“Barış, oldubittiye gelmez”-“Apar topar barış”-“Mekke anlaşması yeni savaş”!
“Barış, oldubittiye gelmez”-“Apar topar barış”-“Mekke anlaşması yeni savaş”!
ALİKARAHASANOĞLU
Nasıl ki “Barış oldubittiye gelmez” diyorlarsa..
Mekke anlaşması için de..
“Yeni savaş demek” başlığı atıyorlar.Şaka yapmıyorum.
Dün, PKK’lı teröristlere silah bıraktırma amacı ile yapılan girişimleri, “Barış oldubittiyle olmaz” diyenleri yazmıştım.
Bugün de, daha global bir şekilde, Ortadoğu’da yabancı güçlerin cahilce yapacakları bir saldırıyı önlemek ve caydırıcılık olması amacıyla imzalanan anlaşmayı, “yeni savaş” olarak nitelendirenler çıktı..
Daha net söyleyelim..
Birgün gazetesinde “Mekke Anlaşması yeni savaş demek” diyenleri ifşa edelim..
Ama önce, dün köşemize taşıdığımız, sözde sanatçıların, ülkenin sözde önde giden adamlarının “Oldubittiyle barış olmaz” başlıklı bildirilerine, dün Sözcü gazetesinin sürmanşetinden “Apar topar barış” başlıklı utanç dolu haberinin rezilliğini de ekleyelim..
Diyor ki Sözcü gazetesi, “Açılım yasasına imza atan AKP, MHP, DEM, CHP ve HÜDA-Par’ın sebebi belirsiz bir acelesi var!”
Şimdi bu alçaklığa, altını çizerek söylüyorum, bu yapılan çok net bir alçaklıktır; buna itiraz etmezsek, büyük bir vebal altına girmiş olmaz mıyız?
Alçaklığa “alçaklık” demek de, ne suçtur ne de kabahat..
Niçin “alçaklık” diyorum?
Barışa giden yolda, acele etmek gereklidir ama..
Şu an; o acelenin yapıldığını iddia etmek bile mümkün değildir.
Yani yaşanılanları, “niye daha acele hareket ederek, sonuca ulaştırmıyorsunuz” diyerek eleştirmek, doğrudur, haklıdır da..
“Acele ediyorsunuz” demek, “ateş düşen evlerin sayısı artsın” demektir..
Sizce de öyle değil midir?
Sayın Devlet Bahçeli’nin, ilk adımı atmasının üzerinden bugün itibari ile 22 aydır, PKK silah kullanmıyor iken..
Evlerimize şehid haberi gelmiyor iken..
“Nasıl oluyor, nasıl oluyor. Niye ‘Şehidin babasının ayakkabısı yoktu, terlikle cenazeye geldi’ diyerek, şehid haberleri yapamıyoruz” dercesine kuduran bir zihniyet..
“Nasıl oluyor, nasıl oluyor da. Terör örgütünün saldırı haberleri gelmiyor. Sıvasız evinin duvarına, Türk bayrağı asılan şehidin babası, ‘Devlet sağolsun’ dedi” haberlerini niye yapamıyoruz” diye dövündükleri bir aşamada.
Çakallar, bir fırsat bulup, saldırı yapmanın hazırlığı ve süreci baltalamaya çalıştığı bir dönemde..
“Apar topar barış” demek..
Alçaklıktır..
İyi Partisi ile, TİP’i, aynı noktada buluşuyorlar..
Daha düne kadar DEM ile tek liste altında seçime giren, CHP ile birlikte Cumhurbaşkanı adaylığında buluşan TİP’, Komünist Partisi, şimdi barışa itiraz ettikleri gibi.
Birgün’ün birinci sayfasından attıkları başlıkla da, “MeKke Anlaşması’na, tam da Amerikan ağzı ile damgayı vuruyorlar: “Yeni savaş demektir.”
Bu konuda, Yeni Asya’daki dostları tebrik edelim, Birgün’lü dostlarından ayrılarak, Mekke Anlaşması için, “Hayırlı olsun” manşetini atmışlar..
“Hedef, huzur ve kardeşlik” diyerek de devam etmişler.
Hah işte..
Seçimde yaptığınız gibi, müslümanların birlik olmasından rahatsızlık duyanlarla değil, önce müslümanlar arasında, sonra da tüm insanlar arasında barışı getirecek anlaşmalara imza atanlarla aynı safta olun..
Milli Gazete ise, ya merakını gidermek için, ya da “Erbakan hocamızın tüm hedeflerini, Tayyip Erdoğan tek tek hayata geçiriyor. Bizim bu işte bir kılçıklık yapmamız gerekir. Ne yapalım, ne yapalım, nereye itiraz edelim” diye uzun düşünmeleri sonrasında, şu manşeti atmışlar:
“Mekke’de imzalar atıldı. Şimdi sıra kritik sorularda! İran, Suudi Arabistan’daki ABD üslerini vurursa, Türkiye ne yapacak? Mekke anlaşmasının ilk sınavı İran.”
Devam etmişler, “Müslüman coğrafyası kağıt üstündeki metinlerden değil, siyonist ve haçlı tehdidine karşı fiili ve samimi bir birlikten medet bekliyor!”
Ne güzel değil mi?
Milli Gazete daha ilerisini, fiili bir birlikteliği savunuyor.
Ama fiili birliktelik, önce yazılı anlaşmadan geçmiyor mu?
Yazılı anlaşma bunun ilk noktası.
Sonrasında da, gerçek bir fiili birliktelik gelecek.
O zaman, Milli Gazete, kritik sorularla, kime hizmet etmeye soyunuyor?
Birgün gibi, “Yeni savaş” mantığını sergileyenler var iken.
Ve o mantıkla hareket edenlerle, Milli Gazete paralel bir siyaset yürütüp, aynı adaya 2023 seçimlerinde oy verilmesini istediği halde..
Şimdi Milli Gazete, kimden yana oluyor?
Anlaşmanın özetini yapalım:
“Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek silahlı saldırı, hepsine karşı yapılmış sayılacak.”
Dolayısı ile, Suudi Arabistan ülkesindeki ABD üssü, Suudi Arabistan demek olmadığına göre, Milli Gazete’nin sorusuna hemen cevap verelim:
“Ne Suudi Arabistan bu ABD üssüne yapılan saldırıyı, kendisine yapılmış saldırı olarak nitelendirecek. Ne de Türkiye, bu noktada, İran’a karşı, Suudi Arabistan ile birlikte savunmaya soyunacak. ABD kendi üssünü, kendisi savunabiliyorsa, İran’a karşı savunacak.”
Tamam mıyız, Milli Gazete.
Ki, bugüne kadar yaşanılanlar da bunu gösteriyor..
İran, Suudi Arabistan da dahil, Körfez ülkelerindeki birçok ABD üssüne füze saldırısı düzenledi.
Ama bu ülkelerin hiçbirisi, ABD üssüne yapılan saldırıları, “Bize yapılmış saldırıdır” diyerek, cevaplamadılar.
O zaman, yaşanılan bir olayı bile hatırlamadan, Milli Gazete’nin bu sorusunu cevaplamamızın bile abes olduğunu belirtip, geçelim..
Erbakan hocamızın oğlu Fatih Erbakan’ın sözleri ise, gerçekten ibretlik..
Hani bir uyarı yaparsınız, “şu hususlara/noktalara dikkat edilmesi gerekir” dersiniz. İyiniyetle bunu yaparsınız, canımız kurban.
Ama direkt bu sözleşmeyi ABD’nin eseri gibi göstermeye kalkarsanız, komünistlerle, ateistlerle aynı noktada olursanız, Erbakan hocamızın kemiklerini sızlatırsınız.
Ne demiş, Fatih Erbakan, birlikte okuyalım:
“ABD ve İsrail bölgedeki Müslüman ülkeleri İran’a karşı vekil güçler olarak kullanmak istemektedir. ABD etkisiyle imzalanan Mekke Anlaşması’nı da bu kapsamda değerlendirmek gereklidir. Anlaşmanın isminin de bu asıl amacı perdelemek için özellikle seçildiği anlaşılmaktadır.”
Bunu söyleyen Fatih Erbakan’a soralım:
“Sakın bu anlaşma, İsrail’in Suudi Arabistan’a veya Pakistan’a veya cesaret edemez ama Türkiye’ye yönelik saldırısına cevap için imzalanmış olmasın..”
Doğrusu da zaten bu..
Ama doğrusunu biz, Fatih Erbakan’a anlatamıyoruz ki, Birgün’cülere de anlatabilelim..
“Dost ülkeler İslam Natosu’nu kursun” diyenler bile..
ABD’nin olmadığı bir anlaşmanın, bu emperyal devletin baskısı ile imzalandığını söyleyecek kadar, gerçeklerden uzaklaşıyorlar.
Ne diyelim, “Allah hepimize, müslüman firaseti versin..”