Ahlaksız yasağın failleri, mahkemede hesap veriyor
Dün İstanbul Barosu’nun tarihe geçecek, yüzyıllar da geçse utanılacak ahlaksız uygulamasının duruşması vardı..
“Ahlaksız uygulama” tanımlamasını, ağır bulanlar çıkabilir.
İyi de başka ne diyebilirim?
Bir bayan..
Hukuk fakültesini bitirmiş.
Aynı konumdaki diğer arkadaşları gibi, avukatlık ruhsatı alabilmek için, staj aşamasında “Baro Staj Eğitim Merkezi”ndeki derslere katılmak istiyor.
Ama, bir despot..
Bir yasakçı..
Bir utanmaz görevli..
Başörtülü avukat stajyerine, “Sen bu başörtü ile derse giremezsin” diyor..
Aşağılık herife bakın.
Ahlaksız adama bakın..
Bir bayanı..
Başını örttüğü gerekçesi ile..
Avukatlık yapabilmesi için geçmesi gereken bir aşamada, elemeye kalkıyor..
O avukat adayının, 4 yıl boyunca alnının teri ile okuyup bitirdiği hukuk fakültesi diplomasını, fiilen çöpe atmış gibi oluyor..
“Senin avukatlık yapma hakkını, elinden alıyorum” demiş oluyor..
Bu yasakçı uygulama hangi zaman diliminde..
Ve hangi ülkede oluyor?
Halkın % 52 oyunu aldığı halde..
Kimsenin mini eteğine.. Kimsenin açık başına karışılmadığı halde..
“Bize şunu diyemezsin.. Bize bunu diyemezsin. Bize onu dayatamazsın. Bize bunu dayatamazsın” diyerek Cumhurbaşkanı’na höykürülen ülkede..
Kimsenin gittiği bara.. Kimsenin gitti pavyona.. Kimsenin gittiği diskoteğe karışılmadığı halde.. Kimsenin hürriyeti, siyasi iktidar tarafından kısıtlanmadığı halde..
“Biz seni istemiyoruz yaaa. İstemiyoruz işte.. Bizim özgürlüklerimiz var.. Bizim hürriyetimiz var” denilerek, % 50 oy almış siyasi partinin devrilip, onun yerine % 25 oy almış siyasi partinin iktidara getirilmek istendiği ülkede..
% 25’lik kesimi temsil edenler yapıyor, bu alçaklığı..
•
Dün, bu alçakça yasağın sorumluları, hakim önüne çıktılar..
İstanbul Barosu’nun yöneticileri.
Başta Ümit Kocasakal olmak üzere..
Bu adamlara sorarsanız..
İki kelimeden birisinde.. “Hürriyet. Özgürlük. Hak..” derler..
Alın işte, dünkü mahkeme dosyasından bunların gerçek yüzlerini görün..
Bunların mini eteklerine kimse karışmaz ama..
Onlar, dindar insanların başlarındaki örtüye karışırlar..
“Özgürlük” derler..
Yasakçılığın en ahlaksızcasını uygulamaya kalkarlar..
Merak ettim..
“Acaba sanık sandalyesinde kendilerini ne ile savundular” diye..
Savunamamışlar..
Şov yapmışlar..
Şovmen Turgut Kazan’ı çağırmışlar..
O da, şovunu icra etmiş..
Kazan'ın kızı da avukat. Kızının giydiği mini eteği gerekçe gösterip, İstanbul Barosu’nda birisi, staja almasaydı..
Acaba ne yapardı?
Baronun altını üstüne getirir miydi, getirmez miydi?
Ama şimdi, hakkı yenen başörtülü bir avukat adayı olunca.
Gelmiş mahkemeye..
Yasak koyan. Özgürlükleri kısıtlayan..
Despotluk yapan,..
Krallığa soyunan sanıklara avukatlık yapıyor..
Ne diyor?
Diyeceği bir şey yok..
“Efendim. Mahkemenin başkanı.. Bildiğimiz kadarı ile.. Bazı yazıları medyada çıkan birisi imiş. O yazılarda, bazı temel hak ve özgürlükler konusunda fikir açıklayan bir hakim imiş.. Bu hakim, bu sanıkları yargılayamaz..”
Sonuç?
“Reddi hakim” istiyormuş, şovmen..
“Tamam” diyelim..
O başkan davadan çekilsin..
Bir başka hakim gelsin..
İsterseniz, sizin istediğiniz bir hakim gelsin..
Gelsin de..
Ne diyeceksiniz, nasıl savunacaksınız siz kendinizi, onu söyleyin, yasakçılar..
Tayyip Erdoğan’a “Despot” diyorsunuz.. “Krallığa soyundu” diyorsunuz..
Tayyip Erdoğan, kimin mini eteğini engelledi? Kimi, başının açıklığı sebebi ile işinden etti?
Ama siz.. Tayyip Erdoğan’ın aldığı oyun yarısını bile alamadığınız halde..
Bu ülkenin dörtte üçünün desteklediği başörtüyü, hakimiyetiniz altındaki baroda engellemeye kalktınız.
Hâlâ utanmıyorsunuz. Hâlâ ayak oyunları ile, kendinizi temize çıkartmaya çalışıyorsunuz..
“Charile Hebdo’ya özgürlük” diyorsunuz.
Her konuşmanızı, “Özgürlük” ile başlıyor, “Hürriyet” ile bitiriyorsunuz.
Ama yasakçılığın en ahlaksızcasını yapıyorsunuz..
“Kusura bakmayın. Özür dileriz. Bu kızımızdan da özür dileriz.. Binlerce af!” diyeceğinize.
“Reddi hakim.. Usûli itiraz.. Şekle aykırılık..” türünden bahanelerle maval okuyorsunuz..
Birazcık adam olun.
Birazcık ilkeli olun. Birazcık dürüst olun..
“Başörtü yasakçılığı, ahlaksızlıktır” deyin..
Diyebilin.
Diyemiyorsanız..
Tarih sizi, “Yasakçılar.. Despotluğa soyunan hokkabazlar.. İnsanların kıyafetleri ile meşgul olan, psikolojik sorunlu mahluklar” olarak kaydedecek.
İsterseniz o davadan beraat edin. İsterseniz, usûli gerekçelerle düşme kararı alın.. İsterseniz yıllara yayarak, durumu kurtarın..
Tarih sizi, “Hak hırsızları..” olarak kitaplara geçirecek!







