“BDP’ye oy yemini” manşetimizi makaraya almışlardı!
Bak Ekrem..
Olay nerden kaynaklanıyor, ben anlatayım sana..
Lafın gelişi, “sana”.
Sen biliyorsun zaten..
Benim anlatmam, saf Zaman okurlarına.. Cemaatin samimi insanlarına..
30 Mart seçimlerinden üç hafta öncesi idi..
Akit manşet atmıştı:
“Cemaat sonunda bunu da yaptı: BDP’ye oy yemini”
Bu manşet sonrasında, ne yapmıştı, senin genel yayın yönetmeni olduğun gazete?
“Okur da şaştı bu işe” başlığı ile vererek, aklın sıra olayı makaraya almıştın..
Öyle ya, cevap veremediğin an, ya yanındakilere tokat attırmalısın, ya gömlek yırtmalısın ya da makaraya almalısın..
O tarihte, bu haberi “makaraya alarak” itibarsızlaştırmak istedin..
Kendine malzeme olarak da, daha önce Sabah gazetesinin yaptığı “Gülen örgütü, Kürt düşmanı” başlıklı haberi buldun.
Akit’in “BDP’ye oy yemini” başlıklı haberi ile, Sabah’ın o haberinin çeliştiğini iddia edip, Akit’i yalanlamak için, şöyle bir haber yaptırdın:
“Sabah gazetesi de, Başbakan’ın mitingini ‘Gülen örgütü Kürt düşmanı’ başlığıyla verdi. Üstelik bu tuhaf nitelemeyi, üstadı, Bediüzzaman Said Nursi olan Hizmet Hareketi’ne karşı yaptılar.
Tuhaflık bununla da kalsa iyi... Hükümeti desteklemek adına yaptığı yalan haberleriyle tekzip rekoru kıran Akit ise ‘BDP için oy yemini’ başlıklı bir haber yayımladı.
Cemaat’in bölgede BDP’ye oy verilmesini garantiye almak için Kur’a (Hani yemin ederken, günaha girmek istemeyen hile-i şeriyeciler ayaklarını kaldırırlar olur ya.. Bunlar da yalan yazdıkları için, günaha girmemek için olsa gerek, “Kuran” yerine “Kur’a” yazmışlar) el bastırdığını iddia etti.
Bu trajikomik durum sosyal medyada da alay konusu oldu. İki gazetenin haberleri ‘Benim de kafam karıştı babacım’, ‘Cemaat, Kürt düşmanı ise, BDP’ye oy için Musaf’a (Yine aynı taktik, “Mushaf” yerine, “Musaf” diye yazılıyor.) yemin nasıl oluyor. Anladım bu da yalan’ şeklindeki ifadelerle eleştiriliyor.”
Birkaç gün sonraydı..
Sözcü gazetesi, 30 Mart seçimlerinde, “Cemaat il il hangi partiye oy verecek? İşte tam liste...” diye bir liste yayınladı..
Ama gariptir.. O listede, doğu ve güneydoğu illerimiz yoktu..
66 ilden ibaretti, liste..
Yani cemaat utanıyordu..
MHP ile bir ilişkisi olduğu, önceden beri biliniyordu..
CHP’ye oy verme konusunda da, Bülent Ecevit örneğinden cesaretle.. Şimdi de birazcık perdeleri yırtmıştı..
Ama, BDP’ye oy verme?
Geniş halk kitlelerine, saf dindarlara, cemaatin samimi insanlarına nasıl anlatabilir, “BDP’ye-PKK’ya oy vermeyi?”
Onun için..
Listeye koymamışlar, BDP’yi..
BDP’ye oy verilecek illerde, bire bir çalıştılar..
Diğer illerdeki taban, bu olayı bilmemeli idi..
Seçim geldi..
Yapıldı..
Bitti.
Ardından.. Sandıklar üzerinde yapılan çalışmalarda, cemaatin etkin olduğu tahmin edilen polis ve asker sandıklarındaki, BDP oyları dikkat çekti..
Artık inkar edilecek bir durum kalmadı..
Ekrem de, bir röportajında, “Cemaat güneydoğuda BDP’ye oy verdi” itirafında bulundu..
Ama o kadarcık.
Karşısındaki sormadı: “İyi de, siz sabah akşam, BDP karşıtlığı yapıyordunuz. Akit ‘BDP’ye oy yemini’ diye haber yapmıştı. Yalanladınız. Ne oldu da, BDP’ye oy verdiniz”?
İkiyüzlülük tescillenmedi..
Şöyle bir dokunup, üstü örtüldü..
•
Mehmet Özmen, işte bu “üstü örtülen gerçeği” ortaya çıkarmak üzere sordu, “BDP’ye oy verme” itirafını..
6 ay önce, bu yönde haber yapan gazeteyi alaya alıp, “Anladım bu da yalan” diye haber yaptırdı iseniz..
O gazetenin muhabiri de, size bu konuyu soruyorsa..
Çaktınız tabii ki durumu..
Ne cevap vereceksiniz?
Bunun cevabı/izahı olur mu ki, veresin?..
Bunun cevabı, senin ayağa kalkarken “Münafıklık etmeyin” sözünde saklı..
Ben dini kavramları, aktüel tartışmalarda kullanmak istemem..
Ama sen o kavramı kullandığın için tekrarlıyorum..
Akit’in “BDP’ye oy yemini” manşetini yalanlaman..
Ve sonrasında “BDP’ye oy verilmiştir” itirafını yaparak durumu kabul etmen..
Tam da, senin ayağa kalkarken sarfettiğin o kavramı hatırlatıyor, Ekrem..
Sen, Özmen’in sorusunun sonucunda geleceği noktayı çaktın..
Deşifre olacak fotoğrafı gördün..
Ve işaret fişeğini verdin.
Mehmet Özmen tartaklandı..
Konu deşifre olmaktan (o anlık) kurtuldu..
Değil mi Ekrem?
Yalansa, “Yalan” de..
İstersen tiye al. Alay et, kafa bul..
Ama gerçek bu..
Yalanladığınız Akit’in manşetinin doğruluğu ispatlandı..
“Tekzibe doymayan Akit” diye suçladığın gazeteyi, 6 ay sonra doğrulamak zorunda kaldın..
Bunun ağırlığı altında ezilirken, kurtuluşu; “saldırmak”ta buldun..
Değil mi Ekrem?
Yalan mı Ekrem?







