--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cumhurbaşkanı, tebdil-i kıyafet ile, Fatih’e gelse..

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Hz. Ömer’e atfedilir..

Tebdil-i kıyafet ile, halkına arasına karışıp, neler olduğunu gözlemlemek..

Artık günümüz dünyasında.. Medyanın da sayesinde, tebdil-i kıyafet mümkün görünmüyor.

Ne yapmalı?

Tebdil-i kıyafet yerine, yeni yollar açılmalı.

Halkın içinde neler oluyor?

Neler yaşanıyor, gözlemlenmeli..

Mesela benim aklıma gelen..

Vatandaşın rahatlıkla ulaşabileceği bir yoldan, tüm şikayetler alınmalı..

BİMER var ama..

Eski hantal sisteme kendini uydurdu.

Yeni bir sistem geliştirilmeli..

Dicle’nin kenarındaki kuzunun, rahatlıkla ulaşabileceği.. “Kurt”u şikayet edebileceği bir yol geliştirilmeli..

•

Cumartesi günü bir faks geldi..Bir olay anlatılıyor..

Üç çocuktan birisi, Fatih’de yürürken, ayağı kayıyor, bir aracın aynasını kırıyor. 

Araç İspark alanında olduğu, için İspark yetkilisi müdahale ediyor.

Ardından aracın sahibinin işyerindeki kişiler, üç çocuğu mağazaya çekiyor, camın parasını istiyorlar..

Hukuki değil ama..

Pek sorun da değil..

Hukukdışılığın kralı da, skandalların kralı da, bundan sonra başlıyor.

Mağazanın sahibi, çocuklardan şikayetçi oluyor.

14-15 yaşındaki çocuklar gözaltına alınıyor.

Yanlış okumuyorsunuz.

Hepimiz çocukluğumuzda yaşamışızdır.

Sokak arasında maç yaparken, ordaki bir evin camını, attığımız topla kırmışızdır.

Bunun için, çocuk gözaltına mı alınır?

•

Gözaltına aldınız..

2 saat Fatih İlçe’de. Sonrasında da 3,5 saat Çocuk Büro’da..

Niye ki?

Yapın kimlik tespitini, yollayın evlerine..

Deniliyor ki: “Çocukların ifadesini, polis alamıyor.. Savcı alıyor.”

Çocukları korumak için, “Polis ifade alamaz” denildi diye.. “Saatlerce nezarette tutun” mu denildi?

Savcı ifade almak istiyorsa..

15.30’da almışsınız gözaltına..

Bir saat.. 2 saat.. 3 saat.. Yetmiyor mu, savcıya göndermek için?

Niye tutuyorsunuz çocukları?

•

Saatler sonra, savcı bey “Babalarına teslim edin.. Yarın mevcutlu olarak getirin” demiş..

Akşam 20.30 gibi babalarına teslim ediliyor..

Çocukların, o geceyi nasıl geçirdiklerini, hayal bile edemiyorum.. 

Ertesi sabah 08.00’de tekrar çocuk bürosundalar..

08.00’de geldikleri Çocuk Büro’da, muhtemelen savcılar işbaşı yapmadıkları için.. Saat 11.30’a kadar bekletiliyorlar.. Doğru söylemek gerekirse, o sırada da nezarete konuluyorlar mı bilmiyorum. Koydu iseler, bu da apayrı bir skandal!

11.30’da adliyeye gidiliyor.

Tatil günü olduğu için, babalar adliye içine alınmıyor. Zorunlu müdafi nezdinde savcıya ifade verip, saat 13.00’de serbest kalıyorlar..

Bir arabanın aynası için.. Bir de değil.. Üç çocuk..Toplam 9 saati, karakol ve adliyede geçiriyor.

•

Hani diyesim geldi.. Kırılan ayna bir tane..

Üç çocuk niye gözaltında?.

Üç çocuk, aynı anda, tek bir küçük aynayı isteseler bile kıramazlar! 

Kim kırdı ise, onu gözaltına al!

•

Bir skandal daha..

Affedersiniz ama.. “Mala zarar verme”, hem de kusurla.. Ne zamandan beri gözaltı sebebi oldu?

“Mala zarar verme” ancak kasten işlenebilen suç.. Kusurla işlendiğinde, suç değil.. Sadece ilgilisinden, zararınızı istersiniz, o kadar.. 

•

Ama ne hikmetse, bu arkadaşın arabasının aynası, çok önemli olmalı.

Yeni bir suç ihdas edilmiş.

Onun arabası için, özel olarak.

Kamu hizmetine ayrılmış yüzlerce belediye otobüsü, onlarca TOMA, polis aracı yakıldı, devrildi de.. Gözaltı sayısı sınırlı kalırken..

Şimdi, falanca şahsın aracının aynası için..

Üç çocuğa yapılanlara bakın..

•

Adil olalım..

Araç sahibinin tüm bu hukuksuzluklara sebebiyet verdikten sonra, “şikayetinden vazgeçtiği, zararını da çocukların ailelerinden istemediği”ni söyleyelim..

Ama bir ayna için.. Hem de ortada bir suç yok iken.. Keyfi olarak böyle bir gözaltıya.. Nezarete konulmalara.. Savcıya çıkarılmalara.. Ne gerek vardı?

 •

Deniliyor ki, araç sahibi olan kişi, Cumhurbaşkanı ile tanışıklığını istismar ederek, karakol nezdinde etkinliği ile, suç olmayan bir fiil için, gözaltılara sebebiyet vermiş.

Keyfi gözaltıların sebebini bilemem..

Bildiğim şey, Cumhurbaşkanı’nın bu olayı soruşturup, (üç gündür, adliye, emniyet müdürü, çoçuk büro amiri, ilgili mağaza yetkilileri ile görüştüm. Vardığım sonuç, gözaltılar haksızdır.) benim atladığım bir şey olmadığını tespit ettiği takdirde...

O kişiye, gerekli mesafeyi koyacağıdır..

HSYK’nın o savcı için gerekli soruşturmayı açacağıdır..

Emniyet içinde yanlış yapanlar için, İçişleri Bakanlığı’nca gerekli müeyyidenin uygulanacağıdır. 

Günümüzün tebdil-i kıyafetle halkın içine karışmak, işte böyle oluyor.

Bir faks çekiliyor.

Yaşanılanlar, tek tek gözler önüne seriliyor..

Şimdi sıra, yanlış yapanların biletinin kesilmesinde... 

Gece-gündüz çalışarak belli makamlara gelenler üzerinden kendilerine itibar sağlamaya çalışanlardan, hesabın sorulmasında..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle