“Büyüğümüz aleyhine yazdırmam” diyen patrondan dava!
Zaman zaman, gazetemiz aleyhine açılan davaları sizin bilginize sunuyoruz..
Bugün de, bir yenisini, sizinle paylaşalım.
Davacımız, Habertürk’un patronu, aynı zamanda birçok sektörde şirketi olan Turgay Ciner..
Açtıkları davanın esbabı mucibesi ise, Fetullah Gülen ile, önceleri “bir mürit” diye tanımlanan, sonrasında ise TUSKON Genel Sekreteri Mustafa Günay olduğu ortaya çıkan kişi arasında geçen konuşmadaki ifadeler..
Kısaca hatırlayalım, Fetullah Gülen ile, Mustafa Günay arasında geçtiği belirtilen o konuşmada, neler denilmiş:
“Turgay Ciner Bey’e uğradık bugün. Hasan Bey’le bir köşe yazarının menfi yazı yazma durumu vardı. Onu öğrenmiştik. Kendisini aradık. Bizzat devreye girdi. ‘Bu gazetede aleyhinize hiçbir şey çıkamaz’ dedi. ‘Hepsi bunların hizmet müessesesi’ dedi. ‘Büyüğümüzün aleyhine de ben burada bir şey çıkartmam’ dedi. Öyle güzel bir görüşme geçti efendim kendisiyle.”
Görüşmenin 1 Kasım 2013’te yapıldığı iddia ediliyor. Telefonun bir ucunda Fetullah Gülen.. Diğer ucunda ise Mustafa Günay olduğu ise, zaten seslerden anlaşılıyor.
İşte bu telefon konuşmasının haberleştirilmesi sebebi ile, Turgay Ciner, Akit’ten tam 100.000 lira istiyor!
Faizini istemeyi de unutmamış, patron Ciner!
•
Böyle davaların tebligatları elimize ulaştığında, önce “Yine mi dava.. Yine mi mahkeme..” deyip, oflayıp, pufluyoruz..
Zarfı açıp, dilekçeyi okuyunca, rahatlıyoruz..
“Haaa. O habere mi? Çok iyi oldu dava açtığınız.. Biz de unutmuştuk.. Haber takibi yapmayı atlamıştık” diyor, seviniyoruz..
Necip Fazıl’ın meşhur dizeleri geliyor aklımıza:
“Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..”
Bize sorarsanız, Turgay Ciner için “Düşmanımız” demeyiz ama..
Bize, bu kadar yüksek meblağlı bir dava açtığına göre.. Yayın tarihi 14 Ocak 2014 olan bir haber için, tam bir sene sonra tazminat isteği ile mahkemeye koştuğuna göre..
Kendisi, bize karşı olan durumunu böyle tanımlıyor olmalı..
Biz de cevaben kendisine şunu hatırlatalım: “Açtığınız davadan pek memnun olduk.. Siz dava açın.. Siz bizi sıkıştırmaya çalışın. Ki biz rehavet göstermeyelim. İnsanız; unutuyoruz.. Siz dava açın ki.. O dava sebebi ile, cevap yazarken.. Duruşmaya giderken.. Her daim, o olayı gündemimizde tutalım..”
•
“Gündeminizde tutup da ne yapacaksınız ki?” diye soracaklar..
Haberi yayınladığımız günlerde, kimse itiraz etmemiş..
Biz de, doğruluğu konusunda pek üzerinde durmamışız.
Şimdi Turgay Bey, “Bu görüşme benim dışımda yaşanmış. İçeriğinde bahsedilenler doğru değildir” dediğine göre..
Dava kapsamında toplanacak deliller ile..
Mustafa Günay’ın, Fetullah Gülen’e, işgüzarlık olarak mı böyle bir görüşmeyi iletti, yoksa gerçekten böyle bir ziyaret oldu mu, kesin delillerle öğrenmiş olacağız..
Nasıl olacak bu?
Turgay Bey’in avukatları, “Açarız bir tazminat davası.. Karşı taraf legal bir dinleme olduğunu ispatlayamazsa, kısmen de olsa, kazanırız..” demiş olmalı..
Üzerinden bir yıl gibi bir süre geçtikten sonra dava açıldığı için....
“Konuşma doğru mu, değil mi? Sohbetin tarafları kimler? Hangi yazı için ziyaret edilmiş, sonra ne olmuş?” türünden konuların tamamı unutulur..
Turgay Ciner de, davayı kazanır sanmışlar..
Nerde öyle yoğurdun bolluğu?
Şimdi olayları daha iyi gözlemliyoruz..
Daha net delillere ulaşabiliyoruz.
Daha net çıkarımlarda bulunabiliyoruz..
Dolayısıyla..
Bu somut dava kapsamında ne yapacağız?
Gülen ile konuşan Günay’ın, telefonda bahsettiği gibi, Turgay Ciner ile bir randevusu olup olmadığını, Ciner Holding sekreteryasından sordurup, ziyareti ispatlayacağız.
Ciner’in avukatı, kıs kıs gülecek bu savunmama..
“Hay Allah sana akıl fikir versin.. O defterler bizim elimizde. Biz aptal mıyız, aleyhimize olan delili sana verelim!”
Bak, ben bunu hiç düşünmemiştim..
Ne yapacağız şimdi?
Dur, teslim olmaya niyetim yok..
“Ciner Holding’in kamera kayıtları gelsin..” desek..
“Kusura bakmayın, ‘Biz 1 yıldan fazla arşiv tutmuyoruz’ savunmasını hazırladık bile..” cevabını yapıştıracak, Ciner’in avukatı..
Peki..
“Mustafa Günay’ın, Turgay Ciner’i ziyarete gittiği güzergah üzerindeki MOBESE kameralarından görüşmeyi ispatlamak istersek?!..”
Buna da gülecek Ciner’in avukatı: “Keh keh.. Biz boşuna mı 1 yıl sonra dava açtık. MOBESE kamera kayıtları da silindi.. Keh keh!”
Peki, “Davacı Mustafa Günay ile görüşmesini inkar ediyor. Günay’ın şu şu cep telefonlarının.. Ciner’e ait şu şu mekanlarda, belirtilen tarihte sinyal verip vermediğinin tespiti için, ilgili GSM şirketlerinden kayıtların celbi”ni istersek ne olur?
Kimbilir, belki de.. Teknoloji bize..
“Aynı odadan sinyal verdiler” bile diyebilir..
Naniik..
Ne dedik?
“Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın...”
Açın davaları, açın..
Daha dinç, daha uyanık olmamız için..
Bu davalar bize, vitamin gibi geliyor!







