Peki, ama kim bunlar?
Yerel seçimler için geri sayım devam ederken partilerdeki hazırlıklar da tüm hızıyla sürüyor.
AK Parti grup toplantısında, konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Erdoğan, hazırlıkların devam ettiğini belirttiği konuşmasında, “Kimse bize ‘yakınımdır’ diyerek adaylık teklifiyle gelmesin” uyarısında bulundu ve “adaylıkta ehliyet ve liyakat esastır ve buna göre adımlarımızı atmakta da kararlıyız. Gurur, kibir abidesi insanları bize getirmeyin. Adayın da bir karşılığının olması lazım, sadece partinin karşılığına sığınan bir adaylık değil, aday da prim yapacak. Tuttuğunu koparacak, mütevazı olacak” uyarısında bulundu.
Yine yıllar öncesinde “sadakatin öneminin” sorulması üzerine ise şu cevabı vermişti Erdoğan: “Sadece sadakat yetmiyor. Ehliyet ve liyakat yoksa sadece sadakat olmaz. Hocamın sözü vardı; siyasette tekkeye derviş aramayacaksın, bu işi yapacak ehil insan arayacaksın.”
Numan Kurtulmuş da AK Parti’nin 2019 yerel seçimleri için aday belirlemede beş temel kriterlerinin olduğunu belirterek bunları “ehliyet, liyakat, sadakat, adalet ve tevazu” şeklinde sıralamıştı.
Liyakat, halkta karşılığı olan, tevazu, sadakat, kazanacak aday diyorlar. Dikkat ettiniz mi bilmem ama son dönemde bu değerlerden çok bahsedip, öne çıkarıyorlar. Peki neden?
Nedeni bence çok basit…
İnsanlar “değişim” diyor. AK Parti’de büyük çoğunlukla Erdoğan fenomeninin sırtına yük olarak seçimleri kazanıp, yük olarak duranların varlığını görüyor ve bu yükten kurtulmak istiyorlar. Yani bir özeleştiri, bir sorgulama bekliyorlar.
AK Parti’den, parti kimliği üzerinden güç devşirenlerin tasfiye edilmesini, işe yaramazların arındırılmasını istiyor ve bekliyor millet. Aksi takdirde gönlünden sildiği “kibir abideleri”ne ders vermeye hazırlanan, partinin sırtına yük olanları alaşağı etmeyi arzulayan epeyce bir seçmen var.
AK Parti’yi liyakat ve ehliyeti ile yenileyecek, güç katacak, Türkiye’yi geleceğe taşıyacak, dirilişini ve kalkınmasını hızlandıracak vizyona sahip, kapısı açık olan, gönlü açık olan, sofrası açık olan, yüzü gülen bir ekibe ihtiyaç var.
Halka hizmet Hakk’a hizmettir düsturu ile hareket edecek, halka hesap verebilecek, kendi vicdanında yaptığı işten bir rahatsızlık duymayacak ve bunu seçmeni ile paylaşabilecek, nankörlük etmeyecek liyakatli, vefalı ve sadakatli yeni isimlere ve resimlere ihtiyaç var AK Parti’de.
AK Parti elindeki belediyeleri kaptırmamak, oy oranını korumak dahası artırmak ve sonra da geçmişteki gibi heyecanlı ve gelecek vizyonuna sahip adaylarla yola devam etmek zorundadır.
19 Mart’a gidilirken, adayların proje ve söylemlerinin analiz edilmesi zorunludur. Tabanın sesine kulak verilmeli, tepeden adam atama, bölgeyi bilmeyen, milletin sevmediği kişilerin tavan ataması yapmamalıdır. Erdoğan rüzgârı ile işi götürme büyüsü bozulmalıdır.
Değişim ve gelişime ayak uyduramayan, ben yaptım oldu anlayışıyla devlete ve millete dirsek dayayan, toplumsal tepkiler karşısında duyarsız kalan belediye başkanlarına haddini bildirmek için fırsat kolluyor bu millet.
Artık sorgulayan bir toplumsal yapı, hantal ve verimsiz çalışma tarzlarına tepki gösteren duyarlı insanlar başkaldırmaktadır.
Belediyeyi borçsuz ve de kasası dolu halde alıp, işçisine maaş ödeyemez hale getiren dâhiler mi dersiniz…
Belediyede yapacağı fırıldakları ifşa etmesin diye iç denetmenini yerinden etmeye çalışan düzenbazlar mı dersiniz…
İstanbul’un Sancaklı tepelerinde kadro ihdası yapılıp, işe gitmediği halde kadro sahibi olan ve dört ay sonrasında da kocaman bir şehrin belediyesinde genel sekreter yardımcısı yapılan utanma duygusu olmayan, ar damarı çatlamış takım arkadaşları mı dersiniz…
İstanbul gazinolarında, barlarındaki konsomatrisleri sanatçı diye şehre getiren, bir liralık masrafı on bir lira fatura edip sonrasında da İstanbul’da tavuk çiftliği kuran danışman başkan yeğenleri mi dersiniz…
Bir kısım akrabasını daire başkanı, diğer kısmını da danışman kadrolarına yerleştiren, kardeşinin kayınını da protokol müdürü yapan “becerikli” başkanlar mı dersiniz bu millet hepsini gördü ve not etti.
Bu millet güçlüden yana değil haklıdan yana olmuştur, olacağını haykırmaktadır.
Bu millet korkak ve kaypak olandan değil haktan, haklıdan ve dik duranın tarafında olmuştur ve her daim de olacağını on yedi yıldır beyan etmektedir.
Bu millet nâ-ehillere “hayır” demek için sabırla beklemektedir. Benden söylemesi…







