Bu kavgada Gülen mi haklı, Erdoğan mı?
Sık sık tekrarlıyorlar..
“Daha 6 ay öncesinde, Başbakan, hocamızı Türkiye’ye davet etmemiş miydi? ‘Dön artık’ dememiş miydi? Yalandan mıydı sözler?”
Sadece Başbakan’ın sözlerinden değil..
Tüm bakanlardan örnekler veriyorlar:
“Siz değil miydiniz, Türk okulunu ziyaret edip, övgülerle bizden bahseden, teşekkür eden!”
Gazetecilere de dokunduruyorlar..
“Sen değil miydin, laikçiler saldırdığında, ‘Gülen’in yasadışı hiçbir işi yoktur’ savunması ise bize kol kanat geren?”
“Siz değil miydiniz, ‘Bu cemaatin, illegal hiçbir işi olmaz’ diyen..”
Karşı taraf da, Gülen grubu için benzer sözlerle cevap veriyor..
Onlar da, hocaefendilerinin Başbakan için “güven veren sesi”nden tutun, daha nice övgü dolu sözlerini hatırlatıyorlar.
Gülen grubu gazetelerindeki, televizyonlarındaki yöneticilerin, AK Parti iktidarı için neredeyse göklerde uçuran güzel sözlerini hatırlatıyorlar..
Karşılıklı kısır bir tartışma sürüp gidiyor..
“Sen bizim için demiştin ya.. Ne oldu şimdi?”
Diğeri de ona diyor:
“Esas sen bizim için, ne övgüler düzmüştün. Ne oldu şimdi?”
•
Evet, ne oldu şimdi?
Ne olduğunu anlamak için, fay hattının nerede kırıldığını tespit etmemiz lazım..
Ondan sonra, “fay hattı”nı kıranın “Düne kadar bizi övüyordunuz, ne oldu” sözlerinin tümünü çöpe atmak lazım..
Fay hattı nerede kırıldı?
Bunu tespit etme, haklının kim olduğunu belirleme için öncül şart!
•
Fay hattı ne zaman kırıldı?
Hükümetin, dersaneleri kapatma girişiminde mi?
Soruya “Evet” diyemeyiz.
Dersanelerin kapatma yönünde girişim olsa bile..
Bu yönde söylemler olsa bile..
Bu yönde yasama çalışması olsa bile..
2013’te henüz daha kanun çıkmamıştı..
Fay hattı kırılmamıştı!
•
Fetullah Gülen, Başbakan için “Firavun” benzetmesi yaptığında mı?
Hayır...
Gülen o yakışıksız ifadeyi kullanmıştı ama..
Geçtiğimiz hafta tutuklanan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, o tarihte hemen bir açıklama yapmış ve sözlerin çarpıtıldığını, Gülen’e iftira atıldığını söylemişti.
Karaca’nın açıklaması şöyle idi: “Hocaefendinin sohbetini kasıtlı olarak çarpıtarak, bugün manşetten Başbakan’a ‘Firavun’ dediğini iddia edenlerin nasıl çirkin bir iftira attığını, sohbeti azıcık insafla dinleyen herkes kolaylıkla anlayabilir.”
Bu düzeltme yapıldığına göre, artık “Firavun” yakıştırması da, “fay hattı kırılması” olarak yorumlanamaz.
•
İsterseniz o günlere gidelim.
Karşılıklı açıklamalardan bölümler verelim.
O günlerdeki havayı, tekrar yaşamaya çalışalım..
16 Kasım 2013 tarihli, Gülen’in açıklamalarını aktaralım: “Yüze gülenlerin, bu kadar kötülük yapabileceklerine inanmak istemiyoruz. Kardeş olduğunu söyleyenlerin birtakım planlar yaptığı yazılıyor. İnanmak istemiyoruz!”
O günlerde Tayyip Erdoğan’dan da aktarım yapalım.
Erdoğan da bakın, gazeteciler kendisine dersaneleri sorduklarında, o konuyu değiştirip, Gazi Üniversitesi kampüsündeki fidan dikim törenine atıfta bulunup ne cevap vermiş: “İsterseniz Gazi’deki işimizi halledelim!”
Bugünkü gibi, taraflar her fırsatı değerlendirip, laf çakmıyor, birbirine..
Bunu hatırlayalım..
Fay hattının ne zaman kırıldığını bilelim..
Ki, kimin kime söz söyleme hakkı olmadığını doğru tespit edelim..
•
Tayyip Erdoğan’ın, en kaba sözü ne idi?
Size çok komik gelecek ama..
Bir gazete haberinden, o günlerdeki en sert göndermeyi aktarayım.
Gazete haberi şöyle:
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘Kızlarımız büyük zulümler gördü. Kim verecek bunların hesabını’ dedi. Erdoğan ‘O dönemlerde başörtüsü füruattır diyenler oldu’ diyerek de o sözü söyleyen Fethullah Gülen’e göndermede bulundu.”
Evet, Erdoğan’ın ağzında,Gülen’in ismi bile geçmeden, sadece bir sözüne atıfta bulunularak yapılan eleştirinin altı üstü bu..
En ağırı bu..
Aynı günlerde, Mehmet Barlas’a verdiği bir röportajda, şunları da söylüyor, Erdoğan:
“Cemaat ile, hizmetle karşı karşıya geldiğimizi söylemek çok çirkin. Cemaat mensubu medya organlarının, bize saldırmalarını anlamakta zorlanıyoruz.”
•
Taa ki, 17 Aralık’a kadar.
17 Aralık’ta ise, her şey değişti..
Peki 17 Aralık’ta fail kimdi?
Gülen grubu..
Hareket, onlardan geldi..
Hançerleme, Gülen’den geldi..
Ve o günden sonra söylenilenleri de, ne ağız kontrol edebiliyor, ne de beyin..
Dolayısı ile, Gülen grubunun, Erdoğan’a, “Ne değişti?” diye sorma hakkı yok..
“17 Aralık’ta arkadan hançerlenen Erdoğan”a, kimse “Ne değişti” diyemez..
Diyene, “17 Aralık sabahı ne değişti de, kardeşinizi arkadan haçerlediniz?” diye sorulur..
Ve cevap alınamaz!







