--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

28 Şubat’ta kandil simidi yerine kemalpaşa tatlısı mı dağıtılıyordu?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Kahkaha üstüne kahkaha atma..

Espri üzerine espri patlatma..

Veya “gırgır” odaklı toplantılarda bulunma..

Bana biraz uzak..

Ama yine de.. İmani noktalara ilişmeyen esprilerden, hepten ilgisiz değilim..

Bu noktada, dikkatimi çekti, okudum..

28 Şubat zulümleri başlığı ile.

Darbe mağdurlarının açtıkları sosyal medya hesabına..

Laikçi kardeşlerimizden sızanlar olmuş..

Kendilerince kafa bulmuşlar..

“O dönem kandillerde hiç kandil simidi dağıtılmadı. Yerine kemalpaşa tatlısı dağıtıldı” diyen mi ararsınız..

“Kırşehir orduevinin önünde fenalaşan hacı dedeme bir subay su yerine sek votka içirdi” diyen mi..

Kafa bulan bulana..

O günleri yaşamayan yeni yetme gezici kardeşlerimiz bu sene olmasa bile..

Belki birkaç sene sonra, “İmam hatipliler üniversite imtihanında 1. olduklarında bile, istedikleri üniversitelere gidemiyordu!” tiviti de atacaklarından eminim.

Onlar kafa bulduklarını sanacaklar ama.. 

İmtihanda birinci olanın, istediği üniversiteye gidememesi, o dönemki gerçeğin bire bir kendisi idi..

Her neyse..

28 Şubat savunucusu laikçiler, kafa bulma amacı ile bu konuyu açtıklarına göre..

Ben de, 28 Şubat’ta yaşadığım birkaç somut gerçek olayı size aktararak onlarla kafa bulayım.

28 Şubat’ın en netameli günlerindeyiz..

Gazetenin sorumlu yazıişleri müdürüyüm.. Hem de avukatı.. DGM’de açılan davalardan nefes alamadığımız günler.. Biraz başedemediğimizden. Biraz imkansızlıktan.. Duruşmaların çoğuna katılamıyoruz.

Mahkemeler de, ifade alınması için tutuklama kararı veriyorlar..

Ben DGM’de bir dosya için duruşmaya gidiyorum.. Bir bakıyorum..

Daha önceden gıyabi tutuklama kararı verilen dosyalardan birkaçının da duruşması olan var..

Hem hazırlıklı değilim.. Hem de “Tutuklamayı zaten vermişler, bari dosya biraz uzasın. Belki ülke rahatlar. Bizim dosya da rahatlar” diyerek.. Tutuklamalı dosyaya girmek istemiyorum.

Mübaşire rica ediyorum..

Gireceğim dosyayı önce aldırtıyorum..

İfademin alınması için tutuklama kararı olan dosya sonraya kalıyor.

Ben ilk duruşmaya girip, sonra vın!

Düşünebiliyor musunuz..

Hakkınızda tutuklama kararı var.  O mahkemede başka dosyadan ifade veriyorsunuz.

Kimse demiyor ki: “Kardeşim, senin bu mahkemede bir de şu dosyadan tutuklaman var.”

Niye anlatıyorum bunu?

28 Şubatçıların nasıl gereksiz şeylerle ilgilenip. Diğer taraftan da acizliklerini göstermek için..

28 Şubatçılar kızacak ama..

28 Şubatçılar devrildikten sonra..

Türkiye’de hızla geçilen UYAP sistemi sayesinde..

Değil, aynı mahkemede ifade vermeyi..

1200 km ötedeki bir adliyede bir icra takibi yapmaya kalksanız.. 

İcra memuru kimlik numaranızı sisteme girdiği an.. Uyarı işareti çıkıyor: “Bu kişi hakkında yakalama kararı var!”

Anında derdest edilip, ilgili mahkemeye götürülüyorsunuz..

İşte bu noktada, ben de 28 Şubatçılarla kafa buluyorum..

Aynı mahkemede, tutuklamam var. Herkes uyuyor.. Ben başka dosyanın ifadesini verip çıkıyorum.. Kimsenin ruhu bile duymuyor!

Hey gidi hey..

Bilimsel takılan 28 Şubatçılar nerde..

Gerici diye alay edilen dindarlar nerde?

•

28 Şubatçılar bizle kafa buluyorlar ama..

Ben onların komik işlerine bir somut örnek daha vereyim..

Yazarımız Yaşar Kaplan, 28 Şubatçıları eleştirdiği yazısı sebebi ile, Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nde tutuklu olarak yargılanıyor.

Sorumlu müdürümüz Murat Balıbey de, aynı dosyada sanık.. Yazarımız tutuklu olduğu için, Murat Balıbey de, İstanbul’dan duruşmaya katılmak üzere Ankara’ya gidiyor.

Ama Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nin bulunduğu askeri alana giremiyor..

Niye?

Kapıdaki askeri görevli.. 

Murat Balıbey’den kimlik istiyor!

O da gazetenin kimliğini gösteriyor.

Yüzbaşının cevabı net: “Akit gazetesi Genelkurmay’a akredite değil.. Giremezsiniz.”

Murat Balıbey ısrar edecek oluyor: “Ben sanığım. Duruşmayı izlemek için gelmedim. Sanık olarak çağırdılar, ben de geldim.”

Yüzbaşı, kendisine verilen, “Akit’ten hiç kimse içeri alınmayacak” kesin emri gereği, sanığı içeri almıyor..

İçerde duruşma başlıyor..

Mahkeme başkanı, Murat Balıbey’in niye gelmediğini avukata soruyor..

“Akit gazetesi akredite olmadığı için, içeri giremedi” denilince..

Tekrar kapıya talimat veriliyor...

Sanık Murat Balıbey, içeri alınıyor!

İşte böyle komik işler..

28 Şubat’ta yaşanan gerçekler..

Bilmiyorum, yeni nesil laikçileri güldürebildim mi?

“Kandil simidi” dağıtımının yasaklandığı, yerine, “kemalpaşa tatlısı” dağıtıldığını ironileştirerek anlatanlara, gerçek hayattan verdiğim iki somut örnek yetti mi?

Yetmedi ise..

Daha çok hikayeler var bizde..

Bir fırsatını bulur, onları da anlatırız!

 

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle