THY- Banjul

Seçim hakikatleri

05 Eylül 2018 Çarşamba

Yerel seçim rüzgârı her geçen gün etkisini artırırken, bir gazeteci olarak buhranlı bir iklimde hüzünlerle boğuşma mevsiminin arifesinde olmaktan dolayı irkiliyorum.

Sahte coşku ve yalancı dostluk bulutlarının hep tepemizde dolaştığı, ruhların paslanıp küflenmesi sonucu kalbe hâsıl olan ani isyanların coştuğu hayatın bu dar boğazında, geçmişte yaşadığım seçim süreci istemesem de gözümde canlanmaya başladı.

Düne kadar kimselerin gale almadığı, kapısını açmadığı, hatta ve hatta insan yerine koymadığı parti yönetimindeki görevlilerin çakan şimşekle rağbet görmesi, baş üstünde taşınması ve insan yerine konulması sonucu gurur abidesi olan, sözde demokrasi havarileri olan yönetim erki.

Düne kadar selam vermediği, itibar edip de kelam etmediği, makamına kabul etmediği parti yönetimine gebe olup gelecek endişesiyle kucak açan yerel yöneticiler.

Düne kadar kapısından giremediği, randevusuna itibar edilmediği makamın yemeğine koşarak giden, kişiliğini, gururunu, onurunu, taşıdığı değerleri bir kap yemeğe satan parti idarecileri.

Düne kadar yaprağını açmadığı, kelimesini okumadığı gazeteleri defalarca ziyaret eden, bir satırlık isim bahsine bol miktarda dil döken ve para döken kişiliği eskimiş, yönetimi eskimiş, geleceği kararmış eski yerel yöneticiler ve her şeyi tozpembe gören yeni adaylar.

Adaylıkları sürece ülkenin ve bölgenin derdiyle hemhal olan, düzgün giyimli, anlaşılır bir lisanla konuşan, bilgi ve birikimli görüntüsü veren sözde dolu özde boş olan tipler.

Düne kadar reklam almak için, haber yapmak için kapısını aşındırdığı yerel yöneticilerin eline düştüğünü gören ve “İntikam, intikam” nidalarıyla maddi manevi yıpratma hakkını toptan elde etmeye çalışan uyanık ve becerikli gazeteciler.

Beş yıl boyunca her hal ve şartta ihanet ettiği, maddi ve manevi değerlerini har vurup harman savurduğu gariban halkını hatırlayıp son birkaç ayda günü kurtarmaya çalışarak küçülenler.

Her hal ve şartta gidişinin kesinleştiğini görerek siyasi mezarlıkta yerini hazırlatan fakat “bana yar olmayanı başkasına da yar etmem” anlayışıyla giderayak yönetimini borç batağına sürükleyen, elindeki imkânları eşine, dostuna peşkeş çeken yerel yöneticiler. Horoz ölür, gözü çöplükte kalırmış gerçeğini hayata geçiren çöplük bezirgânları.

Halkın iradesini, güvenini, umutlarını, geleceğini tüketerek büyüdüğünü zanneden, yüceldiğini sanan, onore olduğu kanaati taşıyan, gerçekte ise küçülen sanal kişilikler.

Parti içi demokrasi masalıyla ön seçim yaparak, hiçbir işe yaramadığını bildikleri halde bir işe yaradığı hissini etrafa yaymak isteyen il başkanları.

Adaylık gerçeğinin genel başkanın bir işaretiyle doğru orantılı olduğunu, iki dudağı arasından çıkacak söze bağlı olduğunu, anlık kalem darbeleriyle şekillenen bir imzaya bağlı olduğunu bildiği halde görevlendirildiği bölgede umut tacirliği yapan genel başkan yardımcıları.

Adaleti, hakkı, hukuku, demokrasiyi, eşitliği, paylaşımı her şart ve ortamda savunan fakat seçim sürecini fırsat bilerek sultasını perçinleyen sözde demokrat genel başkanlar.  

Seçim sath-ı mâiline girerken oluşturdukları havuzlara en fazla bağışı yapan aday adayını kamuoyu yoklamasında ilk sıraya oturtarak, değerini havuzda pazarlayan tv kanalları.

Seçim süreci dışında işe yaramazlık duygusunu en küçük hücresinde dahi hisseden bu süreçle birlikte el üstünde gezdirilen ve değeri ölçülemeyen danışmanlar.

Adaylık sürecinin yaşandığı birkaç ay boyunca işleri açıldığı için şükür dualarıyla kazançlarını çoğaltan fotoğrafçılar ve matbaacılar.

Çeşitli ruhsal durumlarda, değişik amaçlarda ve kibir pozisyonlarında aday adaylarının yanlarında dolaşan yağdanlıklar. Geleceğini kurtarma adına savaş verirken her şeyini kaybeden zavallılar.

Ve… Hayallerini, umutlarını, özlemlerini, düşlerini ve gelecek planlarını seçimler üzerine kurarak birkaç ay da olsa mutlu ve umutlu yaşamasını beceren gariban bir topluluk.

Düşüncelerin donduğu, insanın sürekli suskun kalmak istediği, sessizliğin o sessiz çığlığının delice dinlenmek istendiği, gözlerin ardına saklanan damlaların özgürlüğüne kavuşmak için akmayı arzuladığı, haykırışların boğaza düğümlenerek haykırılmak istenen gerçeklerin dışa vurulmadığı bir atmosfer benim güzel ülkemde seçim süreci.

Yazımı yazarken elektronik postama gelen bir mesaj bütün yazdıklarımın tuzu biberi niteliğindeydi:

İki ihtiyar parkta güvercinlere yem atıyorlardı,

Birinci ihtiyar:

- “Şu güvercinlere ne zaman yem atsam, siyasetçileri hatırlıyorum” dedi.

Diğer ihtiyar;

- “Neden?” diye sorunca ekledi;

- “Yerde dolaşırlarken elimizden yiyorlar, havalanınca kafamıza s.ç.yorlar... Nankörler!” 

 

YORUM YAZ

  • imamarüzgarimamarüzgar2 ay önce
    Bizimki de yürek işidir ışık tutma işidir. Amabazen olmasada olur.
  • HukukçuHukukçu2 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki öğrenci kıyımına müdahale edip, kıyımı durdurmanızı, saygılarımızla, istirham ediyoruz.
  • Abdullah sapmazAbdullah sapmaz2 ay önce
    Sayın yorumcu kardeşim haspaya yakışıyor Can'ım diye bir misal anlatılır seninkinde o hesap olmuş hoş değil
  • AnkaraAnkara2 ay önce
    .... siz ayar verseydiniz gerektiği dozda bu kadar açılamazlardı bizde hükümete oy verdik en başından bu yana kadar ...
  • Tarık MengüTarık Mengü2 ay önce
    Hocam sizler ve ak partililer alnı secdeye değen adamlarsınız. Sizlerden de eleştirdiğiniz ak partili yöneticilerden de zarar gelmez. Onlar bu yola baş koydu kefenlerini giyip yola çıktı. Belediye başkanlarının yolsuzluklarından rüşvet aldıklarından filan bahsediliyor. O kadar olur hocam, bal tutan parmağını yalar. Hep vardı. En azından bunların alnı secdeye değiyor. Hiç düşündünüz mü belediye başkanı o makama gelene kadar kaç para harcıyor nelere katlanıyor.Başkan olunca yaptığı yatırımı biraz geri alsın yani, adam o kadar para dökmüş bu yola baş koymuş, o kadar avanta olur hocam. Önemli olan çalışıyor mu, çalsın ama çalışsın.