CGK Başkanı İlhan, ne oldu “kağıt üçkağıdı”?
Yargıtay 1. Başkanvekili Abdülkadir İlhan..
Bayburtlu, emekliliğine 7 ay kalmış bir yüksek hakim..
Ceza Genel Kurulu’nun da başkanı..
Kağıt üçkağıdı davasının sanığı Aydın Doğan’ın dosyası..
2 yılı aşkın süredir, Ceza Genel Kurulu’nda..
Sanığımız Aydın Doğan da, Gümüşhaneli..
Bir okurum hatırlattı..
“Aydın Bey, zamanaşımına oynuyor” dedi..
Biliyorum..
Abdülkadir Bey..
Hemen sabahın 9.30’unda.. Telefona sarılacak..
Daha önce Hasan ağabeyi arayıp, “Hiç tereddüt etmeyin, hukuka bağlı karar alınır” dediği gibi..
Yine “Siz hiç tereddüt etmeyin” diye söze girecek..
Onun için, peşinen hatırlatayım..
Abdülkadir Bey’in telefon etmesine hiç gerek yok..
Bıraksın ben tereddüt edeyim..
Siz 2 senedir karara çıkaramadığınız..
Karara çıkarıp, üyelere aylardır imza attıramadığınız..
İmza attırıp, günlerdir postaya veremediğiniz..
Aydın Doğan’ın kağıt üçkağıdı dava dosyasını yerel mahkemeye yollatıverin..
Biz zaten başka bir şey istemiyoruz.
•
Kağıt üçkağıdı davasının sanığı, Aydın Doğan değil de..
Ali Karahasanoğlu olsa idi..
Haydi kendimizi önem atfetmeyelim.
AK Partili bir bakan olsa idi..
CNN’in canlı yayın ekibinin..
Yargıtay’ın önüne konuşlanıp.. Gelişmeleri dakika dakika.. Daha doğrusu dosyada hiçbir gelişme olmadığını.. “Nerde devlet, nerde yargı, nerde hukuk” diye Yargıtay’dan hesap sorarak vereceklerini..
Öyle bir baskı karşısında da.
Ceza Genel Kurulu’nun, 2 yıl değil, 2 ayda kararı bastırıp, kendilerini kurtaracaklarından, adım gibi eminim..
•
“97 insan ölmüş.. Senin bahsettiğin konuya bak” dediğinizi duyar gibiyim.
Evet, 97 insanın öldüğü olayın haftasında..
HDP Eşbaşkanı’nın.. HDP’li milletvekillerinin gülümsemelerini nasıl kınıyor isek..
Böyle bir vahim olayın üzerinden, daha günler geçmiş iken...
Aydın Doğan’ın “kağıt üçkağıdı” davası da (tekil bir olay olsaydı) bahis bile edilemez.
Amaa.
Aydın Doğan, kağıt üçkağıdı davasını geciktirirken..
Onun gazetelerindeki ahlaksızlar..
“Ölü sayısı 97 değil, 128.. HDP Eşbaşkanı açıkladı” diye haber yazıp.. Köşe yazıları döşeniyorlarsa..
Adama hiç sormuyorlarsa: “Ulan dangalak.. Sayı saymasını mı bilmiyorsun.. Okul kaçkını mısın? Başbakanlık’ın açıkladığı isimler orda.. Senin elinde farklı isim varsa, aç telefonu sor.. Farklı isim elinde yok ise.. Kan üzerinden niye siyaset yapıyorsun?..”
2 gün boyunca “Ölü sayısı gizleniyor, gerçek rakam 128” propagandası yapıyorlar..
Sonra köşeye sıkışınca..
Dün HDP açıklama yapıyor: “Sayıda hata ettik, özür dileriz!”
Ölü sayısından bile, rant devşirmeye çalışıyorlar..
“Ne kadar çok ölü, o kadar çok rant” diye bir bağırmadıkları kalıyor..
“Azzz kaldı.. Hükümet devrilecek” mesajları ile birbirlerini motive ediyorlar..
Bize de, arka planda amaçlananları hatırlatmak düşüyor.
•
Biz bunları çok iyi tanıyoruz.
Gezi isyanının ilk günlerinde, Ulusal Kanal’da mikrofonu kapalı sanıp, suçüstü olmuşlardı: “Olaylar var da.. bir de ölü olsa..”
İşte kafa bu.. Mantık bu..
“Barış, hak, özgürlük” ister görünür iken..
Gariban insanların can vermesine bakış açıları bu..
Bunların yakın akrabaları ölmüş olsa bile..
Onun üzerinden bile rant devşirdiklerinden hiç tereddüt etmeyin..
Somut örnek. Cumhuriyet’ten İlhan Taşçı..
Kuzeninin Ankara’daki patlamada ölümü üzerine, yazıyor..
“Hastane hastane dolaştık. Ölüsünü bile bulmak için çırpındık” diyor..
Yılların gazetecisi güya.. Barolar Birliği ellerinde. Tabipler Birliği kendi kafalarından adamların ellerinde..
Kendisi anlatıyor, “Adli Tıp kapısında beklerken, başsavcılıktaki şu yetkili ile görüştüm” falan filan..
Sözü nereye getireceğim..
Şuraya.. Kendisi aktarıyor ya.. Kuzeni olay yerinde vefat etmiş.. Değil Barolar Birliği’nden birisine. Değil Tabipler Birliği’nden bir doktora.. Bir hastanedeki hastabakıcıya sorsa, “Olay yerinde ölenler, hastane morglarına değil, direkt Adli Tıp’a gider” cevabını alırdı..
Hastane hastane dolaşmasına da gerek kalmazdı.. Veya, “Hastane hastane dolaştım” palavrası ile insanları aldatamayacağını bilirdi..
Ama maksat..
Bu kadar vahşi bir katliamda bile.. Suçluyu hükümet gibi göstermek.. Olayları süsleyip, suçlu icat etmek.. Olayların üzerinden kurgu trajediler üretip, halkta infial oluşturmak.. Kandan rant devşirmek.. Kendi akrabasının ölümü üzerinden bile.. Yalanlar, iftiralarla dürüst insanlara saldırmak olunca..
“Uydur uydur söyle” modundan çıkamıyorlar!
•
“Kağıt üçkağıdı” davası bir an önce sonuçlanmalı..
Ki; “kağıt”ta üçkağıt yapanların..
“Haber”de ne üçkağıtlar yapabileceklerini, halk görsün..







