--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

17-25 Aralık darbecilerinden niye tiksiniyorum?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Zaman zaman Gülen sevdalısı kardeşlerimizle, sohbet ediyoruz.

Yüz yüze olmasa da.

Mail ile, telefon yoluyla..

Bir kısmının yüzde yüz samimi olduklarına adım kadar eminim. Ama bu samimiyet, “doğru nokta”da durmak için.. Doğrunun nerde olduğunu tespit edebilmek için yeterli mi?

Görüntü o ki.. Yeterli değil..

“Gülen grubu” olarak tanımlamayayım.

“17-25 Aralık darbesini yapanlar” olarak söyleyeyim..

Nihayetinde, Gülen grubu da, 17 ve 25 Aralık darbe girişimini yapanları cansiperane savundukları için, belki neticede bir şey değişmeyecek ama.

Ben nezaketi elden bırakmayayım..

Ve 17-25 Aralık darbesini yapanlardan, niye tiksindiğimi, somut bir örnekle aktarayım..

•

2007 yılından bu yana işin peşinde idik.

Hatırlıyorsunuzdur, Tuncay Özkan isimli, bir şovmen vardı.. Şimdi CHP’den milletvekili adayı oldu..

Vakit gazetesini Kanaltürk ekranında eline alıp, sonra yere atan bir hokkabaz..

Bakıyorduk.. Para o biçim..

Şu medya grubunda, bu medya grubunda muhabirlik yapan bir adamsın sen..

Hayatında iki tane koyun alıp satmamış bir adamsın..

“Nerden geliyor, bu yoğurdun bolluğu” diye sorsak da, cevap alamıyorduk.

Sonra “Karaman’ın koyunu” sözündeki gibi, yavaş yavaş ortaya çıktı “oyun”u..

Neymiş oyun?

Bu büyük gazeteci.. “Bir kanal kuracağım” deyince.. Koç grubu “Aman aman.. Hemen sizin reklam dakikalarınızı satın alalım. Sona kalırsak, donakalırız.. Size peşin peşin, alın 2 milyon.. Alın 3 milyon” demişler..

Yanlış anlamayın.. Daha ortada yayın falan yok.. Sadece lafı var.. Sadece şirket kuruluş çalışmaları var.. Para ise trink peşin!

•

Hani hatırlatsak Koç’a..

“Sen bütün işlerinde, daha muhatap şirket ortada bile değilken, mal-hizmet alınmadan, böyle paraları peşin ödüyorsan.. Sen tüm servetini, 6 aya kalmaz, tüketirsin” diyeceğiz de..

Yayınlanacak reklam karşılığında yapıldığı ileri sürülen trilyonluk ödemelerin, aslında “Tayyip Erdoğan hükümetini devirme amaçlı” olduğunu bildiğimizden sesimizi kesiyoruz..

Bugün AK Parti iktidarını devirmek için olmadık yalanı atabilen Sözcü gazetesine, nasıl ki Sabancı sayfalar dolusu (dün iki tam sayfa) reklam yayınlatıyorsa.. Aynı gazeteye Koç, bir sayfaya yakın reklam veriyorsa..

2005’te, 2006’da aynı amaçla, çok daha fazlası Tuncay Özkan’ın televizyonuna.. Reklam adı altında aktarılmıştı..

Birazcık uzattık.

“Bu işte Gülen nerde?” diyeceksiniz.

“Tiksinme sebebin ne?” diyeceksiniz.

Efendim, bu reklam adı altında AK Parti’yi devirme operasyonuna mali katkı, paralel yapı emniyet müdürlerinin ve savcılarının dikkatini çeker..

Nitekim paralel yapının telefonlarını dinlediği isimler arasında, Koç’un yetkililerini de görüyorsunuz zaten..

Dinlemişler, tespit etmişler..

Bunun sonu nereye varmalı?

İddianameye..

O var mı? Hayır, yok..

İşte benim tiksinti duyma sebebim bu..

25 Aralık’ın basın bildirisi dağıtan savcısı Muammer Akkaş, aylarca toplanan deliller sonrasında, 30 yılık hukuk hayatımda ilk defa gördüğüm bir yazı ile, paralel emniyet müdürü Nazmi Ardıç’a bir yazı göndermiş: “Delil değerlendirmesi yapılması rica olunur.”

Nazmi Ardıç da, binlerce sayfalık dosyayı, daha sonra paralel yapı şüphelisi sıfatı ile gözaltına alınan bir komisere vermiş. 

Komiserimiz almış binlerce sayfayı.. Savcımız yerine bir rapor hazırlamış. 25 Aralık dosyasındaki dandikten iddialar için “Bizim görevimiz bu. Biz bu suçları soruşturmazsak, o zaman suç işlemiş oluruz” diyen Muammer Akkaş’a verilmiş.

Bundan sonra ne olmalı? Koç grubu yetkilileri aleyhine bir iddianame hazırlanmalı..

İyi de.. Koç’un tepesindekiler, Pensilvanya ile görüşme halinde..

Böyle bir ortamda, paralel yapının mensubu olduğu ileri sürülen savcı, nasıl iddianame hazırlayacak?

Tayyip Erdoğan, Fetullah Gülen’in isteklerine boyun eğmediği için, Pensilvanya’dan gelen talimat gereği, Başbakan’a iddianame hazırlar da..

Koç yetkililerine nasıl hazırlayacak?

Tüh ya..

Ali Koç’u Pensilvanya’ya yollayabilmek için, bu dosyayı hazırlamışlardı.. Amacı gerçekleştirdiler. Koç’a boyun eğdirdiler.. Ama şimdi bu dosya nasıl ortadan kaldırılacak?

Muammer savcımız kolayını şöyle bulmuş.

Daha önce iddianamesi hazırlanıp, derdest olan Ergenekon dosyalarından birisine, bu hazırlık dosyasındaki tüm evrakı yollayarak, konuyu kapatmış.

Dosya böyle kapanır mı?..

Kapanmaz, kapanmasına da..

Ne yapsın yani şimdi? Adam Pensilvanya’ya kadar gidip, bir de yatılı kalmak için “yer müsait mi” araştırmasına girişmiş.

Böyle kaymaklı bir kadayıfı yemek mi lazım, fırında yakmak mı?

Dünyevi göz ile bakarsanız, yemek lazım.

İnançlı insan gözü ile bakarsanız, fırında yakmak lazım.

İşte benim 17-25 Aralık darbesini yapanlardan tiksintim, “tekemmül etmiş dosya” için iddianame hazırlama yerine.. Hocaları ile anlaşma sağlandığı için, sanıkları hakim önüne çıkartmamaları..

•

Bu noktada, sözüm; Gülen’i seven, samimi Müslümanlara..

Buyrun, bu dosyayı hocanıza sorun.. Emniyet müdürlerinize sorun.. Savcılarınıza sorun.. Hakimlerinize sorun..

Anlattıklarım yalan ise.. Hepinizden özür dileyeceğim.  Anlattıklarım doğru ise. Siz özür dilemeyin.. Ama şu darbecilerin yanında durmaktan da vazgeçin!

Vesselam..

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle