--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Demek ki biz hayal görmüşüz!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök..

İlaveten Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman..

“Darbe söylentileri vardı ama. Dedikodu mahiyetinde” deyince..

Tüm medyada, Balyoz sanıklarının artık beraat edecekleri rüzgarı estirilmeye başlandı..

O zaman soralım bu iki komutana..

İki komutanın yanı sıra.. Beraat beklentisi içine giren Balyoz sanıklarına..

Balyoz sanıklarını destekler mahiyette yayın yapan medya organlarına..

Biz hayal mi gördük?.

Başbakanın eşi başörtülü iken..

Üniversitelerdeki kızlar daha bir yıl öncesine kadar başları örtülü okuyamıyordu..

Kim engelliyordu, başörtülü üniversiteye gitmeyi?

Öcüler mi?

Uzaylılar mı?

•

Tıp fakültesinin beşinci sınıfından kızlar, “kaydının silinmesine” kararı ile kapı önüne konulmuyorlar mıydı?

“Şurda bir senesi kalmış.. Yeni başlayanların kaydını silin de 5. sınıftaki öğrenciye yazık değil mi, yaptığınız” denildiğinde..

“Yapılacak bir şey yok..” cevabı aldığımızı, filmde mi izledik biz?.

Gerçekte böyle bir şey olmamış mıydı?

Uydurma mı tüm bunlar?

•

Türkiye’de üniversiteye gidemeyen başörtülü kızlar..

Avusturya başta olmak üzere.. 

Avrupa ülkelerine gidip.. Oralarda okumadılar mı?

Aileler, kızları okusun diye, mutfak parasından kesip, çocuklarının yurtdışındaki okul harcamalarını karşılamadılar mı?

Bunların sebebi, darbeci generaller değil miydi?

“Başörtüye asla izin veremeyiz. Atatürk ilkelerine aykırı kıyafette öğrenim görülmesine kimse göz yumamaz..” açıklaması yapan komutanlar, maaşları bizim vergilerimizle ödenen generaller değil de, başka ülkelerin generalleri miydi?

Her şey hayal.. 

Her şey tv filmi miydi?

•

Sadece üniversitelerdeki kızlar değil..

Şehid olan askerlerimizin anneleri de, orduevlerine giremiyordu..

Kim koymuştu bu yasağı?

Cinler periler mi?

Oğlu şehid olmuş anneyi, kapı önünden geri çevirenler kimlerdi?

Yoksa biz hayal mi görüyorduk?

Yok muydu böyle bir olay?

•

İki yıl öncesine kadar.. Meslek lisesinden mezun olan öğrencilerin, üniversiteye giriş imtihanında puanları çalınıyordu.

Aklınız alıyor mu hiç..

İki öğrenci imtihana giriyor.

Bir öğrencinin 30 doğru-10 yanlış cevabına 100 puan..

Diğerinin 30 doğru-10 yanlış cevabına, 60 puan veriliyor..

Böyle bir rezilliği, 12 sene boyunca, bu ülkede fiilen uyguladılar..

Kimdi bu rezaletin mimarı?

Kızılderililer mi?

Kara derililer mi? 

•

Generaller, bu ülkenin başbakanına, YAŞ toplantısında meydan okuyordu..

İstedikleri subayları, sorgusuz sualsiz ihraç ediyorlardı..

Mahkemeye gitme hakları bile yoktu..

Biz mi uyduruyoruz bunları?

Yaşanmadı mı bunlar?

Dedikodu muydu, bu söylediklerimiz?

•

Üniversitelerle ilgili yasa değişikliği hazırlandığında..

Rektörler ayağa kalkıyor..

Komutanlarla görüşmeler yapıp..

Ardından bildiriler hazırlıyorlardı..

“İzin vermeyiz” diyorlardı..

“Yaptırtmayız” diyorlardı..

“Ordu göreve” pankartları açılıyordu..

Komutanlar perde gerisinden, “Bakın artık ordu göreve çağrılıyor, bizim de artık direnebilecek gücümüz kalmıyor” açıklamaları yapıyorlardı..

Yalan mı tüm bunlar?

İşkembeden mi atıyoruz?

Rüya mı gördük biz?

Bu kadar uzun mu sürdü, rüyamız?

•

“Onbaşı olamayacakların general olduğu ülke” başlığı ile yazılan bir köşe yazısı gerekçe gösterilerek..

Türkiye’nin tüm generalleri bir araya geliyor..

Dünya hukuk tarihinde bir ilke imza atıyor..

Vakit’i kapattıracak tazminat davası açıyorlardı..

Buna da “Hayal görmüşüz” diyeceğim ama.. Dosya orada..

Aylarca geceyarılarına kadar tekrar tekrar okuduğum dosya, halen masamın yanıbaşında..

Aslında darbe tehdidi değil miydi, tüm bu yaşadıklarımız?

Kendi kendimize kuruntu mu yaptık?

Bir dedikoduyu, ciddiye mi aldık?

Öyle mi sayın Hilmi Özkök?

Öyle mi sayın Aytaç Yalman?

Öyle mi, çok saygıdeğer darbeci gazetecilerimiz?

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle