‘Dansözle resim’e ne gerek var, siz zaten dansözsünüz!
Darbeci Cumhuriyet gazetesi, darbeci savcı Celal Kara’ya sahip çıkmaya devam ediyor.
Ocak ayında bir röportaj yayınlamışlardı.
O röportajda şöyle bir başlık kullanmışlardı: “Ulan bi dansözle resmini de mi bulamadınız?”
Ne demek bu?
HSYK’nın darbecilikle suçladığı savcı o kadar dürüst imiş ki!. Savcıyı görevden almak isteyenler, birbirlerine “Ulan bi dansözle resmini de mi bulamadınız” diye soruyorlarmış!
•
Darbeci geleneğin Cumhuriyet’i, “Darbeci olsun da, isterse paralelden olsun” mantığı ile Celal Kara röportajlarına dün de devam edince..
17 Aralık operasyonunun, hükümet üyelerinin yolsuzluklarını soruşturma değil, darbe girişimi olduğunu bir defa daha tescillemiş..
Nasıl mı?
Buyrun, dünkü röportajdan Celal Kara’nın en ciddi iddiasını aktaralım:
“17 Aralık soruşturmasını yürütürken Sarraf’ın bağlantılı olduğu bazı adamlarla ilgili bir soruşturmada, savcıya verilmek üzere Sarraf’tan 200 bin dolar rüşvet parası alıyorlar. Telefonda Ebru Gündeş abisine ‘Verebildiniz mi?’ diye soruyor. Savcı temiz adam, almıyor parayı... Sonra bakıyorsunuz abi maddi olarak batak durumda... Bu kılıf altında Sarraf’tan para koparmaya çalışıyorlar. Gündeş abisini, kocasını dolandırmaya azmettiriyor; ‘200 bin dolar isteyeceksin daha aşağısı değil’ diyor. ‘Parayı verecek p…nk’ gibi konuşmalar geçiyor. Anakız-oğul, Sarraf’ı 200 bin dolar dolandırıyorlar. Konuşma rüşvetle ilgili başladığı için bizim dosyaya girmiş.”
Ne anladınız siz bu sözlerden?
17 Aralık’taki bakan çocuklarının isimlerinin karıştığı yolsuzluk iddialı operasyonda, savcıya 200 bin dolar rüşvet verilmek istenmiş. Savcı almamış. Falan filan..
Tabii gözünüzün önünde, şu bakanın oğlu.. Bu bakanın kendisi.. Para kutuları.. Banyoda paralar falan hepsi beliriyor..
Peki gerçek ne?
Gerçek şu:
Olayın hükümet üyeleri ile.. Onların çocukları ile.. Uzaktan yakından alakası yok.. Savcıya rüşvet teklif edilmesi ile.. Savcının temiz birisi olduğu için reddetmesi ile hiç alakası yok.
Uzatmayalım.
Net olarak aktaralım.
Ebru Gündeş’in bir abisi var. Batık-müflis bir adam.. Hükümetle falan alakası olmayan bir adam. Ebru, kocası Reza’dan para isteyerek, batık abisine yardım etmek yerine.. Bir senaryo uydurarak, bir soruşturma sebebi ile savcıya rüşvet verileceği yalanını uydurarak, kocası Reza’dan para almayı ve batık abisine verme senaryosunu uyduruyor..
Olay bu..
Darbeci savcı Celal Kara.. Zekeriya Öz dostunun imar usulsüzlüğü dosyasını örtbas etmeye çalışan savcı Kara.. Utanmadan, sıkılmadan, şarkıcının senaryosunu, hükümet üyelerinin yolsuzluk yaptıkları intibaı verilen soruşturmada kendisine delil gibi gösteriyor.
“Nitelikli dolandırıcılık bu” diyor..
Dansözle bir resmi bile olmayan savcı..
Senin bu yaptığın, dansözlük değil de ne?
Bize ne Ebru Gündeş’ten? Bize ne onun müflis abisinden? Bize ne, Reza’dan!
Hepsinin Allah müstahakını versin.
Bize ne?
Sen, bakanlardan bahset. Bakanların çocuklarından bahset..
Hatta onları da bir kenara bırak.
Onların da nihai noktada bir kıymeti harbiyeleri yok..
Sen, devirmek istediğin, Tayyip Erdoğan’dan bahset..
Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal’den bahset..
Kamuoyuna “Hükümet yolsuzluk yaptı” diye takdim et.
Sonra dansöz gibi kıvır, “Ebru Gündeş, nitelikli dolandırıcılık yaptı” de..
•
“Hükümet yolsuz.”
“Hükümetin başı diktatör.”
“Hükümetin başının şaibeli ilişkileri var” diye ortaya çıkıyorlar..
Sonra geliyorlar..
Müflis abisine para aktarmak isteyen şarkıcının, kocasına yaptığı numarayı bize anlatıyorlar..
Araya da.
“Savcıya rüşvet teklifi.”
“Savcı temiz.”
“Savcı rüşveti almıyor” cümlelerini serpiştirerek, hükümete yönelik algı oluşturmanın kaldırım taşlarını, gözümüzün içine soka soka döşemeye kalkışıyorlar..
Ara başlığa da, “Parayı verecek pezevenk” diye koyunca.
Tamamdır..
Algı oluşmuştur..
Hükümet üyeleri, boğazlarına kadar yolsuzluğa bulaşmıştır!
Hesap bu.. Plan bu..
Ulan hokkabazlar.. Ulan sahtekarlar..
“Parayı verecek” diyen kim?
“Pezevenk” denilen kim?
“Parayı iç etmek isteyen” kim?
Bunların içinde hükümet üyeleri nerde?
“Nitelikli dolandırıcılık” iddianızın muhatabı kim?
Hükümetin tepesindeki, devirmek istediğiniz başbakan, bu işin neresinde?
Söyleyin ikiyüzlüler..
•
Aynı savcı, kendilerine “Yolsuzluk operasyonu değil, darbe operasyonu yaptılar” eleştirisine de şöyle cevap veriyor: “Hukuk yoluyla darbe nerede görülmüş?”
Bu kafa, 28 Şubat’a da “darbe” demez değil mi?
Hocası da dememişti zaten!
12 Eylül’e de, “Kardeş kavgasını bitirdiler.. İç Hizmet Kanunu 35. maddedeki görev gereği yönetilme el koydular” der, değil mi?
Hocası da, darbenin başına “Cennetlik” dedi ya..
27 Mayıs’a da, “Anayasa fiilen ilga edilmişti, darbeden başka bir çıkış yolu kalmamıştı!” der, değil mi?
Kafa, hep aynı kafa..
Darbeyi meşru gören, gösteren kafa..







