Babamdan neler öğrendim?
Dün, babamın vefatının 17. yılı idi.
Herkes için “baba” önemlidir.
“Ama benim babam başka idi” türünden klasik bir cümle kurmama gerek yok..
Herkes için kendi babası “bir başka”dır..
Ben kendi adıma, “başka” olarak gördüğüm babamı anlatayım..
•
Kendi halinde bir Anadolu insanı..
Hiçbir ek geliri yok..
Göç ettiği İstanbul’da, asgari ücretle, 5 çocuk büyütüyor..
“Bereket”in varlığını, gerçekliğini, onun canlı hayatı/örnekliği ile öğrendim.
•
Yoldaki taşın kaldırılmasının ibadet olduğunu, ondan öğrendim.
Evet, bu konuda bir Hadis-i Şerif var..
Ama; kaç baba, o Hadis-i Şerif’i, fiili hayatında da uygulamış, gerçekten yoldaki bir taşı alıp kaldırmış, sonra da çocuğuna, “Bu taşı, insanlara zarar vermemesi için burdan kaldırmak sevaptır.. Bu bir ibadettir” demiştir?
Kaç kişi, bu “ibadet”i; çocuğuna örnekleyerek öğretmiştir?
•
Sık sık kıssalar anlatırdı..
Bir medreseye, bir okula gitmişliği yok..
Ne varsa, hepsi camii vaazlarından öğrendikleri..
Peygamber kıssaları..
Büyüklerden menkıbeler..
Anonim hale gelen şiirler..
Ama herbiri, bir çocuğun beyninde, kişilik taşları oluşturan cinsten..
Ben “kaç bin defa” diyeyim..
Siz kaç yüz defa deyin..
Öyle, “Gel sana anlatayım” diye ısmarlama değil.
Mutlaka yaşanan bir olayın sonrasında.
O olayla bağlantısını kurarak..
“Öğretme”nin tüm unsurlarını içinde barındırarak..
Mesela, aktardığı şiirlerden birisi..
Sonradan öğrendim, Diyarbakırlı Said Paşa’ya aitmiş..
“Sen usandırma eli, el de usandırmaz seni
Hilekârlık eyleme kimse dolandırmaz seni
Dest-i a’dâdan soğuk su içme kandırmaz seni
Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni
Müstakîm ol Hazret-i Allâh utandırmaz seni”
•
Birisine zorluk çıkartan bir davranış içinde mi olduk..
Ev içinde de olsa, mızıkçılık mı yapmaya kalkıştık..
“Sen usandırma eli, el de usandırmaz seni” diye başlar..
Başkasının size gösterdiği zorluğun arka planında, aslında sizin kendi davranışınızın olduğunu anlatır..
O an hemen davranışınızı değiştirmeseniz bile..
Kendi içinizde sorgulamasını yaparsınız..
“Doğru davranış”ın ne olduğunu, “kimseye zorluk çıkartmama” ekseninde tespit edersiniz..
•
Birisinin “hile ile, desise ile menfaat elde ettiği”ne, farkında olmaksızın, övgü anlamında bir sohbete mi daldınız?
Veya bir başka seferinde, kendimizde hiçbir kusur olmadığını ima ederek, kandırıldığımızı anlatmaya mı kalkıştık?
“Hilekârlık eyleme, kimse dolandırmaz seni” diye başlar, dolandırılmak istemiyorsan, bir “üst el”in seni korumasını istiyorsan, senin de hiçbir şartta kimseye yanlış yapmaman gerektiğini beynine işler..
•
Hararet bastırdığında, düşmanın soğuk suyunu içerek rahatlayamayacağını;
“Dest-i a’dâdan soğuk su içme kandırmaz seni” ile anlatır..
Ve her zaman, her şartta yapman gereken davranışın “doğruluk” olduğu mesajını,
“Müstakim ol, hazreti Allah utandırmaz seni” ile verir..
“Müstakim ol” derken..
Doğruluğun nasıl “vazgeçilmez” olduğunu, öyle bir anlatır ki.. Hırsız gelip sana sorduğunda, “neyin var” diye.. “Doğrusunu söyle, korkma.. Nihai noktada zarar etmezsin” mesajını, üç-dört değişik kıssa ile teyid ederek anlatır..
Abdülkadir Geylani’ye atfedilen, “eşkıyaya karşı bile, taşıdığın altını kendiliğinden söyleyen çocuk” örneğini anlatır, doğruluğun önemini daha küçücükken hafızana nakşeder...
Yani kuru kuruya bir şiirle değil..
İlave unsurlarıyla da..
Dürüstlüğü, kişiliğinize işler.
•
Babamın vefatından bu yana 17 yıl olmuş.
Bu süre içinde yaşananlardan, neleri görmesini, neleri görmemesini isterdim, diye düşündüm..
Rahmetli babam, 28 Şubat’ın en netameli günlerinde vefat etti..
Zorbalar her bir adım ileri gittiklerinde, “Bunu da mı yaptılar!” der, dertlenirdi..
O zorbalıkların her birinin, bugün adım adım kaldırıldığını görmesini isterdim..
Başörtü yasağının, üniversitelerde kaldırıldığını.. Memurların bile başörtü takabildiklerini.. Hakim Savcılar Yüksek Kurulu’nda artık başörtülü bir üye olduğunu görmesini isterdim..
Ama.. Defalarca vaazlarına gittiği.. Bize de övgü ile bahsettiği.. Fetullah Gülen’in, bugünlerde ülkeyi içine düşürdüğü fesat ortamını görmesini istemezdim..
28 Şubat’ın olumsuzluklarının yıllar sonra ancak kalktığı bu dönemde, dindar insanların birbirinin kuyusunu kazmaya çalıştığı görüntüsü oluşan son aylardaki “hayâl kırıklığı” sürecini, görmesini istemezdim.
•
Allah, hepimizin ölmüşlerine rahmet eylesin.
Amin.







