Babalar tutuklanmadı ama oğullar tutuklandı
Fon yolsuzluğu ile ilgili olarak en tepedeki isimler tutuklansa da..
Yurt dışına kaçanların sayısı, şu anlık bilindiği kadarıyla, hiç olmasa da..
Yöneticilerin tamamının mal varlıklarına, birinci derece akrabaları da dahil olmak üzere el konulmuş olsa da..
Sorumluların, sadece mevcut mal varlıkları değil, yakın tarihte devrettikleri mal varlıkları da el koymaya dahil olsa da..
Hesaplarda eskiye dönük olarak yapılan araştırmada, şaibeli işlemler için, muhatapları da dahil olmak üzere herkes soruşturma kapsamına alınsa da..
Fon yolsuzluğu soruşturmasında, iktidarın ve yargı makamlarının sanıklara torpil geçtiği gibi bir hava estiriliyor.
Oysa yolsuzluğa el koyan siyasi iktidar.
Kimsenin gözünün yaşına bakmadan tutuklama kararlarını veren yargı makamları.
Başka soruşturmalarda yoğun olarak eleştiriye muhatap olan “mal varlığına tedbir amaçlı el konulması kararları”nı veren yargı organları.
Ama eleştirilen yine onlar.
Bu eleştiri kapsamında, dün Sözcü gazetesindeki başlık hayli dikkat çekiciydi. Olayları nasıl çarpıtabildiklerini göstermesi açısından, sizlere de aktarmak istiyorum.
Başlık şöyle: “TÜSİAD’a kelepçe, fonzilere el pençe.”
Haberde görsel olarak da, geçtiğimiz yıl, TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras’ın yargı makamlarını tahkir etmeye kalkıştığı konuşmadan dolayı gözaltına alınması —hatta fotoğrafta kelepçe görünmüyor ama sanki kelepçelenmiş gibi montunu önüne koyması— ile son fon yolsuzluğunda gözaltına alınan iki kişinin emniyete götürülürken kelepçesiz görüntüleri arasında kıyaslama yapmışlar.
Ömer Aras’ın, “Hukukun üstünlüğü olmazsa ekonomi düzelmez” dediği için gözaltına alındığı da habere eklenmiş.
Buyurun çarpıtmayı gözler önüne serelim.
Birinci çarpıtma:
TÜSİAD’cılara sert davranıldığı, fon yolsuzluğu yapanlara ise torpil geçildiği iddia ediliyor.
Soruyorum: TÜSİAD’cılar tutuklanmış mıydı? Hayır.
Peki, fon yolsuzluğu ile suçlananlar tutuklandılar mı? Evet.
O zaman fon yolsuzluğu yapanlara torpil geçildiği iddiası nereden çıkıyor?
Bu iddia yalan değil mi?
Yalan, hem de kocaman bir yalan!
İkinci bir açıdan daha olayı masaya yatıralım. TÜSİAD’cı Ömer Aras ne diyordu? “Osman Kavala’yı serbest bırakın.”
Yani bir işadamı mahkemelere talimat vermeye kalkıyordu.
İşadamlarının yargı makamlarına talimat vermeye kalkıştığı nerede görülmüş? Buna rağmen yargıya parmak sallayan o patronlara sadece adli kontrol uygulanarak yargılama yapılmıştı.
Fon yolsuzluğuna imza atanlara ise, hem tutuklama, hem mal varlıklarına el koyma, hem de tüm mali işlemlerini sorgulamaya tabi tutma uygulaması yapıldı.
Şunu da belirtelim; patronların oluşturmak istedikleri algıda, sanki ülkede hukuk kuralları işlemiyormuş, onun için de ekonomi düzelmiyormuş gibi bir hava estiriliyordu. İşte somut örneğini gördük. Ekonominin düzelmesini baltalamak isteyenler, tam da ekonomi üzerinden darbelerini vurmaya çalışıyorlar. Bir çırpıda 1 trilyon TL’ye yakın yolsuzluk yaparak, ekonomik sıkıntı oluşturmak isteyenlerin istismar ettikleri kavramların, tam da hukuk kurallarını dolanarak iş yapma çabasından kaynaklandığını görüyoruz.
2013’te Osman Kavala, hukuk kurallarının arkasından dolanarak masum bir sivil eylem gibi gösterdikleri Gezi olayları ile siyasi iktidarı devirmeye kalkışmıştı. Şimdi de fon yolsuzluğu yapanlar, hukuk kurallarının arkasından dolanarak, kendilerine zenginlik alanı oluşturmaya kalkıştılar. Osman Kavala’yı tutuklamak ve cezalandırmak ne kadar gerekliyse, fon yolsuzluğunun faillerini de tutuklamak o kadar zorunludur.
Şunu da söylemek zorundayım: Ömer Aras’ın geçtiğimiz yıl dile getirdiği söylem, fon yolsuzluğu operasyonuyla çöp oldu.
Ömer bey, “Hukuk düzelmeden ekonomi düzelmez” diyordu değil mi?
Son yolsuzluk olayında baş aktör hukuk mu, ekonomi alanındaki aktörlerin ahlaksızlığı mı? Fon yolsuzluğu gibi üç tane yolsuzluk arka arkaya gelse, ülkede ekonomi diye bir şey kalmaz.
Dünya genelinden de bir örnek görecek olursak; İsrail’in, Amerika’nın, Almanya’nın ekonomileri şu an düzgün gibi görünüyor.
Peki, hukuk sistemleri düzgün mü? Gazze’de soykırım yapan bir terör devletine ve ona yardım eden terör şakşakçılarına hukuka bağlı ülkeler nasıl denilebilir?
Ama ekonomileri düzgün.
En azından dışarıdan bakıldığı zaman böyle demek mümkün.
Bu açıdan da TÜSİAD patronu Ömer Aras‘ın söylemi siyasi bir söylemdi ve siyasi iktidara zarar vermek için gerçeklerin çarpıtıldığı bir tahrifat yaklaşımıydı.
TÜSİAD patronu Ömer Aras ve benzerlerine soracak olursak, fon yolsuzluğu yapanları cezaevine bile koymamak gerekir. Bunların söylemlerine göre “ekonomik suçların cezası, ekonomik olmalı.” Yani bu tür yolsuzluk yapanlara tutuklama kararı değil, para cezası verilmeli.
TÜSİAD’çı patronlar böyle diyorlar. Paraları da kaçırdıysa üzerine bir bardak soğuk su içersiniz, olur biter!
Fon yolsuzluğunda da gördük ki, ekonomik suçların cezası sadece para ile sınırlı kalırsa, büyük istismarlar yaşanabilir. Hele hele beşerî hukuk sistemlerinde, dünyada yapılan kul hakkına girme suçlarının ahirette mutlaka cezası olacağına dair bir inanç sistemine sırtını dönen laikçi yapılarda, ekonomik suçun cezasının para cezası olması gerektiği algısı, bu son fon yolsuzluğu örneğinde, tümüyle iflas ediyor.
Cumhuriyet gazetesi de fon yolsuzluğuna karışan isimlerin eski yıllardaki uzantıları ile ilgili bir kıyaslama yapmaya kalkışmış. “Babaları da yargılanmıştı” diyerek Emre Tezmen ve babası Oğuz Tezmen üzerinden, eski dönemdeki yolsuzluk ile bugünkü yolsuzluğun kıyaslaması yapılmış. Yine Emre ve Kerem Alkin kardeşler ile babaları Erdoğan Alkin üzerinden eski dönemlerdeki yolsuzlukla bugünkü yolsuzluğun kıyaslaması yapılmış.
Ama bir ayrıntı atlanmış: Eski tarihteki yolsuzluklarda, benzer vahamet olduğu halde baba Oğuz Tezmen tutuklanmamıştı, şimdi oğlu Emre Tezmen ise tutuklandı. Eski dönemde Erdoğan Alkin gözaltına alındı ama tutuklanmadı; oğulları Kerem ve Emre Alkin ise tutuklandı.
Bu gerçek de bugünkü siyasi iktidarın yolsuzlukların üzerine ne kadar ciddi şekilde gittiğinin delilidir.







