--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Beni sarsan “üç ölüm”!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Hafta başında Ahmet Görükoğlu kardeşimin vefatını öğrendim.

Sarsıldım..

1990’lardan beri tanıyorum..

Üç kardeş, Milli Gazete’de çalışıyorlar..

Mesai dışında, Cuma dergisinin hazırlanmasına katkı için geliyorlar..

Üçlü ekip. Birbirlerini tamamlıyorlar.

Benim gıpta ettiğim ise..

Birlikte hareket etmeleri.

Ve daha önemlisi..

Baba vasiyeti olduğundan.. Milli Gazete’den ayrılmamaları..

Gerekçe sadece ve sadece..

Baba vasiyeti..

O üçlüden en büyükleri aramızdan ayrıldı.

Selman ve Osman kardeşlerime, Allah’tan uzun ömür, sıhhat ve afiyet diliyorum.

•

İkinci ölüm haberi, yeğenim Ahmet Can’ın  5 yaşındaki oğlu Mustafa Asaf idi.

Bir anlamda.. İsrail’in Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırının son şehidi..

Ahmet Can, Mavi Marmara gemisinde idi.

İsrail askerlerinin saldırısından sonra..

Gemideki diğer gönüllüller gibi..

Ondan da iki gün haber alınamadı..

Ve o günlerde yaşanan “stres, üzüntü..”

Mustafa Asaf’ın, böbrek yetmezliği ile erken doğumuna sebep oldu..

O günden bu yana..

Anne ve babasının yaşadıkları..

Onlara cenneti kazandırmıştır, sanırım..

Mustafa Asaf’ı kaybettik.

Allah, Mustafa Asaf’ı; anne ve babasına şefaatçi kılsın, inşallah..

•

Bu vesile ile hatırlatayım..

Birileri, İHH için..

Bazı dindarlar için, kara propaganda yapıyorlar ya..

“Gemiye saldırılacağı önceden biliniyordu.. Onun için önemli isimler, gemide yoktu.. AK Partili milletvekilleri bunun için gemiye binmediler... Mavi Marmara, saldırıya uğrayacağı biline biline organize edilmişti” deniyor ya..

Bu vesile ile, tarihe not düşmek isterim..

Gözlerden kaçırıldığı için hatırlatayım..

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım ve İHH’nın yönetiminden birçok kişi o gemide idi..

Akit’ten, yeğenim Ahmet Can da o gemide idi..

Dolayısı ile..

“Saldırı olacağı biliniyordu” iftirası..

“Saldırı olacağı biline biline Mavi Marmara organize edildi” iftirası..

“Önemli isimler gemide yoktu” iftirası..

Alçakça bir hainlikten başka bir şey değil..

•

Ve Perşembe günü..

Hasan Karakaya abi Hakk’a yürüdü..

Kutsal topraklarda.

Kutsal vazifesini tamamladıktan ve Hz. Peygamber’i ziyaret ettikten sonra..

Hz. Peygamberin vefat ettiği yaşta..

Hakk’a kavuştu..

Üç ölüm de, beni derinden sarstı..

Allah, hepimize sabırlar versin..

•

Haydi biz iman etmişiz..

Ölüme inanmışız..

“Peygamberler ölmüş, bizler kimiz ki” demişiz..

Hayret ediyorum..

Acaba ateistler, ölüme nasıl bakıyorlar?

Ne düşünüyorlar?

Ahiret yok ise, niye yaşıyorlar?

Biz ahirete inandığımız için..

Sabrediyoruz..

Allah’ın tanıdığı vadenin gelmesini bekliyoruz..

Ama ateistler için ahiret yok, hesap yok, sorgu yok..

O zaman, yakınlarının ölümüne nasıl katlanıyorlar?

Yaşamaya nasıl devam edebiliyorlar?

Bir gün, bilmedikleri bir yerde.. 

Belki acı çekerek, belki büyük dertler içinde ölecekler iken..

Bunu niçin bekliyorlar?

•

Necip Fazıl diyor ya..

“Büyük randevu. Bilsem nerede, saat kaçta?

Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta!” 

Ne saati biliyoruz. Ne de, yerini..

Tabutumuzun tahtasının da hangi ağaçta olduğunu bilmiyoruz ama..

Allah’a imanımızın gereği..

O’nun emanet ettiği cana ihanet etmeden, Allah’ın isteği şekilde yaşamaya çalışıyoruz..

Onlar belli etmeseler de..

Esas zorluk, inanmayanlarda..

Ahiret yok. 

Sorgu yok..

Hesap yok.

O zaman bu hayat niye?

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle