyorlar, biz de buna inanmak istiyoruz ya..
Polisin arama yaptığı eve önce “bomba koyup”, sonra da “Aaaa, bakın bu poşette bombalar var” diye suç delili üretmesi ile Ekrem Dumanlı arasında bir ilişki olduğu ihtimaline gözlerimizi yumuyoruz ya..
“Ekrem Dumanlı, başarılı bir gazetecidir. 6 gün boyunca, emniyet müdürlerinin ağzından olayın doğrusunu öğrenmiş, şimdi açıklayacaktır” diye kulak kabartıyorum.
Ama Ekrem Bey, Mustafa Kaplan’ın başına örülen çorap ile ilgili tek kelime etmedi!
“Mustafa Kaplan, yalan söylüyor. O bombalar, onların örgütüne ait” demedi..
“Bir yanlışlık olmuş, bu polis arkadaşlarla bizim bir ilgimiz yok, biz bunların yaptıklarını tasvip etmiyoruz, Kaplan’dan helallik diliyoruz” da demedi.
Haydi diyelim ki, “Dumanlı suçsuz” ya.. Niye helallik dilesin..
O zaman en azından, “Biz bu işte yoktuk. Ama şimdi anlıyoruz ki, Kaplan’a, bazı polisler oyun kurmuş. Buradan, Kaplan’a yapılan haksızlığı da kınıyoruz, takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz” desin.
Diyor mu?
Hayır..
O zaman, kendini uyanık zanneden bu Dumanlı’ya niye “Geçmiş olsun” diyeyim ki?
Gazetesinde, sayfalar dolusu yazılarla, O bombaların polis tarafından konulmadığı savunuluyor.
Tutuklanan Hidayet Karaca’nın televizyonunda, polislerin savunmaları yapılıyor..
Hâlâ, emniyet müdürlerini ekrana çıkartılıp, “O tarihte polisler eldiven kullanmıyorlardı. Onun için arama yaparken bulunan bombalara dokunduklarında parmak izleri kalmış” yalanını Gülen medyasından kamuoyuna aktarıyorlar.
“O tarihlerde aramalarda kamera kaydı alınmıyordu. Onun için bu aramanın kamera kaydı da yok” yalanı, Pensilvanya’daki zatın medyasında, halkın beynine enjekte edilmek isteniyor.
O halde?
Suçüstü olanlar, “İki yazı ile mi bizi suçlayacaksınız” demekle kurtulamazlar.
Aksi halde, PKK’nın elebaşı Apo da, “Benim adam öldürdüğümü gösterin, her cezaya razıyım. Ben kimseyi öldürmedim, hatta elime silah bile almadım. İki konuşmam sebebi ile mi, beni cezalandırıyorsunuz” der..
Bunların kafası ile, haklı da olur!
(Dün havuz medyası diye suçlanan TV’ler, Mustafa Kaplan’a atılan iftiranın görüntülerini yayınladı. Polislerin elinde eldivenler vardı. Kamera kaydı da alınmıştı!)
•
Gülen’in duası kabul oldu.
“Herkes, Hidayet Karaca ve Ekrem Dumanlı’nın yanında olmak istemeli” diyordu.
Gülen hakkında dün yakalama kararı çıkarıldığı için, Hidayet Karaca’nın yanına getirilmek üzere, prosedür başlamış oldu.
Böylece, Gülen’in duası kabul oldu.
Bedduası tutmadı ama.
Duası kabul oldu..







