Bu solak feministleri anlamak mümkün mü?
“Belli ağırlıktaki suçlar için, ölüm cezası olmalı” diyoruz..
Ayağa kalkıyorlar..
“PKK’nın başı.. 30 binin üzerinde insanın ölümüne sebep olmuş. Emir vermiş, zemin hazırlamış.. Bir kişiyi öldürmenin cezası ile 30 bin kişinin ölümünden sorumlu olanın cezası nasıl aynı olabilir?” diyerek, çelişkiyi dile getiriyoruz.
“İnsan öldürülür mü ya.. İnsan bu.. Geriye dönüşü olmayan bir ceza bu.. Ölüm cezası, insanlık dışıdır..” diyorlar..
Bizi susturuyorlar!..
Mersin’de Özgecan, ahlaksızca, vahşice, haince öldürülüyor..
“Ölüm cezası insanlık dışı bir ceza” diyerek, dün karşımıza dikilenler, bu sefer de, “Ölüm cezası bunlara az gelir. İşkence yaparak bunları öldürmeliyiz. Hatta öldürmemeli, ölümü arar hale getirmeliyiz” diyorlar..
Kendilerini somut olayların etkisinden kurtaramıyorlar.
Teröristbaşı Apo’yu kurtarmak istediklerinde, “Ölüm cezası insanlık dışı” oluyor.
Özgecan’ın katilini cezalandırmak gerektiğinde, ölümü bile az görüyor, insanlık dışı işkenceyi öneriyorlar..
•
Oysa islam dini.. “İşkenceye hayır” diyor ama.. Gerektiğinde “ölüm cezası”nı da öneriyor.
Ve ne kadar zaman üstü, ne kadar olaylar üstü olduğunu, bir defa daha ispatlıyor..
Bakın; bu solcu feministler gözünde, İslam “gericilik, (haşa) çağdışı bir din” olarak görülüyor ama..
Bir tek olay sonrasında...
O solcu feministlerin sergiledikleri tavır.. Yani “insanlık dışı işkence istemli intikam tamtamları” çalmaları... Kendilerini ne kadar insanlık dışı bir noktaya savuruyor..
İslam, “ölüm” cezası ile yetindiğinde, bunlar “ölüm” cezasını çok görüyorlar....
Ama şimdi “katili, parçalara ayırarak öldürmek”ten bahsedebiliyorlar..
•
“Pes yani.. Yine katil erkeği savunacak bir şey buldunuz” diyeceklere hatırlatalım..
Tavrımızın İslam’ın bir emrinden kaynaklandığını söyleyelim.
Kanaatimizi eğip bükmeden deklare edelim.
Özgecan’ı öldüren kişi, bir katildir..
O katilin, İslam’daki cezası, ölümdür..
“Ama..” diye başlayarak söylenilecek hiçbir ihtimal..
O kişinin katilliğinin cezasını azaltmaz..
Dolayısı ile..
Katilin cezasının azaltılmasını istemediğimizin altını çizerek..
Hunharca katledilen Özgecan’ın şahsı ile ilgili hiçbir olumsuz değerlendirmemiz de olmadığını belirterek..
Solcu feministlerin hakimiyetindeki toplumumuzda estirilen rüzgarı görelim..
Nedir o rüzgar?
“Bayanlara özgü ulaşım aracı” dediğimizde..
“Kızlı-erkekli evler kültürümüzde de yok, dinimizde de” dediğimizde..
“Fatmagül’ün Suçu Ne türünden diziler, insanları ahlaksızlığa itekliyor. Tacizler, tecavüzler tahrik ediliyor..” dediğimizde..
Solcu feministler, karşımıza dikilirler..
Bizi gerici, yobaz.. Kadın düşmanı ilan ederler..
“Size ne size ne? Biz özgür olmak istiyoruz.. Biz karşı cinslerimizle birlikte, özgürce yaşamak istiyoruz” diyerek, toplumu zehirlemeye çalışırlar..
Son olay sebebi ile savruldukları yerde ise..
“Erkeklere ölüm” sloganı atma noktasına geldiler.
Özgecan’ın öldürülmesini protesto sırasında, aralarındaki erkeklerin topluluk dışına çıkmasını isteyecek kadar, zıt bir noktaya evrildiler..
Hani siz, “kızlı-erkekli” hep birlik olmak istiyordunuz..
Evlerde bile..
Şimdi, sokaktaki gösterilerde dahi.. Yanınızdaki erkekleri.. Ki onlar büyük ihtimalle ya kardeşleriniz, ya eşleriniz.. Topluluk dışına itekliyorsunuz!
Niye ki?
•
Gelin kardeşler..
Ne o tefrite..
Ne bu ifrata başvurmayalım.. Bir uçtan, diğer uça savrulmayalım..
Mantıklı olanı yapalım..
Bir medya patronunun, üç kuruş daha fazla kazanacak diye, ahlaksızca çektiği dizilere, kadınları meze yapmayalım.. Ahlaki hiçbir kural tanımadan yazılmış senaryolara tepkimizi gösterelim.
Dürüst olalım.. Defne’nin ölümünden sorumlu olan kişi, Ahmet Altan’ın oğlu Kerem diye.. O cinayete sessiz kalıp.. Hatta o sanığın ceza almaması için kamuoyu oluşturup..
“Özgecan” için.. Bu sefer ölüm cezasını da aşıp.. Katilin fazladan, parçalara ayrılarak öldürülmesini savunmayalım..
“Can alan, canının alınmasını hak etmiştir” diyelim.. Ötesine geçmeyelim..
•
İç güvenlik paketi tartışmasında..
“Bu nasıl iş yaa.. Polis evlerimize girecek ya.. Polis arabalarımızı arayacak ya. Polis üzerimizi arayacak ya” mavalları ile..
İnsanları kandırmayalım..
Bakın, Özgecan cinayetinde.. Üzüntüleri birazcık da olsa dindiren husus ne?
Katilin kısa sürede bulunması..
O nasıl oldu? Katilin aracının aranması ile.. Katilin üzerinin aranması ile..
İlaveten.. Jandarmanın uyanıklığı ile.
Ama senin jandarman her zaman uyanık olmayabilir. Katil her zaman, tedbirsiz olmayabilir..
Bırakın, kamu güvenliği için alınacak tedbirlerin hepsinde..
Devlete destek verelim..
Kuralları keyfi uygulayan olursa da..
Onlara hep birlikte karşı çıkalım...







