Aynı fotoğraf Madımak’ta çekilse beraat çıkar mıydı?
Taksim Meydanı’nda..
Gezi isyanına katılan teröristler tarafından ters çevrilmiş ve yakılmaya çalışılmış bir polis aracının üzerine çıkan Av. Yeşinil Yeşilyurt, yanında bir bayan ile birlikte, zafer işareti yapıyor..
Olayların üzerinden günler, aylar geçmiş değil..
Olaylar devam ediyor..
İnsanlar yaralanıyor, ölenler var..
Evler, arabalar yakılıyor, milyonlarca liralık kamu zararı oluşuyor..
Böylesi bir süreç içinde iken..
O görüntü veriliyor..
Fotoğraf çekiliyor..
Fotoğraf, sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanıyor.
Akit bu fotoğrafı haber yapıyor..
İstanbul Barosu’nda Avukat Hakları Merkezi’nde de görevli olan bu avukata dava açılıyor.
“Suçu övme” suçundan..
Avukat kızımız savunma yapıyor: “Nazi kampı önünde fotoğraf çektirsem faşizmle mi yargılanacağım?”
Hakim bey diyemiyor: “Hitler, insanları kampa toplayıp, katlederken.. Katliam sürerken sen gidip, o kampın önünde aynı görüntüyü verirsen. Faşizm ne demek? Katliama destekten yargılanırsın! Ama olayların üzerinden 70 sene geçtikten sonra o fotoğrafı çektirirsen, ne katliamla yargılanırsın, ne de faşizmle..”
•
Avukat kızımız, gösterilen delile de itiraz etmiş..
“Benim evimdeki fotoğrafı alamayacağı gibi, sosyal ağlardaki fotoğrafımı da alamaz. Instagram hesabından fotoğrafı da kopyalayamaz. Ben milyonlar gibi orada hatıra fotoğrafı çektirdim.”
Bak kızım..
O fotoğrafı kimse senin evinden almadı.
Daha çok insan sokağa çıkıp, Gezi isyanına katılması için.. Sokaktaki olayları, yakmaları-yıkmaları normal göstermek için.. Sen o fotoğraftaki görüntüyü verdin. Fotoğrafı çektirdin. Herkese açık sosyal paylaşım ağında yayınladın..
Senin evine girebilmemiz için, kapınızı kırmamız lazım.
Kapında bir iz var mı?
Yok.
Senin sosyal ağdaki özel hesabın illegal saldırıya uğrayıp mı o fotoğraf alınmış?
Hayır..
O zaman, niye çarpıtıyorsun?
•
Kaldı ki..
O fotoğraf, suçun kendisi değil..
Fotoğraf; suçun delili.
Ortada o fotoğraf olmasaydı.. İki tane şahit gelip, o fotoğraftaki görüntüyü tarif ederek, “Yeşinil, ters döndürülmüş polis aracının üzerine çıkıp, zafer işareti yaptı” deseydiler..
“Suçu övme” kısmı açısından, yine aynı suçtan yargılanman gerekirdi..
Ortada fotoğraf olunca. Hem inkar etmen imkansızlaşıyor. Hem de o fotoğraf sosyal medyada yayınlanarak, binlerce insanın da sokağa çıkması tahrik edildiği için.. Eylemin vahameti artıyor..
Anladın mı kızım?
•
Dünkü duruşmaya, onlarca avukat katılıp, Yeşinil’e destek vermiş..
Neler demişler neler..
Özgür Urfa isimli bir avukat, “Siyasi iktidar yargıyı kullanarak toplumsal muhalefeti bastırmaya çalışmaktadır” demiş..
Hayret etmemek elde değil..
İsyancılar, polis aracını ters çevirecek. Yakmaya çalışacak. Hukukçu olduğunu söyleyen bir bayan da o polis aracının üzerine çıkıp, zafer işareti yapacak. Sonra da insanlarla alay edercesine, “İktidar, muhalefeti bastırmak istiyor” diyecekler..
Allah’ım.. Aklımı koru benim!
Ardından İstanbul Baro Başkanlığı’na da soyunan Av. Ayhan Erdoğan savunmasına başlamış: “Savcı araştırmayı iyi yapamamıştır. Dosyada delil olarak sunulan sözde delil kanuna aykırı elde edilmiştir!”
Ah be Ayhan’ım benim..
Sanık kabul ediyor, o fotoğrafta verdiği görüntüyü.. Daha fotoğrafı mı kalmış, delili mi kalmış?
Sen hangi kış uykusundasın?
Sonraki avukatımız daha ilginç.
Hrant Dink’in öldürülmesinde, “devlet niye tedbir almadı” diye, hesap sormaya kalkan Arzu Becerik hanım, Gezi isyanında ise, tam tersi role bürünüyor: “Devlet her şeye ne karışıyor, bırakın isteyen istediğini yapsın.”
Şöyle ifade ediyor, savunmasını: “Düşünce özgürlüğü demek beğenmediğimize tahammül etmek demektir. Bu dava, suçu ve suçluyu övme değil düşünce özgürlüğü davasıdır!”
Bizim mi gözümüz çarpık görüyor. Bu baylar-bayanlar mı kör?
Polis aracı ters çevrilmiş. Polis aracının üzerine yazılar yazılmış.. O aracın üzerine çıkılıp, yumruk sıkılıyor, zafer işareti yapılıyor.. Avukat hanım diyor ki: “Düşünce özgürlüğü!”
•
Bu arkadaşlar, şu vereceğim örnekte de, aynı tavrı sergilesinler.. Hepsinin gidip ellerinden öpeceğim..
Diyelim ki.. 2 Temmuz 1993’teyiz. Madımak’ta gösteriler yapılmış.
Otel önündeki araç ters çevrilip, yakılmış. Oteldeki 34 insan o yangında ölmüş. 3 kişi de tabanca kurşunu ile can vermiş.
Bu saatlerde..
Herhangi bir kişi, otel önündeki o ters çevrilmiş aracın üzerine çıkıp, yumruğunu sıkıp, zafer işareti yapmış. Fotoğrafı çekilmiş, sosyal medyada paylaşılmış. “Direnip, kazanacağız” türünden tanıtımlarla..
Ben Allah’a inanıyorum da.. Siz neye inanıyorsanız, onun üzerine yemin edin.
Bir bardak suda, boğmaz mısınız o kişiyi!
Suçu övmek ne demek?
37 kişinin katili olarak, müebbet hapis verdirmez misiniz, aracın üzerine çıkan o kişiye!
“Gezi isyanında 37 kişi mi öldü” demeyin sakın.
9 kişi öldü..
10 kişi gözünü kaybetti. Onlarca insanın organ kaybı var.. Milyonlarca liralık maddi hasar oluştu..
Çağrımı yineliyorum. Madımak’taki ters çevrilmiş aracın üzerine çıkıp zafer işareti yapan için “Düşünce açıklamasıdır” der misiniz?
Der iseniz..
Tüm itirazlarımı geri aldım.. Adreslerinizi verin, elinizi öpmeye geleyim..







