--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Başkan, hemşehricilik için mi itiraz ediyor?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Hakim-savcıları ilgilendiren yargı paketi TBMM Genel Kurulu’na gelmiş..

En önemli değişiklikler, Yargıtay ve Danıştay’daki üye sayısının artırılması..

Ve Yargıtay’daki tetkik hakimlerinin, direkt HSYK tarafından atanması..

Önce Yargıtay üye sayısından başlayalım..

Üye sayısının artırılması, bir ihtiyaç mı?

Somut bir örnek vereyim, ihtiyaç olup olmadığına siz karar verin..

Aydın Doğan’ın, “kağıt üçkağıdı” davası vardı, biliyorsunuz.

Milyonlarca dolarlık, küçük yatırımcı aleyhine yolsuzluk iddialı bir ceza davası..

Hani 17 Aralık darbe sürecinde de, montajlı tapelerde Başbakan Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı’na bu davayı soruyor, sanıkların hakimlere etki etme ihtimali hakkında bilgi istiyordu: “Ne oldu, beraat etti adam?..”

Adalet Bakanı da cevap veriyordu..

“Şimdi dosya Ceza Genel Kurulu’na gelecek. Orda davaya etki edemezler artık!”

Evet, etki etmeleri biraz zor ama..

Bir yılı aşkın süredir, Ceza Genel Kurulu’nda, o dosya bekliyor..

Dile kolay.

Savcılık aşamasında aylarca incelenmiş, SPK uzun raporlar hazırlamış, tafsilatlı bir iddianame ile konu mahkemeye intikal etmiş.

Yerel mahkeme davayı yıllarca sürdürmüş.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi’ne gelmiş, orda da aylarca incelenmiş, ayrıntılı bir bozma kararı verilmiş.

Yerel mahkeme, dosyayı bozma sonrasında tekrar bir yıl incelemiş, beraatte ısrar etmiş. 

Bu kadar uzun bir yargılama süreci olan dosyada, her şeyi ayrıntıları ile delillendirilmiş bir dosyada, Ceza Genel Kurulu bir yıldır karar veremiyor..

Tarihi tam vereyim..

Yargıtay Başsavcılığı’na geliş tarihi 25.9.2013..

Yargıtay ceza Genel Kurulu’na geliş tarihi de 23.10.2013..

Bir yılı da geçirmişiz, sizin anlayacağınız.

Peki, niye bir yılı aşkın süredir, karar verilemiyor?

Yargıtay çevrelerinden aldığımız bilgiye göre, iş yükü fazla..

O zaman buyurun, üye sayısı artırılsın.

Dosyalar yıllarca bekletilmesin.

Suçlar zamanaşımına uğrayıp, sanıklar cezadan yırtmasın..

Ama bakıyoruz, Yargıtay Başkanı eleştiriyor, üye sayısının artırılmasını..

Niye ki acaba?

Şaşırdım kaldım..

Bir Yargıtay Başkanı, kurumuna gelen dosyanın, yıllarca bekletilmesinden gurur duyabilir mi? Dosyaların zamanaşımına uğratılmasından, sanıkların ceza almadan kurtulmasından sevinç duyabilir mi?

Niye ki, üye sayısının artışına karşı çıkışı?

Ben anlayamadım..

İzah ederlerse, seviniriz. 

•

Yargı paketindeki ikinci önemli değişiklik ise, Yargıtay’ın esas yükünü taşıyan tetkik hakimlerinin, Yargıtay’ın görüşüne gerek olmaksızın,  HSYK tarafından atanabilecek olması.

Önce teknik bir bilgi vereyim.

HSYK, Yargıtay üyelerini de, kimseye sormadan belirliyor. Sadece, objektif şartları taşımaları yeterli..

Ne Yargıtay’dan görüş alıyor.

Ne de, bir başka kurumdan..

Bakıyor ihtiyaca.

Bakıyor, objektif şartları taşıyanların listesine..

İhtiyaç kadarınca üyeyi belirliyor ve seçiyor..

Bu bilgiden sonra, gelelim Yargıtay Başkanı’nın bu konudaki itirazına..

Yargıtay Başkanı Ali Alkan, uzun bir açıklama ile buna da karşı çıkıp demiş ki: “Mevcut düzenlemelere göre hâkimlerimizin ve Cumhuriyet savcılarımızın Yargıtay’a atanması ve ayrılmasında kurumsal muvafakat ve görüş gerekmektedir. Yargıtay tetkik hâkimliği ve cumhuriyet savcılığının üst düzey bir performans gerektirdiği, yıllar içinde oluşan uzmanlıkları ile kurumsal hafızanın önemli bir bölümünü teşkil ettikleri, daireler ve başsavcılığımızın muvafakat ve görüş bildirme işlemlerinde bu uzmanlık düzeyi ve toplam kalitenin gözetilmek zorunda olduğunu adalet teşkilatımızın tüm çalışanları bilmektedir. O halde, bu muvafakat ve görüş işlemini kaldırarak, kanun yolları incelemesinde uzmanlaşmış insan kaynaklarını atama ve görevden alma işlemlerinde, Yargıtay’ı kurumsal olarak devre dışı bırakmanın makul, meşru ve devlet geleneği kapsamında bir açıklaması bulunmamaktadır.”

Adli yıl açılış töreninde, eski adalet bakanlarından M. Ali Şahin’e cevap yetiştiren Yargıtay Başkanı’na, bir okurumuzun gönderdiği bilgi üzerine bir soru sormuş, ama cevap alamamıştım.

Şimdi Sayın Alkan’ın, tetkik hakimlerinin kendi görüşleri alınmadan Yargıtay’a atanmasına yüksek sesle karşı çıkması vesilesi ile, kendisine tekrar soralım.. 

Yargıtay’ın görüşü alınarak atanan tetkik hakimlerinden birisi; bar, pavyon, kumar demeksizin her türlü fecaate imza attıktan sonra, bir de cinayet işlemişti..

Adı da Serhat Tercan idi..

“Yüzlerce hakimin olduğu yerde, böyle şeyler olabilir” diyeceksiniz.

Evet olabilir de..

Bir de o tetkik hakimi, Başkanımızın hemşehrisi ise..

İşte orda durup düşünmemiz lazım..

Sayın Başkan, hemşehrilerini bundan sonra tetkik hakimi olarak atanmasını sağlayamayacağı için mi rahatsız oldu acaba?

Cinayet işleyecek kadar sıkıntılı isimlerin bile, hemşehricilik uğruna, Yargıtay’a gelmesi için mi itiraz ediliyor değişikliğe?

Buyursun açıklasın Sayın Başkan..

Biz de öğrenelim, sıkıntının ne olduğunu..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle